Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile zeytin dikeceksin mesela, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığı için. (Nazım Hikmet Ran)

Hepimizin yakından tanıdığı, sofralarımızın vazgeçilmezi olan zeytinin derin bir geçmişi olduğunu öğrendiğimde aklıma koymuştum, bu konuyu yazacaktım ki topraklarımızın ne kadar değerli ve verimli olduğunu hep hatırlayalım, unutmayalım.

Dayanıklı ve kolay canlanan bir ağaç olan zeytin diğer meyve ağaçlarına göre çok uzun ömürlüdür. Bu nedenle eski Romalılar zeytin ağacına Vivax Oliva yani Yedi Canlı Zeytin adını vermişlerdir. Kışın yapraklarını dökmez. Gövdesi çökse de kurusa da köklerinden çıkan sürgünlerle yeniden doğar, canlanır.

Zeytin (Olea Europea) zeytingiller (Oleaceae) familyasından -meyvesi yenen- Akdeniz iklimine özgü bir ağaç türüdür. Leylak ve yasemin gibi süs bitkileriyle aynı familyadan olan Olea yabani bir meyve ağacıdır. Olea cinsinden dünyada yaklaşık 30 değişik tür saptanmıştır.

Olea Europea bunlardan en önemlisidir ve iki alt türü vardır:

- Olea Europa Oleaster (Yabani)

- Olea Europa Sativa (Kültür)

Zeytin sözcüğünün kökeni ise çeşitli uygarlıklarda benzerlikler göstermektedir. Örneğin Roma Uygarlığında olea-oliva yağına oleum denirken, Yunan Uygarlığında elaia, yağına elaion; Girit Uygarlığında elaiwa denirmiş. İngilizler zeytin ve yağına sırasıyla olive-oil, Fransızlar olive-huile, İtalyanlar oliva-olio, İspanyollar aceituna-aceite, Akadlar zertum, İbraniler zait, Araplar zeitun-az-zeit ve Türkler ise zeytun, sonrasında zeytin demişlerdir.

Ölümsüz ağaç zeytinin özellikleri:

Suyu sevmesine rağmen susuzluğa dayanıklı olan zeytin ağacı killi ve kalkerli topraklardan hoşlanır. Zeytin ağacının en sevdiği iklimler ise yağışlı ilkbahar ve sonbahar, kuru bir yaz ve ılık geçen kıştır.

Meyvesi: Ağırlığının %20-30’u kadar yağ içerir. Bu oran tek çekirdekli meyvelerin %1,5’luk yağ oranı düşünüldüğünde çok yüksektir. Ağırlığının %65-90’ını oluşturan et kısmı besinsel ve biyolojik değer taşır.

Su, protein, yağ, selüloz, fosfor, kükürt, kalsiyum, klor, demir, bakır, manganez, A, C ve E vitaminleri ihtiva eder.

100 gr zeytinde 224 kalori vardır. 100 gr zeytinyağında 30 gr E vitamini bulunmaktadır.

Zeytin meyvesi önce yeşildir. Dalında bekledikçe sararır, kızarır; daha sonra mor, koyu kahve ve son olarak da siyah renk alır.

Yaprakları: Zeytin ağacı yaz kış yapraklıdır. Yapraklarının üstü parlak koyu yeşil, altı ise gümüş rengindedir. Yapraklar mükemmel bir düzen içinde dalın iki tarafından karşılıklı olarak çıkar.

Kökleri: Olağanüstü uzun ömürlü olan zeytin ağacı suya ulaşmak için köklerini toprağın derinliklerine uzatır. Kök sistemi çok güçlüdür. Ana kökü sürekli yeni kökler vererek gövde ve dalları besler. Böylece, kesildiğinde ya da yandığında kökleri canlı kalır ve yeni sürgünler vererek ağacın yaşamını sürdürmesini sağlar. Asırlarca süren uzun ve verimli bir ömrün sonunda gövdesi kurur, içi boşalır. Ama zeytin ağacı köklerinden yeniden doğar. Bu nedenle mitolojide ve botanikte zeytin ağacı “Ölümsüz ağaç” olarak geçer.

Zeytin ağacı kasım ve şubat ayları arasında uyur, dinlenir. Mart-nisan ayları arasında dallarının uçları filizlenir. Nisan-haziran ayları arası çiçeklenme mevsimidir. Temmuz-ağustos aylarında meyveleri yani zeytin taneleri büyür, çekirdeği sertleşir. Eylül-ekim aylarında taneler olgunlaşır, olması gereken boylarına gelirler. Zeytinin çeşidine göre büyüklükleri ve biçimleri farklıdır. Zeytin taneleri yeşilden mora döndüğünde ya da koyu pembesi siyahlaştığında yağlanma da başlar.

