Oturduğunuz yerden Paris'e gitme rehberi

Paris dünyanın en güzide ve en ilgi gören şehirlerinden biri. Kimileri tarafından fazlasıyla 'overrated', kimileri tarafındansa 'her köşesi, her taşı bambaşka!' diye nitelendiriliyor. Bana sorarsanız oyumu ikinciden yana kullanırım. Siz de Paris ruhunu tatmak isteyenlerdenseniz, en az 5 gün ayırın derim. Çünkü "Hakikaten de söyledikleri kadar varmış!" diyerek döneceğiniz bir yer Paris. 

Oturduğunuz yerden Paris'e gitme rehberi

3. Kendinizi metro duraklarındaki sokak müzisyenlerine bırakın.

3. Kendinizi metro duraklarındaki sokak müzisyenlerine bırakın.

Paris'te neredeyse her metro durağında elinde bir keman, bir trompet veya saksafonla sizi karşılayacak bir müzisyen oluyor.

 

Ülkemizde de yok mu? Var elbette. Ama Paris metrosunda, bu iş biraz daha profesyonelce yapılıyor. Kulaklarınız bayram etsin istiyorsanız bu gösterileri kaçırmayın derim ben. Ki, ne de olsa bedava. 

4. Fransız tatlılarından yemeden dönmeyin.

4. Fransız tatlılarından yemeden dönmeyin.

Paris'e gitmişken Eiffel'i görmeden gelmek veya Champ Elysee’de dolaşmadan dönmek ne anlama geliyorsa; Laduree'e uğramamak da aynı anlama geliyor. 

 

Ortamı o kadar şık ve Fransız kokuyor ki.. Baştan aşağı kuyruklu takım elbiseler giyinmiş Laduree çalışanları "Bonjour Monsieur!" diye karşılıyor sizi. İçeri girdiğiniz an bir Parisli oluyorsunuz. 

 

Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği seçeneği de bulunan Laduree'de mutlaka tatlılardan ve bitki çayları/ kahvelerinden de sipariş verin. Bu mekandan asla çıkmak istemeyeceksiniz. 

 

5. Woody Allen'in 'Midnight in Paris' filmini seyredip filmde geçen mekanları ziyaret edin.

5. Woody Allen'in 'Midnight in Paris' filmini seyredip filmde geçen mekanları ziyaret edin.

Bu fırsat kaçmaz. Woody Allen'in defalarca izleyebileceğiniz Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı) filmini bir de buradayken izleyin. 

 

Hatta, filmde Gil'in Ernest Hemingway ile tanıştığı Cremerie Restaurant Polidor'da akşam yemeğinizi yiyip likörünüzü yudumlayabilir ya da başrolümüz Gil'in öğle arası bir dükkana girip kitapları karıştığırdığı "Shakespeare and Companyde kendinizi Shakespeare'in dünyasına bırakabilirsiniz.

7. Paris'in bilinmedik ara sokaklarına dalın!

7. Paris'in bilinmedik ara sokaklarına dalın!

Çok da karanlığa kalmadan, elinize bir kahve alıp kulağınıza da Spotify'dan Zaz ve Mistinguett dolu bir Paris çalma listesini yerleştirip atın kendinizi ara sokaklara. 

 

Her binayı, her mimariyi, işinden çıkıp evine yetişmeye çalışan Parislileri gözlemleyin. Alışveriş yapan insanları, baget ekmeğini alıp evine doğru koşturan kadınları..

 

Yuvarlak siyah çerçeveli gözlükler takan Fransız erkeklerini. Kaldırımları.. Plak satan müzik marketleri.. İlkbahar, sonbahar, kış demeden her daim açık olan Christmas marketlerini.

 

Heykelleri ile sizi hayrete düşürecek derecede muazzam binaları... Kısacası Paris'i ve Paris'in ruhunu doyasıya keşfe çıkın.

1. Paris'te sabah kahvaltınızı kruvasan ve kahve ile yapın. 

1. Paris'te sabah kahvaltınızı kruvasan ve kahve ile yapın. 

Özellikle Paris'in merkezi yerlerindeyseniz, kruvasan satan bir kafe veya fırın bulamamanız neredeyse imkansız gibi bir şey.

 

Aslına bakarsanız bu sadece Paris'e özel değil; Fransa'nın etrafındaki tüm Avrupa ülkelerinde geçerli bir durum. Avrupalılar kahvaltıda kruvasan veya benzeri hamur işleri ile bal-reçel-tereyağı ve kahve üçlüsüne bir hayli bayılıyor. 

 

Kısacası, en az bir kez sıcak kruvasanlardan tatmadan dönmeyin. 

2. Eiffel'in en tepesine çıkın!

2. Eiffel'in en tepesine çıkın!

Söylemeye bile gerek yok, bütün sırayı göze alıp bi 8-10 euro'yu gözden çıkarıp Eiffel'in en tepesine çıkmalısınız. Bütün Paris ayaklarınızın altında olacak. 

 

Size en az üç post yetecek Instagram toğraflarınız hazır! Tepeden olduğu kadar aşağıdan da muazzam Eiffel.

 

Paris tatilinizde zamanınız varsa en yakın marketten atıştırmalıklarınızı alıp Eiffel'in etrafını turlayıp boş bir alan bulduğunuzda çömelip keyif yapmalısınız. Dediğim gibi gündüz de bir başka ama, esas gece bir başka oluyor! 

6. Sacre de Coeur'u turlayıp etrafında bir kahve molası verin.

6. Sacre de Coeur'u turlayıp etrafında bir kahve molası verin.

Paris'te Montmartre adında bir mahallede bulunan Sacre de Coueur kilisesi, 1900'lü yılların başında Hristiyanlar tarafından inşa edilmiş bir yerleşim. 

 

Notre Dame Katedrali ve Sacre de Coueur her ne kadar çok turistik olsa da, ikisi arasında bir seçim yapmak gerekirse Sacre de Coueur'un tepesinden Paris'e bakmak daha keyifli bence. 

 

Yine uzun sıralara girmeyi göze alarak, Paris'te yapacaklarınız arasına eklemeniz gereken maddelerden biri, Sacre de Coeur. Sonrasında da etrafında bulunan bir sürü kahveciden birini seçip, Paris ruhunu fincanınızdan yudumlayacağınız kahveniz ile yaşamak...

8. Champ Elysee'de alışveriş turuna çıkın.

8. Champ Elysee'de alışveriş turuna çıkın.

Aradığınız tüm markaların bulunduğu upuzun bir cadde düşünün. Geniş mi geniş, ferah ferah. Dünyaca ünlü markalardan tutun da fast food zincirlerine kadar hepsi bu caddede. 

 

Öğle yemeği için en az 70-80 euroluk bir hesap ödeyeceğiniz restoranlardan, fast food restoranlarına kadar her bütçeye uygun dükkanların bulunduğu bir yer Champs-Elysees (Şanzelize). Görmeli misiniz? Kesinlikle! 

 

Her mağazaya tek tek girin. 5-10 bin euroluk çantaların bulunduğu markalara da, 10 euroluk tişörtlerin bulunduğu mağazalara da. Paris'te nasıl bir dünya var görmek için mükemmel bir şans.

Bu makaleye ifade bırak