Özel hayat bırakmadık: Onur Ünlü 61 kişiden şikayetçi oldu

Hayatını bir şekilde göz önünde yaşamak zorunda kalan herkes, sosyal medyadan gelen eleştirilere de göğüs germek zorunda kalıyor. Onur Ünlü'nün ilişkisini korumak amacıyla savcılığa başvurması, ne noktaya geldiğimizin kanıtı.

Özel hayat bırakmadık: Onur Ünlü 61 kişiden şikayetçi oldu

Sevin ya da sevmeyin

Sevin ya da sevmeyin

Bir kişiyi sevip sevmemeniz, onun hayatına ne kadar dahil olacağınızı belirlemez. Ona saygı duyup duymamanız da... O kişinin ne kadar ünlü olduğu da bunu belirlemez mesela. Zira "özel hayat" diye bir şey vardır. Hakkınızda sürekli dedikodu yapıp "Dört numaranın evine bugün yine aynı kişiler geldi" diye tweet atan bir komşunuz olduğunu düşünün. Ne yapardınız?

Sizin özel hayatınız özel hayat da, milletinki patates salatası mı? Neden gürül gürül ünlülerin hayatına çağlayarak akıyoruz ve kendi hayatımızı kimse konuşmasın istiyoruz?

İyice rahatlaştık, iyice gevşedik

İyice rahatlaştık, iyice gevşedik

Daha önceden dedikodu yapmamız gerekse, insanların hayatına burnumuzu sokmamız gerekse ve hiç de üzerimize vazife olmayan konular hakkında konuşuvermemiz gerekse, fısıldaşırdık. Efendim biz böyle boş sohbetleri zaten severdik de, şimdi daha ayan beyan yapar olduk. Nedeni ise sosyal medya.

Sosyal medya sayesinde fikirlerimizin ciddi bir görünürlük sahibi olduğunu düşünüyor, başımıza bir şey gelmeden çatır çatır istediğimiz her şeyi söyleyebileceğimiz yanılgısına kapılıyor ve kişilik hakları zedelemekte bir beis görmüyoruz. Hiç görmüyoruz hem de.

Ünlü çiftler odağımız

Ünlü çiftler odağımız

"Burada şöyle yaşayamazsınız, onunla burada böyle yapamazsın, burada şöyle olmaz, biz böyleyiz sen öyle olamazsın" demekte hiçbir yanlışlık görmediğimizden olsa gerek, ünlü isimlerin hayatlarına da gürül gürül çağlıyoruz. "Sen onunla birlikte olamazsın çünkü ondan büyüksün, sen bununla birlikte olamazsın çünkü o senden büyük" diyoruz. "Yapma yahu, sen bunu söyleme hakkını kimden aldın?" gibi tepkiler görünce "Kendimden aldım birader, bir sıkıntı mı var?!" cevvalliğiyle sıyrılıveriyoruz.

Bir kez ortaya herhangi bir ilişkiyle ilgili bir görüş atılması yetiyor. Devamı su gibi geliyor zaten. Su ne kelime, şelaleye dönüşüyoruz. Bir anda tüm ülke aynı şeyden bahsediyor: İlişkileri uygunsuz.

Onur Ünlü son kurban

Onur Ünlü son kurban

İki yetişkin. Biri 26, diğeri 46 yaşında. Aralarındaki yaş farkı büyük görünebilir ancak bu yalnızca ikisini ilgilendirmeli. Onur Ünlü ve Hazar Ergüçlü'den söz ediyorum.

Haklarında sosyal medyada söylenmedik şey kalmamış. Birlikte olmaları, hayatında hiç ikisinden birinin yüzünü bile görmemiş onlarca insana dert olmuş. Zira "Biri 26, diğeri 46 yaşında"ymış. Neden bu... İnsan gerçekten inanamıyor.

Hakaret ederken ne dediğini bilmemek

Hakaret ederken ne dediğini bilmemek

Onur Ünlü kendisine sosyal medya üzerinden "sübyancı" gibi hakaretler edildiğini söylüyor. Hakaretle sınırlı da kalmıyor, tehditlere varıyor iş. Peki, neden? 26 yaşında biriyle birlikte olmak nasıl olur da "sübyancılık" olabilir? Her şeyi geçelim, 26 yaşında biri tam olarak hangi evrende ve sözlükte sübyandır?

Sübyan, Arapça kaynaklı bir kelime. Çocuk kelimesinin çoğulu. Çocuklar demek yani. Sübyancı ise düpedüz pedofili demek. Dünyanın her yerinde 18 yaşından itibaren kimse çocuk kabul edilmez. Hazar Ergüçlü 26 yaşında. Birliktelikleri meşru. Birliktelikleri karşılıklı sevgi yönünden de meşru. Yahu bunu nasıl söyleyebilirsiniz?

İnsan endişeleniyor

İnsan endişeleniyor

Onur Ünlü, savcılığa yaptığı başvuruda 61 sosyal medya hesabından oluşan bir liste verip bunlardan şikayetçi olmuş. 61 kişi... Bir değil, on değil. Her birinin birer tane mesaj atarak tehdit etmesi bile gece uyku kaçırtır. Fazlasını tahmin edemiyorum. "Fiziksel şiddete maruz kalabilirim" demiş ifadesinde.

 "Söz konusu eleştiriler, küçük düşürücü küfürler; itibarıma, haysiyetime yönelik ağır ithamlar. Bu yüzden halk bana karşı öfkeyle yaklaşıyor" diyerek rahatsızlığını, neyin onu tekinsiz hissettirdiğini anlatıyor. Başvuru yapma amacı çok net."'Torunun yaşındaki kızla berabersin, sübyancı' diyerek hakkımda linç kampanyası düzenleniyor" sözleriyle de şikayetçi olduğu hesapların kendisine nasıl yaklaştığını anlatıyor.

Biraz alan açın

Biraz alan açın

Biraz alana ihtiyacı var insanların. Biraz güven duyabileceği boşluğa, kendini rahat hissederek elini kolunu oynatabileceği bir çembere ihtiyacı var.

İsmini öğrendiğiniz herkesin burnunun dibine girme hakkına sahip olmadığınızı unutmayın.

Yaralayıcı, incitici, özel hayata zarar verici yorumlar yapmayıverin. Hiçbir şey eksilmez hayatınızda.

Bırakın, nasıl olacaksa öyle olsun insanların hayatı.

andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel






 

Bu makaleye ifade bırak