www.milliyet.com.tr

Liderlerin ruhani destekçisi

Erbil Tuşalp


       Fethullah Gülen'in 1968 - 1995 yılları arasındaki faaliyetlerinin anlatıldığı MİT raporu, siyaset dünyasındaki ilişkilere değinirken bazı isimleri atlıyor.
       Gülen'in Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin'le görüşmelerine yer verilmeyen raporda Hocaefendi'nin diğer siyasi ilişkileri de şöyle anlatılıyor:
       "1987 yılında İstanbul'daki evinde imamlarına eğitim vermeye başlamıştır. Ağustos 1987'de ders verdiği öğrencilerine yaptığı konuşmada, 'Alparslan Türkeş ile görüştüğünü, Türkeş'ten cemaatini şeriat doğrultusunda yetiştirmesini istediğini, onun da bunu kabul ettiğini' ifade etmiştir.
       6 Eylül 1987'de yapılan seçim yasaklarıyla ilgili referandumda Turgut Özal'ı desteklemek maksadıyla Nurcuların 'hayır' oyu kullanmalarının sağlamıştır.

       Şubat 1990'da Korkut Özal'ın dünürünün İstanbul'daki evinde 'ANAP'ın geleceğiyle ilgili' toplantıya katılmıştır.
       Mart 1990'da Türkiye'deki İslami faaliyetleri tek bir merkezden koordine etmek amacıyla oluşturulan İslam Şurası içinde yer almıştır.
       1991 genel seçimleri arefesinde münfesih MÇP'ye (Milliyetçi Çalışma Partisi) 3.5 milyar lira yardımda bulunmuş ve seçimlerde MÇP ile ittifak yapan RP'yi desteklemiştir. 1992'de MÇP'den ayrılarak yeni bir parti kurma çalışmalarına başlayan Muhsin Yazıcıoğlu'na maddi ve manevi destek vermektedir."

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı

Raporda Fethullah Gülen'in uluslararası ilişkileri de şöyle sıralanıyor:
       "Nisan 1992'de Azerbaycan'a giderek televizyon kurma çalışmalarını başlatmıştır. Aynı tarihte ABD'deki Risale - i Nur Enstitüsü'nün çalışmalarının yönlendirmek maksadıyla gizli olarak anılan ülkeye gitmiş, ardından Avustralya'ya geçerek Türk öğrencilerin akademik eğitim gördüğü okul ve kaldıkları yurtları ziyaret etmiştir. Ayrıca kuracağı ünüversitelerde ders verdirmek üzere sözkonusu ülkelerdeki çeşitli profesörlerle görüşmüştür.
       19 Ocak 1994'te kurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın kurucuları arasında yer almaktadır.
       1995 yılında ABD, Almanya, İngiltere ve Rusya'nın Türkiye'deki büyükelçileri tarafından ayrı ayrı ziyaret edilmiştir. Aynı yıl basında çıkan devlet yanlısı beyanları nedeniyle İBDA - C örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu tarafından ölümle tehdit edilmiştir."

1971 iddiananamesinde ilk sanık

       Örgüt dışı konuşmalarında "kendi yolunu Atatürk'ten aldığı ışıkla bulduğunu" söyleyen Fethullah Gülen'in kamuoyunu şaşkına çeviren gizli konuşma bantları, devlet içine sızan taraftarlarınca şimdiye kadar ustalıkla gizlenen birtakım dosyaları tek tek gün ışığına çıkarıyor.
       İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın 19 Ağustos 1971 tarih, 1971 / 42 esas, 1971 / 27 karar sayılı iddianamesi; İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin 20 Eylül 1972 tarih ve 1972 /3 - 36 sayılı hükmüyle Askeri Yargıtay 3. Dairesi'nin 1973 / 146 esas,1973 / 242 sayılı onama kararı, Gülen'in "hakkında takipsizlik kararı verilen bir masum olmadığını" anlatıyor.
       Anılan belgeler, Gülen'in "TCK'nun 163 1, 2, 3, 36. ve 173. son maddeleriyle yargılanıp hüküm giyen eski bir sabıkalı olduğunu açığa çıkardı.
       Fethullah Gülen, Hava Hakim binbaşı Nurettin Soyer tarafından hazırlanan iddianamede bir numaralı sanık olarak yer alıyor. 54 sanık "Laikliğe aykırı olarak devletin içtimai, iktisadi, siyasi, hukuki temel nizamlarını kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla cemiyet tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare etmek, böyle cemiyetlere girmek veya girmek için başkasına yol göstermekle" suçlanıyor.
       İddianamede Rüştü Şardağ ve Mehmet Oruç'un bilirkişi raporlarıyla bu rapor konusunda Prof. Faruk Erem'in hukuki mütalasına da yer veriliyor.

Öğrencilerle ilişki

       1971 tarihli iddianamede Gülen'in "İzmir'deki gizli cemiyet faaliyetlerini yönetici olarak düzenlediğinin kesin olarak saptandığı" belirtiliyor.
       "Bu sanığın İzmir'deki Nurcuların lideri durumunda bulunduğu, gizli Nur toplantılarının organize ettiği, Nur talebelerinin yetişmesini ve eğitimini temin maksadıyla kurulan kamplarda müdürlük yaptığı, dernek himayesinde bulunan öğrencilere yurt müdürlüğü yaparak bu öğrencilerle ilişikler kurduğu tespit edilmiştir.
       Tanık Ömer Tamer 2 Mart 1970 günü saat 20.30'da evinde yapılan toplantıda sanığın Hizmet Rehberi risalesini okuduğu ve konuşmalarında hükümet çalışmalarından bahsederek 'Hükümet erkanı Allah için çalışmıyor. Allah için görmüyor, Allah için duymuyor bu şekildeki çalışmalar hükümsüzdür. Bugünün hükümet buhranı hep imansız insanların yaptıkları işlerdendir. Bunlardan daha fazla bir şey beklenmez' dediği ve yine aynı toplantıda başka bir risale okuyup' Bir zamanlar Ağrı dağının eteklerinde validemle beraber oturuyorduk. Dağ kabardı, patladı, lavlar fışkırdı, arkasından güllük gülistanlık olup bir nur doğdu ve sonunda bu nurla beraber bir yazı peydah oldu. Yazıda Said yazılıydı. Ve uyandım" deyip anlattıklarının rüya olduğunu söyledi. Rüyanın tabirini yaptı . Tabirine göre 'bir gün büyük bir inkilap olacak Kur'anı Kerim kendini koruyacak, bu işin önderi Nurcular olacak' dediğini söyledi. Ayrıca kendisinin bu topluluğun idaresinde vazifeli olduğunu, bunun emresi olarak Said - i Nursi'nin nurculuğa yalnız başladığını ancak şimdi İzmir'in bir çok yerinde böyle toplantılar yapıldığını, Türkiye'de beş milyon yakın kardeşlerinin olduğunu beyan etti."

Oğlum sen kazandın

       Gülen'nin "müfrit bir Atatürk düşmanı" olduğu belirtilen idianamedeki suçlama şöyle:
       "Müdürlüğünü yaptığı derneğe girmek için müracaat eden bir çocuğa imtihan suali olarak 'Atatürk'ü sever misin?' diye sorduğu, çocuğun 'sevmem' demesi üzerine, sanığın bu defa 'Niçin sevmezsin?' diye sualine çocuğun 'o memleketimizi dinsizliğe götürdü' demesi üzerine çocuğun sırtını okşayarak 'haydi oğlum sen imtihanı kazandın' dediği şahit beyanıyla sabit olmuştur."
       İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonunda 29 sanık çeşitli hapis cezalarına çarptılırken suçu sabit görülmeyen 25 sanık aklandı. Gülen'e TCK'nun 163/4. Maddesini ihlalden üç yıl ağır hapis cezası verildi. Askeri Yargıtay 1973 yılında verdiği kararda Gülen'e propaganda nedeniyle verilen üç yıl ceza miktarının tayininde isabet olmadığını belirtti. Askeri Yargıtay'a göre daha ağır suç teşkil eden cemiyet kuranlar için uygulanan 163/1. Maddesinin uygulandığı öteki sanıklar için iki yıl ceza verilmesinde dengesizlik görüldü. Ancak Gülen "hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde usul, kast, subut, vasıf ve uygulama yönlerinden bir isabetsizlik görülmeyerek" temyiz talebi bu yönüyle reddedildi. Daha sonra çıkarılan 1803 sayılı af yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle de dava ortadan kalktı.




  • Liderlerin ruhani destekçisi
  • ABD'de eğitim kampı var
  • Taliban'la ortak şeriat okulları
  • Beş kıtada 40 bin öğrenci
  • Özbek krizinde cemaat ismi
  • 13 basamaklı örgüt piramidi
  • Taşralı öğrencilere 'ışık evleri tuzağı'
  • İdam talebi gündemde
  • Kırmızı bülten çıkabilir
  • Yanlış yapanı 'aforoz' ediyor
  • Kulin: Aylin, Gülen'in müridi olamaz
  • Ecevit biliyordu
  • Cemaat içeriden çökertildi
  • Fethullah'ın "himmet zinciri"

    TEPKİLER
  • Ecevit, Gülen'in yanıtını bekliyor
  • Babadan Gülen'e sitem
  • İslamcı basın
  • Yılmaz, Bahçeli, Kutan ve sivil toplumun tepkileri

    ANALİZ
  • Gülen'in taktikleri
  • Orduyu ikna edemedi

    PORTRE
  • Askerliğe meraklı




  • | ANA SAYFA |