Bırak İçeri Gireyim oyununda cinsiyetsiz bir vampiri canlandıran ve sahnedeki performansıyla büyük beğeni toplayan Begüm Akkaya, canlandırdığı bu rol ile kendisiyle ilgili kalıpları ve yargıları yıktığını anlatıyor. Farklı festivallerden aldığı Umut Veren Genç Oyuncu ödülleri başta olmak üzere Philadelphia Film Festival’inde En İyi Kadın Oyuncu ödülünün de sahibi olan Akkaya, “Yaptığınız işle gurur duyuyorsanız, üstelik bir de sevdiğiniz insanlarla çalışıyorsanız, bu ödüllerin en kıymetlisi” diyor.  

Perde açıldığında seyircinin alışkın olmadığı bir dekorla karşılaşıyoruz. Bu zorlu dekorda hem fiziksel hem de duygusal olarak güçlü bir performans sergiliyorsun. Elias rolüne hazırlık sürecin nasıldı?

Masa başı çalışmalarımıza başlamadan önce koreografımız Tan Temel ile beraber beden çalışmalarımıza başlamıştık. Yakaladığımız bu disiplini yönetmenimiz Murat Daltaban'la sahne üstüne çıktığımızda da devam ettirdik. Oyuncu seçmelerine katıldığım zaman fiziksel performansın maksimumda olacağı bir oyun deniyordu. Bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. Alper Derinboğaz'ın tasarladığı Oblique Land'le, dekorumuzla karşılaştığım zaman iyi ki beden çalışmalarımıza erkenden başlamışız dedim. Bu yoğun çalışmalarımız sayesinde 6-7 metre yükseklikteki eğimli konstrüksiyon, benim üzerinde rahat dolaşabildiğim bir alana dönüştü.

Oyunun bu kadar kısa sürede bu kadar ses getireceğini tahmin ediyor muydun?

Ortaya iyi bir iş çıkacağına çok emindim çünkü Murat Daltaban Türk tiyatrosuna yön vermiş çok önemli isimlerden bir tanesi. Onunla çalışmak büyük bir şans. Ekibimizde yer alan herkesin de kendi alanında çok başarılı kişiler olması şansımı katladı.  Dolayısıyla doğru zamanda doğru insanların üretmek için bir araya gelmesi, iyi bir işin içinde olduğumu hissettirmişti bana.

Seni bu oyuna ikna eden ekip dışında neler vardı?

Kült bir film olan Let The Right One In (Bırak İçeri Gireyim)‘i izlediğimde bir vampir hikayesinin izleyiciye naif ve yalın bir dille anlatılması beni en etkileyen şeylerden bir tanesiydi. Bunun dışında oynadığım Elias karakteri ölümsüzlüğe maruz bırakılmış, büyüyememenin sıkışmışlığı içinde hayatta kalmaya çalışan bir çocuk, vampir! Sürprizli ve çok katmanlı bir rol. Böyle bir karakter bir oyuncunun karşısına her zaman çıkmaz.

Peki böyle bir rolü oynamanın sendeki kazanımları neler oldu?

Yoğun çalışmalarımız sonucunda bedenimi belli bir seviyeye getirdim. Ve bu kondisyonumu kaybetmemek için hala çalışıyorum. Elias ufak tefek masum naif görünüşünün aksine ondan  beklenmeyecek güçte ve vahşilikte biri. İnsanlar oyuncu olarak sizin fiziksel görünüşünüze ve karakterinize bakıp mesleğinizde ne yapıp ne yapamayacağınıza kadar klişe yargılara varabiliyorlar. Benimle ilgili bütün bu kalıpların yıkıldığını görmek çok sevindirici.

Oyundaki gibi hayatında hiç dışlanma hissi yaşadın mı?

Herkes hayatının bir döneminde hem öteki olmuş hem de istemese bile bulunduğu toplulukta yer edinmek için birilerini ötekileştirmiş, dışlamıştır. Oyun dışında bırakılmış Oskar ve Elias da bir araya geldiklerinde kendi oyun parklarını ve kendi dillerini oluşturuyorlar. Aralarındaki bu özel iletişimle aşkın en güzel direnişine şahit oluyoruz bence. Oyunla paralel olarak sorunun bendeki karşılığına gelecek olursak Türkiye'de son yıllarda yapılan bir araştırmaya göre; kadınlar ülkenin “öteki” listesinin ilk üç sıralamasında yer alıyor. Dünya'da ve özellikle ülkemizdeki her kadın gibi bu hissi çok sık yaşıyorum.

"Haksızlığa sessiz kalanlar, zulmedenler kadar suçludur"

Peki ya haksızlığa karşı tavrın ne?

Haksızlığa karşı sessiz kalamayan azınlıktan biri olarak görüyorum kendimi. Adalet isteyen birinin yanında durmayıp, sessiz kaldığınızda bu sizi de en az zulmedenler kadar suçlu biri yapar.

En iyi kadın oyuncu dalında birçok ödülün var. Bu kadar ödül almış bir oyuncu olarak hala çok mütevazı olduğunu düşünüyorum…

Ödül almak tabii ki çok güzel bir şey. Aldığım ödüller, “Çalışmaya devam et” demenin bir temsili benim için. Ama çok da takılmamak gerekiyor. Ben ödülden daha çok oyun oynama, oyunda kalma haline konsantre oluyorum.

Oyunculukta özgüveni besleyen en önemli şeylerden biri ödüller diyebilir miyiz?

Yaptığınız işle gurur duyuyorsanız, üstelik bir de sevdiğiniz insanlarla çalışıyorsanız, bu ödüllerin en kıymetlisi. O yüzden özgüven kazanmak için bir heykelciğe ihtiyaç duyulmamalı.

Televizyon ve sinema için yeni projelerin var mı?

Benim için uygun olan proje neyse onu seçmenin ve iyi hikayeleri yakalamanın peşindeyim. Şu anda gelen senaryoları değerlendirme aşamasındayım.

Kariyerine dair planların neler?

Dünya çapındaki yenilikleri, workshopları takip edip kendimi güncel tutmaya çalışıyorum. Geçen sene Berlinale Talents'a Türkiye'den kabul edilen iki oyuncudan biriydim. Bana çok güzel getirileri oldu. Evrensel ve özgün bir oyuncu olmak istiyorum.