|
|
|
| ||||
|
Tek tehlike Saddam değil Irak lideri Saddam Hüseyin'in kimyasal üretim tesislerini uluslararası denetime açmayı reddetmesiyle tırmanan ABD - Irak gerginliği BM'nin araya girmesiyle yatışmış görünüyor. Kriz boyunca yazılı ve görsel basında Saddam yönetimini uluslararası anlaşmalara uymamakla suçlayan pek çok yorum ve haber çıktı. Saddam sempatizanı bir kişi olmamakla birlikte kimyasal tesislerinin kimyasal silah üretimi amacıyla kullanılıp kullanılmadığını denetlenmesine karşı çıkan tek ülkenin Irak olamadığını belirtmek gerekiyor. İşin en ilginç tarafı ise kimyasal tesislerin denetlenmesine izin vermeyen ülkelerin başında ABD'nin geliyor olması. Aralarında Irak ve ABD'nin de bulunduğu 140 ülke bir kimyasal silah felaketi yaşamamak için 1972 tarihli Zehirli Gazlar Anlaşması'na imza atmış durumdalar. Askeri amaçlı zehirli madde üretilmesini yasaklayan bu anlaşmaya karşın ulusların böyle bir üretimde bulunup bulunmadıklarını denetleme yetkisine sahip bir kurum yok. Kimya endüstrisinin en gelişmiş olduğu ülkelerden ABD'de bu tür denetlemelerin yapılması ise mümkün değil. Avrupa ve gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere neredeyse bütün BM ülkeleri kimyasal tesislerin dünya çapında denetime açılmasını istiyor. Ancak Amerikan yönetimi, Irak'la neredeyse savaş çıkmasına yol açacak bu tür denetimlerin kendi toprakları üzerinde gerçrekleşmesine izin vermiyor. Bu çift taraflı tutumun arkasında ise ilaç ve bioteknoloji kuruluşlarının ABD hükümetine uyguladıkları baskılar yatıyor. Şirketlerin ticari sırlarının ortaya çıkmasından korkan ABD firmaları, kriz sırasında Washington'u uluslararası platformda çifte standart uygulayan saldırgan bir ülke konumuna düşürdü. Unutulmaması gereken ikinci bir nokta ise. Irak'ın sahip olduğu iddia edilen kimyasal silahların pek çoğunun İran - Irak savaşı sırasında gelişmiş ülkelerden temin edilmiş olması olasılığı.
21. yüzyıl |
Tek tehlike Saddam değil |
|
|