Esnaf, sabah erkenden dükkânını açar, müşteri beklemeye başlar. "Müşteri" esnafın "velinimeti"dir, öyle der:
"Müşteri velinimetimizdir!"
Gazetecinin, yazarın da velinimeti olur, vardır: Okurlar... Hem kızarlar, hem okşarlar, sık sık da bir şeyler sorarlar, bazen kaynak göstererek:
"Sen bilirsin!" diyerek "Sen daha önce yazmıştın!" diyerek...
Madem okur velinimetimiz, velinimet karşısında boynumuz kırık ama dalkavuk değil!
* * *
Okurun biri soruyor:
"Bir adam vefat etmiş, üç çocuğu mal, mülk kavgasına düşmüşler; çocuklardan biri babasının mezar taşına bir yazı yazdırmış, siz de bunu yazmıştınız, hatırladınız mı?"
* * *
Nasıl hatırlamayız, rahmetlinin Bergama mezarlığındaki mezar taşında şunlar yazılıydı:
"Mehmet Hindikadıoğlu ruhuna fatiha
1867-1951
Mal bıraktın, mülk bıraktın üşüştük,
Kavga ile niza ile bölüştük
Biz üç kardeş toprak için dövüştük
Sen mezarda huzur içinde yat baba.
*
Çocukların etsinler diye rahat
Satmadın da geçindin kıt kanaat
Evladından sana olsun nasihat
O dünyada malın varsa sat baba."
Oğul, bu dünyadan öbür dünyaya hem haber veriyor, hem de nasihat!
* * *
Bir okur "sübyancılık" hakkında soruyor.
Sözlükte "sübyancı"nın karşılığında şöyle yazıyor:
"Küçük kız ya da erkek çocuklarla cinsel ilişkiye girmeyi seven, sapık."
Okurumuzun da bulunduğu bir tartışmada "bu sapıklık" tartışılmış, biri "Siz ne diyorsunuz?" demiş:
"Biri bunu açık açık yazdı, sübyancılığı savundu!"
"Kim bu?" diye tartışma büyümüş, kimse böyle bir savunucu olduğuna inanmadığı halde, söyleyen ısrar etmiş ve bizim adresi vermişler:
"Bilse bilse o bilir!"
Evet, sübyancılığı savunan biri, bazı akşamlar televizyonlarda anayasa tartışmalarına katılıyor.
* * *
Bursa'da bir olay olmuş, çocukların porno filmlerini çeken ve satan biri yakalanmıştı.
Haber gazetelerde yayımlanınca tartışma başladı, işte o günlerde biri şunları yazmıştı:
"....... mevcut cinsel ahlak çocuk bedeninin arzulanmasını en büyük cinsel suç olarak görüyor. Ben, arzunun bu lanetlenişini haklı bulmuyorum. Yani, insanların çocuklara zarar vermedikleri sürece sübyancı olma hakkını savunuyorum."
* * *
Üçüncü okurun sorusu şu:
"Karının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmamak gerekir diyen bir mahkeme kararı var mı?"
Evet var, bir boşanma davasında kadın, kocasından dayak yediğini söylüyor, hâkim "Olur böyle şeyler" dercesine sopa ile sıpalı örneği karara geçiriyor...
* * *
Sonra...
Bugünlerde adını sık sık duyduğumuz "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu" bu hâkime "yer değiştirme" cezası verir.
Karar tarihi: 30/06/1986, sayı: 1986/222
* * *
Üç okurumuzun isteğini yaptık, ama sanmayın ki her aklına gelenin her sorusuna bu kadar açık cevap vereceğiz.

Yerkesik'te yeni açılan sitelerin ulaşım sorunu üzerine.