İlişkilerdeki en büyük açmazlardan biri de bir tarafın istediğini alamaması ve buna bağlı olarak sürekli bir tatminsizlik ve mutsuzluk hissiyatı içinde olmasıdır. Bana evlenme teklif etmiyor, benimle ciddi düşünmüyor, beni sahiplenmiyor, bana çiçek almıyor, hoş sözler söylemiyor, iltifat etmiyor, benimle yakınlaşmıyor, ben söylemeden yapmıyor, ben başlatmasam beraber olmak istemiyor, beni aramıyor, mesaj atmıyor, evden dışarı çıkmıyor, beraber sosyalleşmek istemiyor, tatile gidelim demiyor, ihtiyaçlarımı görmezden geliyor, eli sıkı davranıyor, vakit ayırmıyor, çocuk sahibi olmak istemiyor, çocuklarla ilgilenmiyor, aileme hürmet göstermiyor...

Karşılanmayan beklentiler büyür büyür kişinin içinde yara olur. Sen ona sadık kalırsın, tüm kalbinle ona ait olursun, gözünün içine bakarsın devamında istediğin adımlar atılmaz, beklediğin teklif bir türlü gelmez. Hayallerini ertelersin, sevmediğin bir işte, aileni geçindirmek için, onun yüzünü güldürebilmek için var gücünle çalışırsın. Evde istediğin güleryüzü, beğeniyi, saygıyı göremezsin. Belki bu sefer vakit ayırır, gönlü olur, beraber Venedik'e gideriz, hayalimi gerçekleştiririz dersin. Sıra sana gelmez. 

Peki ne yapmak lazım? Kendinden vazgeçince, her şeyini ona göre ayarlayınca, kendince fedakarlıklar yapınca ne kadar yol katettiniz? Ne kadar tatmin oldun, bugün geldiğin noktada nasıl hissediyorsun? Gösterdiğin anlayış sana aynı incelikte geri döndü mü? Yoksa bu çabalama ve kendini tutma hali senin normaline mi dönüştü? Dilimin ucunda kelimeler, söylesem olmaz, unutayım desem aklımdan çıkmaz... 

Öncelikle şunu doğru analiz etmek lazım; bir tarafta acı ve öfke varsa o tarafta bir alacaklılık hali ve hayalkırıklığı vardır. Alacaklı olmayı engellemenin en basit çözümü ise beklentilerinizi tahsil edemediğiniz kişiye verici olmayı kesmektir. "Kusura bakma, veresiye defteri kapandı! Bundan sonra benden birşey istiyorsan eğer beni geleceğe dair beklentilerle oyalamak yerine bugüne ait somut bir eylemde bulunmalısın. Olmanı ümit ettiğim kişiye değil, olduğun kişiye layık davranacağım." Diyebilirsin ki ama onun zaten benden istediği birşey yok, bu ilişkiyi ayakta tutan benim çabalarım. Hayır, işin aslı sen ona isteme fırsatı vermeden her şeyi önüne sunduğun için o bugüne kadar bunların peşinden koşmadı. Kaldırımdan geçen adama bu kadar vakit ayırır mısın? Telefon etse açar, vaktini harcar mısın? Sen her buluşalım dediğinde programını ayarladığın için uğraşmasına gerek kalmadı. Müstakbel eşim deyip alttan aldığın için tartışma çıkmadı. Zaten fazla mesaiye kalıp evin her ihtiyacını karşıladığın için birşey istenmedi. Bundan sonra bu tutumundan vazgeç. İstenmeden değil para, güleryüz, öpücük; bir bardak su dahi vermemek lazım, lazım ki o su istensin, devamında bir bardak suyun dahi kıymeti bilinsin. 

Güleryüz görmek istiyorsa iltifat etmesini, özel günlerde jest yapmasını bilecek. Saygı görmek istiyorsa verdiği sözleri tutacak. Sadakat bekliyorsa sorumluluk alacak, sahiplenecek. Yakınlaşmak istiyorsa kendine bakacak, flört edecek. Ve sen de tüm bunları yapmayan bir kişiye karşı tavrını koyup verici olmayı keseceksin. 

İlişkide beklentilerin konusunda net ol, kendini ifade et. Devamında bir müddet otur, izle, ona zaman tanı. Ancak bir gelişme görmüyorsan eğer hayatı erteleme. Evet, ilk tercihin bu güneşli güzel günde onunla beraber olmak olabilir. Ama program yapmak istemiyorsa belki müsait olur diye evde beklemek yerine bir başkası ile dışarı çık, anın tadını çıkar. Seni arayıp sormuyorsa, nerede kiminle olduğunu merak etmiyorsa sen neden tedirgin oluyorsun? Etrafındaki seçenekleri değerlendir, ilgi duyanlara bir şans ver. Sana karşı verilmiş bir sözü var mı? Ciddi ilişki yoksa, aldatma da yoktur. Kendini kısıtlayarak iki kişilik ilişkiyi tek başına kuramazsın. 

Emeklerinizin karşılığını aldığınız, takdir gördüğünüz, mutlu hissettiğiniz bir gün olsun.

Sevgilerimle

Sibel ŞENGÜL