Aktif ortodontik tedavi sonrası elde edilen ideal sonuçların korunabilmesi için tedavi sonrasında yapılması gereken işlemlerin tamamına ‘pekiştirme tedavisi’ denir. Adı üzerinde olduğu gibi bu da bir çeşit tedavidir ve en az aktif tedavi periyodu kadar önemlidir.

Bu sebeple ortodontik tedavinin tamamını aktif ve pasif olmak üzere 2 döneme ayırmak en doğrusudur. Aktif dönemde; ağız içindeki diş telleri (braketler) vasıtasıyla uygulanan kuvvetlerle dişler istenilen yerlere doğru hareket ettirilir, istenilen sonuçlar elde edildikten sonraysa var olan durumu korumak için çeşitli önlemler alınmalıdır. Bu aşamada diş telleri çıkarılır ve dişler temizlenir. Ancak dişler başıboş bırakılmamalıdır. Herhangi bir kuvvet uygulamadan elde edilen durumu dişler yerlerine tam olarak adapte olana kadar korumak amaçlı yapılacak işlemlerin tamamı pekiştirme tedavisi protokolü içerisindedir.

Pekiştirme tedavisinde 2 temel yöntemden bahsetmek mümkündür. Birincisi sabit pekiştirme diğeri hareketli pekiştirme yöntemidir. Hareketli pekiştirmede; hastanın isteğiyle takılıp çıkarılabilen apareyler (diş kalıpları) kullanılır. Hasta pekiştirmede aktif rol oynamaya devam eder. Sabit pekiştirmedeyse dişlerin görünmeyen arka yüzeylerine yapıştırılan çıkarılması ancak hekim tarafından yapılabilecek sabit özel teller sözkonusudur, pekiştirmede hastanın rolü kalmamıştır.

Hareketli yada sabit pekiştirme tercihinde belirleyici en önemli nokta başlangıç problemidir. Örneğin; yalnızca diş sıralama bozukluğu olan ve tedavisi herhangi bir diş çekimi yapılmadan sonlandırılmış bir vakada yalnızca sabit pekiştirme yeterli olurken, sıralama bozukluğu yanında kapanış bozukluğu da olan veya tedavi başında diş aralıkları olan hastalarda veya çekim yapılmış hastalarda,  hareketli pekiştirme daha doğru bir tercih olabilir. Sabit veya hareketli pekiştirme aygıtları tek başlarına kullanılabildiği gibi ikisi beraber de kullanılabilir. Bu konuda herhangi bir engel yoktur, vakanın durumuna göre hekim en doğru kararı vermeye çalışır. Yalnız şunu da belirtmek gerekir ki, pekiştirme konusunda tek bir doğru yoktur. Bu konu ortodonti literatüründe de üzerinde yoğun çalışmaların olduğu, tartışılan bir konudur.

Bununla beraber hastanın aktif tedavi sırasında gösterdiği kooperasyon pekiştirme yöntemi tercihinde hekim için belirleyici olmalıdır. Örneğin; aktif tedavi kooperasyonu zayıf bir hastada hareketli pekiştirme tercihi nükse davetiye çıkarmaktır, pekiştirme tercihi sabit pekiştirmeden yana kullanılmalıdır.

Tedavi sonrası pekiştirme yapılmaması kaçınılmaz olarak nüksle sonuçlanacaktır, dişler istenmeyen hareketler yapacaktır. Pekiştirme dişlerin eski konumuna dönmesini engellemektedir. Dişler eski konumuna dönmek isterler çünkü; bozuk da olsa bu yapıya uyum sağlamış bir fonksiyon vardır, yani genel anlamıyla adaptasyon mekanizması çalışmış ve bozuk durum ağız,çene yüz sisteminin doğrusu, normali olmuştur, bundan dolayı kısa sürede düzeltilmiş (1-1,5 sene) bir morfolojik yapı içerisinde fonksiyonel adaptasyonun normal değerler içerisinde gerçekleşmesi zaman alacaktır, bununla beraber çene kemiği içerisinde diş kökleri etrafındaki hareket sırasında gerçekleşmiş olan yapım ve yıkım faaliyetlerinin de kendi içinde dengelenmesi için yani kemikleşmenin tamamlanması için de zaman gerekmektedir.