Zaman zaman, mazimizi anlatırken “Biz 600 yıllık bir devletiz” deriz. Doğrudur, kim ne derse desin, kim reddederse etsin, Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı İmparatorluğu arasında kan bağı vardır.
Bazen bir şeyi kötülerken “Osmanlı kafası” diye aşağılarız, ama bazen de Osmanlı’nın nasıl bir devlet olduğunu anlatırız.
Size birkaç şey anlatacağız, kıssadan hisse almak size kalmış...
* * *
Padişah Abdülaziz, başmabeyincisini “özel kalem müdürü” diyebilirsiniz, sadrazama yollar, buna da Başbakan diyebilirsiniz.
Padişah, Hazine Bakanı Rüştü Paşa’nın değiştirilmesini istemektedir.
Başbakan Ali Paşa’dır, padişahın istediğini şöyle değerlendirir:
“Hazine nazırlığı saraya ait memuriyetlerdendir, değiştirilmesinde bir sakınca düşünülemez.”
Bir süre sonra padişahın ikinci isteği gelir, görevinden aldırdığı Rüştü Paşa’nın Anadolu’da bir yere sürülmesini istemektedir.
Ali Paşa “hayır” der:
“Rüştü Paşa’nın görevden alınmasını, hazine nazırlığı saraya ait memuriyet olduğu için kabul ettim... Lakin mahkeme kararı olmadan sürgüne göndermek ise Tanzimat Hatt-ı Hümayunu’na aykırı olur.”
* * *
Padişah Sultan Abdülmecit’tir, Sadrazam Giritli Mustafa Naili Paşa, Dışişleri Bakanı da Mustafa Reşit Paşa...
Fransa’dan borç alınacaktır, dışişleri bakanı, Paris’e mali işlerden anlayan birinin gönderilmesini istemektedir. Sadrazamın oğlu da Fransa’da elçidir, başka birinin gönderilmesine karşı çıkar, “Benim oğlum orada elçidir, buradan başka birinin yollanması onurunu zedeler” der ve bakanı azarlamaya kalkar, Mustafa Reşit Paşa karşılığını verir:
“Biz, sizin her dediğinize evet diyecek dalkavuklardan değiliz, ben sizin oturduğunuz yerde üç kere oturdum” der ve çıkar gider.
Sonra ne mi olur?
Olan Mustafa Naili Paşa’nın sadrazamlığına olur, yerine Mustafa Reşit Paşa gelir.
* * *
Abdülaziz hoş bir padişahtır, güreşi, oyunu sever...
Bir gün sarayda hokkabaz seyrederken, Sadrazam Ali Paşa önemli bir işi danışmak için gelir; padişahın neşesi kaçar, sadrazama takılır:
“Paşa al şu kavezeyi başına geçir!”
“Kaveze” hokkabaz külahıdır.
Sadrazam elini cebine atar, keseden sadaret mührünü çıkartır, uzatır:
“Buyurun padişahım, devlet-i aliyenin, sadaret makamındaki kişi, hokkabazın külahını giymez.”
Padişah, paşayı kızdırdığının farkındadır, renk vermez:
“Aman paşa, sen de hiç şakaya gelmezsin!” (x)
* * *
Acaba bunları okuduktan sonra bir kıyaslama yapabildiniz mi?
Her ne kadar bugün demokrasiyi yaşıyorsak...
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...