Dikkat! ‘Göz’altındasınız...

Dikkat! ‘Göz’altındasınız...


Otokolik / LEVENT KÖPRÜLÜ


     Son yıllarda üretilen araçlar, akıllı algılayıcıların yani sensörlerin işgaline uğradı...

       Bu pazar gününde yine “antika" bir konu bulduğumu düşünüyorsunuz değil mi? Eh, bakış açınıza bağlı diyeceğim. Çünkü, bu konu pek antika değil, aksine “teknolojik.öYalnız sizden ricam, şu “sensör" lafını aklınızın bir köşesine not etmeniz. “Şimdi bununla uğraşamam" diyorsanız, (şayet zaplamazsanız) zaten birazdan okuyacağınız yazıdaki tekrarlar sonucu “mecburiyetten" ezberleyeceksiniz. Bu da size bir kültür hizmetim olacak!
       Gelelim konumuza. Otomobiliniz enjeksiyonlu, ABS’li, hatta otomatik klimalı, hava yastıklı ise, ona kısaca “sensör delisi" diyebilirsiniz. Zira, Türkçe’de kimi zaman “algılayıcı", kimi zaman ise “göz" olarak da kullanılan sensörler, aracınıza fena halde “bulaşmış" demektir. Durun! Bu bulaşıcı bir hastalık virüsü değiiiil. Tüm bu sistemleri çalıştıran, sensörlerin ta kendisi...

     Örnekler, örnekler...
       Sizi patlatmadan bir örnek verelim bari: ABS fren sistemi nasıl çalışıyor? Siz pedala bir kez basıyorsunuz, fren sisteminiz, sizin yerinize saniyede bilmem kaç kez pedala basılmış gibi yapıyor. İşte bu fren dozunun ayarlanması işi, “sensör efendiönin marifetiyle oluyor. Bir örnek daha: Enjektörlerin motora pompalayacağı benzin miktarını, motorunuzun hava ve benzin karışımını kim ayarlıyor dersiniz? Tabii ki bir başka sensör...
       Hala bu işe bir akıl erdiremediyseniz, bizde örnek çok. Yalnız, bunlar saymakla bitmez, onu da bilin. Son yıllarda üretilen, birçok otomobilde, 40 ila 50 adet sensör bulunuyor. Bunların görevi ise, durumu kavrayıp, sistemin nasıl çalışması gerektiğine karar verip, bunu gerekli birimlere uygulatmak. Tıpkı vücudumuzun duyu organları gibi...
       Yağmur yağdığında kendiliğinden çalışan silecekler, yeni nesil hava yastıkları, yukarıda anlattığımızı gibi enjeksiyon sistemi, ABS, otomatik klima, hız sabitleyici, savrulmayı ve devrilmeyi önleyen yardımcı ESP gibi sistemler, anti - patinaj sistemleri, son zamanlarda birçok otomobilde standart hale gelen park yapmayı kolaylaştırıcı uyarı sistemleri... Dedim ya, bu listeyi bir uzatırsak, sonunu getirmek imkansız. Sadece tüm bunların, birer sensör sayesinde akıllı bir şekilde çalıştığını ve kendiliğinden devreye girdiğini söyleyelim yeter...
       “Elini sallasan sensöre çarpacak!" dedirten bu algılayıcıları başımıza saran mühendisler, şimdilerde “Sayısı daha da artacak olan sensörleri nasıl azaltırız?" diye kafa patlatıyorlar. Zira aksesuvar ve sistemlerin artmasıyla birlikte, kablo miktarı da bir hayli artmış. 15 yıl önce üretilen bir araçtaki kabloların ağırlığı 9 kiloya yakınken, bugün 37 ila 90 kilo arasında değişmekteymiş. Bu fazlalığı ortadan kaldırmak için de sistemlere kablosuz kumanda edecek yeni sensörlere ihtiyaç var. Eeeee? Eee’si, birden fazla işleve sahip sensör grupları üzerinde çalışıyorlar.
       Eğer okuduklarınız sizi aydınlattıysa ne mutlu. Zira yarın - öbür gün (Allah Korusun) bir tehlike atlattığınızda yanınıza yaklaşan yaşlı bir amcanın “Neyse ki, verilmiş sensörünüz varmış" demesine şaşırmayın! Abartmış olabilirim, ama, siz de bunun, elimdeki sensörlerde meydana gelen bir arızadan kaynaklandığını varsayın...

HAFTANIN GÜZELİ

Hint usulü dolmuş
       Her ülkenin kendine has toplum taşıma çözümleri var. Tıpkı bizdeki dolmuş ve minibüs taşımacılığı gibi. Hindistan’ın da bu üç tekerlekli ördekleri. Yıllar yılıdır bizim triportör diye bildiğimiz bu araçlar, Hintlilerin yolcu taşıma konusunda vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Bu gördüğünüz ise, onların en teknolojik olanı... Traktör ve otomobil üreticisi olan Mahindra markalı bu araç (ona Bijlee demişler), elektrik motorlu yani sapına kadar çevreciymiş. 90 km yol katedebilen Bijlee, 40 km / s sürat yapabiliyormuş. Üstelik 10 kişi bile taşıyabiliyormuş. Ne diyelim, Hintlilerin de vardır bir bildiği...

     Ödüllü Accord piyasada
       İngiltere’de üretilen Honda’nın altıncı kuşak Accord modeli, Türkiye’ye geldi. Avrupa’da üretilen araçların güvenli olmasını sağlamak amacıyla uygulanan Avrupa Yeni Araç Değerlendirme Programı’nın darbe dayanıklılık testinden başarıyla geçen Accord, 2000’de Dünyanın En İyi Motoru Yarışması’nda birinci seçilen 1.8 lt.’lik motor seçeneği ile satılıyor. VTEC teknolojili 136 beygirlik 16 sübablı motor, aracı 205 km / s sürate ulaştırabiliyor. Yeni Accord, Sıralı Spor Şanzıman ile de, hem otomatik vitesli bir sedan, hem de düz vitesli bir spor otomobil keyfi yaşatıyor. Fiyatları, donanım seçeneklerine göre 15.5 ile 16.5 milyar TL arasında değişmekte.

     GM’den radikal karar
       Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden General Motors, yaklaşık bir yıl önce tanıttığı SSR prototipini en geç 2002’de üreteceğini açıkladı. 1940 hatta 50’li yıllardaki Chevrolet kamyonetleri andıran tasarımı, sportif özelliklere sahip 8 silindirli alt yapısı ile sıradışı bir araç olan SSR, belirli sayıda üretilecek. GM, bu kararından oldukça mutlu görünürken, ABD’li otomotiv uzmanları, pek de öyle görünmüyorlar ve böyle bir aracın ticari başarısının olamayacağını iddia ediyorlar. Kim ne derse desin, SSR’ı yolda görmek, müthiş zevk verecek gibi...

     Yetenekli dört çeker
       Arazi aracı denildiğinde ilk akla gelen markalardan olan Jeep, Grand Cherokee ile geleneği sürdürüyor. Güçlü ve lüks bir arazi aracında bulunması gereken özellikleri bünyesinde barındıran Grand Cherokee, 4.7lt. 235 beygirlik 8 silindirli motorla donatılmış. Gücü otomatik olarak gerek duyulan tekerleğe aktaran Quadra Drive sistemi sürüş performansını artırırken, gerekli ısıyı ayarlamada vücut sıcaklığı ölçümlerini de kullanan elektronik klima, beş dilde konuşabilen (oldukça kültürlü) 13 fonksiyonlu yol bilgisayarı da konfora önem verenlerin beklentilerini karşılıyor.


16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber