ALİ GÜLŞEN

ŞİİR ÜZERİNE


       Yaşı 40'ın üzerinde olanlar bilirler, 1980'lere kadar, şiir, bu toplumun öncelikli ilgi alanlarından biriydi. Çocukluktan çıkan herkes eline kalem alır şiirimsi bir şeyler karalardı. Evinde de mutlaka en az 2-3 şairin kitabı başucunda olurdu. Yatak odasının vazgeçilmez aksesuarlarındandı şiir kitapları, bir bardak süt içmeden önce mutlaka birkaç sayfa şiir okunurdu Orhan Veli'den, Cahit Sıtkı'dan, Bedri Rahmi'den, Behçet Necatigil'den...

       Aileden biriydi pek çok şair. Solcusu Nazım ve Atilla İlhan okurdu, sağcısı Akif ve Necip Fazıl. Orhan Veli ile Cahit Sıtlı'ya gelince, onlar ideoloji üstüydü, sağcısı da okurdu, solcusu da. Meşhur şairlerin şiir kitapları ülkemizin en çok satan ve en çok baskı yapan eserleri arasında yerini alırdı. Bu kitaplardaki meşhur şiirler de genç ihtiyar, kadın erkek herkesin dilindeydi. Radyolarda şiir programları çok dinlenirdi, her gazetede şiir köşeleri en çok okunan bölümlerdendi. Velhasıl şiir toplum hayatımızın dinamiklerinden biriydi.

       Şiirin başına ne geldi bilinmez ama yeni bir milenyumun ve asrın ilk yıllarında şiire ilgi oldukça azaldı. 20 yıldan beri "şiirin toplum hayatında yerinin olmadığı" bir dönemde yaşıyoruz. Artık şiirle büyüyen bir nesil yerine televizyon ve internet kültürünün hakim olduğu bünyelerden oluşan bir toplum var. Okullarda angarya olarak görülüyor şiir. Üniversite sınavlarında şiirle ilgili birkaç basmakalıp ve kuru bilgiyi bilen, şairlerin eserlerini ve bağlı olduğu edebi akımı ezberleyen her öğrencinin hayatında bir şiir okumadan tüm edebiyat sorularını yapabildiği bir sınav sistemiyle bundan daha fazlası da beklenemezdi herhalde. Aşk şiirleri ezberleyip sevdiğine bir çırpıda okuyan ve bunu aşkını ifade etmenin en güzel yolu olarak algılayan bir nesil yerine sevdiğine internetten aşk mesajları bulup gönderen gençler var. Uyumadan önce birkaç mısra şiir okuyan insanlar gitti yerine televizyon kumandasının esiri olmuş mahmur bakışlı insanlar geldi. Elinin altında şiir kitabı, otobüste ve dolmuşta zamanı değerlendiren delikanlıların yerini kulaklığın son ayardaki sesini huşu içinde dinleyen gençler aldı. Bu sevimsiz örnekleri çoğaltmak mümkün ancak bu da şiir tutkunlarını üzmekten başka bir işe yaramayacak.

       Kısaca, 1960'lı yıllar şiir yılları iken günümüz şairlerinden ve şiirlerinden meşhur bir tek kişi ya da eser bile yok dimağlarda. Artık 1000 adet basılan bir şiir kitabının akraba ve taallukata hediye edildikten sonra kalan kısmını satmak neredeyse imkansız. Şiiri yaşatmak ve de özellikle gençlere sevdirmek görevi şimdilerde internet sitelerine kaldı. Biz de etrafımızdaki insanlara özellikle de genç kuşaklara bu siteleri tavsiye etsek, onları bu sitelerin aktif izleyicileri haline getirsek diyorum. Böylece yok olmaya yüz tutan şiirimizi tekrar eski canlılığına kavuştursak.