Zeytin ağacı ağır ağır büyür ama buna değecek kadar uzun ömürlüdür. Bir zeytin ağacının ortalama ömrü 300-400 yıldır. Ancak günümüzde 2000 yıllık zeytin ağaçlarına rastlanmaktadır. Büyümesi 15-20 yılı bulur. 35-150 yıl arası ise olgunluk ve verimlilik dönemidir.

2000 yıllık bir ömür kim bilir ne icatlar, keşifler, savaşlar görmüştür!

Yunanistan’nın Aegina Adası’nda 1800, Manisa’da 1650 yıllık zeytin ağacı vardır.

Ülkemizde ise “Odun olarak” kullanılmak üzere kesilerek Adana’dan Mersin’e getirilen zeytin ağacı yeniden toprakla buluşturulmuş ve meyve veren ağacın 800 yıllık olduğu belirlenmiştir. Paha biçilmez zenginliklerimize sahip çıkmak en önemli vatandaşlık görevimiz olmalıdır.

Zeytin bütün ağaçların ilkidir. (Columella)

Ölümsüz ağacın tarihten de eski tarihçesi:

Zeytinin ana vatanının neresi olduğu konusunda ortak bir görüş yok. Bir görüşe göre ana vatanının Anadolu, Suriye ve İran; bir görüşe göre Girit ve Yunanistan, başka bir görüşe göre de Kuzey Afrika, Atlas Dağları, aşağı Mısır olduğu düşünülüyor. Zeytin ağacının insanlık tarihindeki yerine dair en eski veri Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik kazılara dayanmaktadır. Bu çalışmalarda 39.000 yıllık zeytin yaprağı fosilleri ortaya çıkarılmıştır. En açık bilgi, zeytinin 10.000 yıl önce Doğu Akdeniz Havzası doğal bitki örtüsünün bir parçası olduğudur. Bunun dışında; İtalya, Kuzey Afrika ve İspanya’da yapılan çalışmalarda elde edilen bulgular zeytin ağacının Batı Akdeniz Havzasında milattan 12.000 yıl önce var olduğunu göstermektedir.

Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kendi kendine yetişen yabani zeytin ağacı delicelerin orman gibi olması, yapılan arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan zeytinyağı ve zeytincilikle ilgili buluntular zeytinin ana vatanının Anadolu olabileceği düşüncesini desteklemektedir. Ancak yabani zeytin ağacının olması zeytin üretiminin yapıldığı anlamına gelmemektedir.

Yabani zeytinin ilk nerede ehlileştirildiği ve ekonomik aktiviteye dönüştüğü konusunda bilimsel olarak kesin bir şey söylenemiyor; ancak bazı uzmanlar zeytinciliğin doğudan batıya doğru genişlediği ve buradan bütün Akdeniz Havzasına yayıldığını savunmaktadırlar. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’nce yayınlanan “Dünya Zeytin Ansiklopedisi”ne göre de zeytin yetiştiriciliği 6000 yıl önce Anadolu’da başlamıştır.

Mezopotamya’nın kuzeyinde yabani bitkilerin ehlileştirilerek düzenli tarıma geçilmiş olması Mardin, Gaziantep, Maraş ve Hatay şeridinin zeytinciliğin ana vatanı olabileceği tezini güçlendiriyor. Buğday, üzüm ve şarabın Akdeniz’in doğusundan batıya ve güneye doğru yayılması gibi kültür zeytinciliğinin de aynı çizgiyi izleyerek güneydoğu Anadolu, Mezopotamya, Filistin üçgeninde yaşayan Samiler tarafından M.Ö. 4000 yıllarında gerçekleştirildiği sanılıyor.

Zeytin ağacının meyvesinin sıkılıp yağının çıkarılması ise M.Ö. 2500-2000 yıllarını buluyor.

Bu köklü tarihsel serüvenin büyüsünden etkilenmemek mümkün değil. Zeytinin hasat edilmesi, yağının çıkarılması ise ayrı ve uzun bir serüven. Ölümsüz ağacın meyvesinin üretime katılma serüvenini de bir sonraki yazımda anlatacağım. Tabii sağlıklı yaşama katkılarını da sıralayarak.

Sevgiyle ve doğal kalın.

Elçin Oltulu Şahin

Web: http://dogalivarken.com

Facebook: http://facebook.com/dogalivarken

Instagram: @dogalivarken