Besinler bizim ilaçlarımız. İyi beslenerek, hareket ederek, zihin bahçemizi temiz tutarak sağlığımızı korumak hepimizin birincil görevi. Bunlara dikkat etmeyip, hasta olduğumuzda tüm sorumluluğu doktorlara verip, bizi iyileştirmelerini beklemek doğru olmasa gerek.
 
İyi besin, bol hareket ve duru zihin ile pek çok hastalıktan korunmak ve kurtulmak mümkün. İlk once biz kendi hekimimiz olalım. Araştıralım, öğrenelim ve uygulamaya çalışalım.
 
Sağlıklı besinleri araştırdığımızda, “organik tarım” ürünleri ile karşılaşıyoruz. Besinlerin, tohumdan soframıza gelinceye kadar, bize zarar vermeyecek süreçlerden geçmesi önemli. Organik tarım yöntemi ile gıdalar, yerli ve/veya GDO’suz tohumdan, kimyasal gübre ve ilaç kullanmadan, çevre-doğa-insan dostu koşullarda üretiliyor. 
 
Organik olduğunu nereden bileceğiz?
 
Organik tarım yeni bir kavram gibi görünse de, aslında ninelerimizin dedelerimizin kullandığı geleneksel yöntemler ile üretim yapılıyor. Elbette kimyasal ilaç ve gübrelerin tarıma girmediği yıllardan söz ediyoruz.
 
Türkiye’de organik sertifikalı ürün pazarında çalışmaya başladığım 2006 yılında, bana en çok sorulan soru şu oluyordu: “E peki nereden bileceğiz gerçekten organik olduğunu?” 
 
Güvensizlikle sorulan bu soruya cevabım: “Bu ürünlerin hangi koşullarda yetiştiğini belgeleyen sertifikaları var. Marketlerdeki ambalajlı ürünleri, içindekiler bölümünü bile okumadan ve üretim koşullarını sorgulamadan gönül rahatlığı ile ve güvenerek alıyorsunuz. E peki, sağlıklı ürünleri soframıza getirmek için zor yolu seçen ve organik sertifika alan firmaların ürünlerinden neden bu kadar kuşku duyurosunuz?”
 
Et, tavuk, süt ve yumurta hangi koşullarda organik sertifika alabiliyor?
 
Bebeğimiz olacağını öğrenince başlıyoruz sağlıklı besinleri araştırmaya. Bebeğimizin dünyaya gelişi ile birlikte “beslenme” en önemli gündemimiz oluyor.
 
Organik tarım ile yetişen ürünler hakkında genel bilgimiz var, ama organik hayvancılık yeterince anlatılmıyor ya da anlaşılamıyor.
 
Organik hayvancılığın farkını Gıda Mühendisi ve Orvital Kurucu Ortağı Muharrem Doğan’a sordum. Doğal ve köy ürünleri ile organik üretimi karıştırmamak gerektiğini belirten Doğan, “Organik ürünleri konvansiyonel ve doğal adı altında üretilen ürünlerden farklılaştıran en temel konu; toplum sağlığını koruyan Ar-Ge süreçleri, hayvan refahını ön planda tutan üretim anlayışı ve denetlemedir. Organik sertifikalı üretimde, nitrat ve fosfat tuzu kullanılmayan, antibiyotik, GDO, yapay gübre, hormon  ve bunun gibi sağlığa zararlı maddeler içermeyen bir üretim sözkonudur.” diyor.
 
Organik süt için kaç nesil takip ediliyor?
 
Hipp Organik Ülke Müdürü Mustafa Karık; “Organik süt için hayvanın 5 nesil boyunca organik hayvancılık kurallarına uygun yetiştirilmesi gerekiyor. Hayvan hastalanır ve zincir kırılırsa, süreç sıfırlanıyor ve yeniden başlıyor. Organik süt üretimi ve organik hayvancılık oldukça zor, alıcıların organik tarım ve hayvancılık ürünleri üreticisine desteği önemli.” diyor.
 
Organik et, tavuk, süt, yumurta alırken nelere dikkat edelim?
 
Et, tavuk, süt ve yumurtaya nasıl güveneceğiz? Alışveriş yaparken nelere dikkat edeceğiz? Gıda Mühendisi ve Orvital Kurucu Ortağı Muharrem Doğan “Organik ürünlerde önemli olan denetlemedir. Her organik ürünün temin edildiği hayvanın izlenebilirliği çok önemli. Hayvanın organik beslenmesi kadar yetiştiği toprağın ve yaşadığı kümesin de organik sertifikalı olması gerekiyor. Organik üretim, paket üzerindeki seri numarası ile hayvandan toprağa kadar üretimin seceresini size sunuyor. Tüketicilerimizin sertifikalar ve üretim secereleri konusunda hassas olmaları gerekiyor.” diyerek bizi aldığımız ürünü incelemeye davet ediyor.
 
Güvene dayalı seçim yapalım
 
2006 yılında bana sorulan bir başka soru da şuydu: “Sertifikasyon ürünün fiyatına yansıyor. Köylülerden almak daha iyi değil mi?” O zaman diyordum ki: “Eğer köylümüzün kullandığı tohumu ve üretim koşullarını biliyor ve güveniyorsanız, elbette tercih edin. Ancak bunun denetimini kim yapıyor ve garantisini size kim veriyor? Emin olamıyorsanız, sertifikalı ürünleri tercih etmek daha iyi görünüyor.”
 
Bugün de aynı şeyi düşünüyor ve söylüyorum: Üreticinizi tanıyor ve üretim süreçleri konusunda güveniyorsanız, karar sizin. 
 
Bir de şu belirmekte fayda var: 2017 yılına geldiğimizde, bilinçlenme ile birlikte organik sertifikalı ürün alıcısı, üreticisi ve ürün çeşitleri arttı. Fiyatlar da 2006 yılına göre daha düşük duruma geldi.
 
Sağlımızı korumanın sorumluluğunu alalım
 
Doğaya ve canlılara zarar vermeyen üretim yöntemlerini ve ürünleri destekleyelim. Satın alırken seçimlerimize dikkat edelim.
 
Ve en önemlisi: Sağlığımızı korumak ve hastalanmamak bizim birincil görevimiz, lütfen bunu unutmayalım. Sağlığımızdan ilk önce biz sorumluyuz.
 
Aslı Dede
Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni