Hemen SağlıkRSS
20.05.2011 - 11:40 | Son Güncelleme: 24.01.2013-16:02

Olgunlaştıkça seks daha mı iyi?

Hemen herkesin ortak fikri kadınların yaş aldıkça sekste çok daha iyi oldukları.Tecrübe, artan özgüven, neyi istediğinizi biliyor olmanız sebeplerden birkaçı.

Sitene Ekle
Olgunlaştıkça seks daha mı iyi?

Kesinlikle evet... Nasıl olmasın ki! Yaş 40’lara geldiğinde vücudunuzla barışmış olursunuz. Ne istediğinizi ve istemediğinizi bilirsiniz. Bazı şeyleri deneyince çok zevk alabileceğinizi öğrenmiş olursunuz.Yaş aldıkça, ne yapmak istediğinizi bilir, sınır koyarken bunu bilinçli yaparsınız. Vücudunuz giyinikken nasıl, çıplakken nasıl bilirsiniz. Kendinize gerçekten dokunmayı öğrenmiş ve sınırlarınızı keşfetmişsinizdir. Fantezi dünyanız gelişmiştir. Fantezileri paylaşmanın gizli keyfini bilirsiniz. Her şeyden önce, seks güzeldir; bunu bilirsiniz. Aşk yapmak, seks yapmak geyiklerine gülersiniz. Bu ikisinin aslında hiç de öyle keskin çizgilerle ayrılamayacağını bilirsiniz. Çok aşık olduğunuz biriyle doya doya seks yapmanın çok güzel olduğunu öğrenmişsinizdir. Peki, tüm bunları öğrenmek niye bu kadar zaman alıyor? Tam botokslarla, küçük estetik müdahalelerle, doğum sonrası deformasyonlarla geçen yaşlar, nasıl oluyor da aslında bedenimizden en çok zevk aldığımız yaşlar oluyor? Üstelik her geçen günle ve yaşla kadınlarda bu zevk alabilme yetisi katlanarak artıyor. Sorun tamamen aklımızda, beynimizde. Nasıl olmasın ki?! Benim jenarasyonum bekaret takıntılarıyla az uğraşmadı. Bir tarafta Yeşil çam filmlerinden fırlamış gibi duran, ilk gençliklerini yaşayamadan hemen evlenivermiş annelerimiz. Onlar Türk filmlerindeki işfetli Hülya Koçyiğit, babalarımızsa, dürüst genç mühendis Ediz Hun.

Tabii ki herkesin durumu böyle değildi, ama bizim dünyaya geldiğimiz 60’lı ve 70’li yıllarda, genellikle eğitimli orta sınıfta bu fotoğraf hakimdi. Dışarıdan her şey çok modern, anne ve baba eğitimli; ama iş seks hakkında konuşmaya geldi mi, o tabu işte. 6–7 yaşlarımda reglin ne olduğunu öğrenmiştim, çocukların nasıl doğduğunu da aşağı yukarı biliyordum. Annem anlayabileceğim bir dille anlatmıştı. Çok soru sorardım, çok. O da atlatmadan anlatmaya çalışırdı. “Seks ne demek?” diye sorduğum an annem sustu. Ben de daha çok merak ettim tabii.

Bekaret: Ama 13-14 yaşlarında bekaret ne demekmiş anladım. Seks deyince önce bekaret konuşulmaya başlanmıştı çünkü. Bizim jenerasyonun asiliği biraz farklıydı. Siyasete 12 Eylül nedeniyle bulaşamadan büyümüştük. Ablalarımızın başına ne geldiğini görünce ve biraz da korkan ailelerimizin bizi bilerek apolitikleştirmeleriyle asiliğimiz başka alanlara kaymıştı. 13 yaşından beri Duygu Asena okuyordum. Aslında çok şanslıydık. Çünkü rahmetli Duygu Asena bizler için iyi bir rol modeldi. Kendi özel hayatını rant sağlamak için aç bakışlara sunmuyordu, zaten o zamanlar kimse bu kadar röntgenci de değildi ve belki o günlerde medyanın görevi sadece iç gıcıklamak değildi. Bizler, bedenimize nasıl sahip çıkacağımızı öğreten Duygu Asena yazılarıyla büyüdük. Peki onun yazılarıyla tanışma sebebimiz, annelerimiz de bizim kadar etkilenmiş miydi? Onlar da hem yatakta, hem hayatta hakklarıını aramışlar mıydı? Bu da annelere sorulamayacak sorulardan biri işte...

Dedim ya, politika yasaktı, isyanımız istediğimiz mesleği seçmek, istediğimiz erkek arkadaşı seçmek ve bekarete karşı gelmekle sınırlıydı. Bazı arkadaşlarım işi o kadar ileri götürdüler ki, dünyada 60’ların sonunda iyice radikalleşen feminist hareketin geç yansımaları olarak, bekaret işinden kendi parmaklarıyla kurtulu verdiler. Benim de aklımdan geçmedi değil doğrusu. Ama bilinç sizce, sadece annemi gıcık etmek için. Mesele, “Bakire değilim, kimseyle yatmadan, kendim hallettim, bedenim sadece bana ait! ” demekti.Yapmadım, korktum. Kendime zarar vermekten korktum. Hem korkak, hem isyankar olunmaz. Olsun, ben korkaklığımla 30 yaşıma kadar barışık yaşadım.

Hafif kız  ve ı-ıh olmaz: 13 yaş önemliydi. Kim regl olmuş, kimin memesi büyümüş, kim öpüşmüş mahallede, ailede ve okulda çetelesi tutulurdu. Kuzenler, arkadaşlar birbirlerini takip eder, komşuların gözleri hem kendi kızlarının hem de başkalarının kızlarının üzerinde namus bekçiliği yapardı. İlk kez o zaman duydum, “hafif kız”,“hoppa” lafını. Tüm annelerin gayreti, kızlarını o sıfattan uzak tutmaktı. Biz de ne yapalım, annelerimize mutfakta yardım ederken, öylesine konuşurken alttan alta beynimize sızdırdıkları kodlarla büyüyorduk işte çocuk-kadın bedenimiz ve beynimizle. 15 yaşlarında öpüşme meselesini çözmüştüm, ama gerisi “ı-ıh, olmaz”dı...“Olur” diyenler de vardı; hem uzak durmaya çalışırdık onlardan, hem de deli gibi merak ederdik neler yaptıklarını. Hal böyle olunca seks o yaşlarda nasıl iyi olabilirdi ki? Öpüşüp, öpüşüp, elbisesinin üzerinden dokunulmaya izin veren, sonra“ı-ıh olmaz” diyen kızlarla, çay partilerinde en masum slow danslarda “heyecanlanan” oğlan çocuklarının seksi ne kadar iyi olabilir ki? Bedenlerimiz, hem kendimize hem de birbirimize yasaktı o yaşlarda. İşte böyle büyüdük biz.

İstanbul, Osmanlı İmparatorluğunun kaçıncı başkentidir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX