PazarRSS
04 Eylül 2010 - 17:49

Okul ve zil gülütleri...

Yalvaç Ural 7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLERyural@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Ünlü mizah yazarımız Aziz Nesin, çocuklar için hazırladığı Nasrettin Hoca fıkraları kitabına, “Nasrettin Hoca’dan Gülütler” ismini vermişti. Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğü’nde “gülüt”ün karşısında şöyle yazar: “Bir skece, revüye veya bir eğlence gösterisine eklenen gülünçlü sözler veya durumlar.”
Aziz Nesin “gülüt”ü, burada fıkra anlamında mı kullandı, yoksa Nasrettin Hoca fıkralarını eğlenceli bir gösteri, gülünç sözlerle yüklü bir mini skece benzetti de onun için mi “gülüt” dedi, bilmiyorum. Ama doğrusunu isterseniz, gülüt sözcüğü bana fıkradan daha sıcak geliyor. O yüzden, ben de yazımın başına “Okul ve zil gülütleri” dedim.
* * *
Okul zilleri, geçmişte ağaç saplı küçük bir çandı. Genellikle nöbetçi öğretmenler ya da öğrenciler tarafından çalınırdı. Bazen hademe denilen hizmetliler de çalardı. Daha sonra ziller çıktı. Ardından da ziller öylesine çeşitlendi ki, klasik müzikten tutun, günün pop şarkıları; hatta vapur, insan sesi çıkaran ilginç efektlerle dolu komik aygıtlar biçimine dönüştü: Düğmelisi, uzaktan kumandalısı doldurdu okulları. En son gittiğim bir okulda, bir Amerikan kovboy şarkısıyla çocuklar derse giriyorlardı. Yani, telefon çağrılarındaki melodilerden hiçbir farkı kalmadı okul zillerinin de. Bunun, bizdeki gibi her yerde bu kadar değişkenliğe uğradığını sanmıyorum. En son Almanya’da bir okula söyleşiye gittiğimde, hâlâ okul yöneticilerinin eski tarz bir zille çocukları teneffüse çıkardıklarını gördüm. Hatta okul kapısında da tren istasyonlarındaki gibi koca bir kampana zili vardı...
* * *
Bizde yaşamın her alanında, bu zil işi o kadar abartılmıştır ki, tüpgaz satıcılarından piliç-tavuk satanlara, hatta seyyar satıcılara kadar bir megafon kullanma, zil çalma hastalığı yayılmış gitmekte...
Neyse biz yine konumuza dönelim...
* * *
Zille ilgili okul gülütleri pek çoktur. En basiti, dersi kaynatmak isteyenlerin ilk sorusu zille ilgilidir: “Hocam, ben mi yanlış duydum, yoksa zil mi çaldı?..”
* * *
Öğretmen dersi tamamlamış, zilin çalmasını beklerken öğrencilere şöyle der:
“Çocuklar, neredeyse zil çalacak, içinizde son bir soru sormak isteyen var mı?”
Bir öğrenci parmağını kaldırır:
“Hocam, soracaktım ama, şimdi uzun sürer. Madem zil çalacakmış, en iyisi ben bir dahaki derse sorarım...”
* * *
Zil neredeyse çalmak üzeredir. Öğretmen sınav kâğıtlarını hâlâ vermeyip, son anda sağdan soldan kopya çekerek soruları yanıtlamaya çalışan öğrencilerin elinden kâğıtları zorla toplarken, bir yandan da söylenir:
“Sabahtan beri bir şey yazamadınız, son anda mı aklınıza geldi? Hepiniz, bakıyorum hattat kesildiniz. Neredeyse zil çalacak, bundan sonra ne yazacaksınız ki?”
Bir öğrenci elini kaldırır:
“Hocam, bir şey sorabilir miyim?”
“Sor evladım.”
“Hocam, zilin çalmasına kaç dakika kaldı?”
* * *
Bu da, benim en sevdiğim okul gülütlerinden biridir...
Öğretmen tahtaya bir şeyler yazarken, sınıfın kapısı açılır ve içeri müdürle birlikte bir konuk daha girer. Çocuklar ayağa kalkarlar. Müdür bey yanındaki misafiri öğretmene ve çocuklara tanıtır:
“Çocuklar, müfettiş bey okulumuzu ve sizleri görmeye geldi.”
Müfettiş sorar:
“Nasılsınız çocuklar?”
Bütün sınıf, “Sağ ol!” diye bağırır.
Müfettiş çocuklara oturmalarını söyler:
“Söyleyin bakalım bana, sınıfın en uslusu kim?”
Öğrenciler, sanki sözleşmiş gibi hep bir ağızdan bağırırlar:
“Öğretmeeeen!”

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Kurulu düzene karşı gelmeye ne denir ?
Markapon
©Copyright 2010