FAİKA BERAT

ÖYLESİNE BİR RÜYA


       Gece rüyamda seni gördüm.
       Bir kütüphanede rafların arkasından çıkıp "Benim" dedin.
       Şaşırdım.
       Söylenenler ve resmine inat upuzun saçların vardı. Oldukça da genç bir görüntün.
       Çok şaşırdım.
       Yeşil yeşil de bakan gözlerin.
       Kütüphanenin yanındaki yatakta yatıyordu herkes. Ben de kendimi içinde buluverdim. Ellerin vücudumda geziniyordu. İrkildim. Ben ellerinden tutup sessizce "Yapma lütfen" dedikçe, sen göğüslerimle daha çok oynuyordun.
       Ordan bacaklarıma kayınca ellerin, itirazım biraz olsun azaldı. Çünkü yorgan altında onları ellediğini kimse görmüyordu.
       Durmam veya itiraz etmem gerektiği düşüncesiyle yerimden fırladığımda bu sefer diğer sen vardı karşımda.
       Saçları daha kısa ve esmer. Bir an yatakla diğer sen arasında gezindi gözlerim. "Hayal görmüş olmalıyım" dedim.
       Garip ama değildi. Anlamak için fazla israr etmedim. Diğer sen daha sıcak bir bakışla sarmaladı. Bu kez ayaktaydık. Artık çekinecek veya biri görür mü endişesi duyacak halde değildim. Sadece ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ve nerde olduğumu.
       Odada gördüklerimi açıklayamıyordum. Bir sürü insan. Tanıdık tanımadık. Herkes bir şeyler anlatıyor. Birileri giriyor, birileri çıkıyor. Yüzlerce ama yüzlerce şişe, her yerde.
       Bir an "O geldi" diyorlar. Herkes kapıya bakıyor. Yine sen, üçüncü bir sen. Ve yanında bir sürü tanımadık yüz. Bu sefer gözlerim seni ve diğer seni arıyor. Yoklar. Kendimi yapayalnız hissediyorum. Ulaşılmazsın. Yanına yaklaşamıyorum.
       Kütüphane birden bir eve dönüşüyor. Bu evin bir garip havası var. Her odasından birileri çıkıyor, üstünü başını düzelterek. Sanki bir bekar evi, evsizlerin buluşma yeri.
       Çiftler... Çiftler...
       Çıkmalıyım burdan. Ne işim var, neden burdayım? Neden bluzumun düğmelerini ilikliyorum? Ben burda ne yapıyorum?
       Daraldım. Çıkmalıyım. Kapıya yöneliyorum.
       Merdivenlerdeyim. Annesini veya babasını arayan ve ağlayan bir çocuk bana bakıyor. Gözlerimin içine. Kucağıma alıyorum. Çocukların yalnızlığı içimi parçalar. Çevreye bakınıyorum. "Geliyor" diyorum, "Bak gördün mü? Ağlama bebeğim şimdi gelecek. Aşağıda bak, orda. El salla ona."
       Babası sandığım kişiyi gösteriyorum. Susmuyor. Babası sandığım kişi yanımızdan geçip gidiyor. Ve çocuk hâlâ ağlıyor. Ben de ağlıyorum. Kolumda, kucağımda kaldı.
       Gözlerim hâlâ seni arıyor. Nerdesin? Nerdesin? Çığlık çığlığa sana sesleniyorum. Bulmalıyım seni. Duymalısın beni. Nerdesin?
       Yanımızdan geçip gidenin sen olduğunu uzun saçlarından ve yeşil gözlerinden anladığımda tüylerim diken diken oluyor. Kucağım da çocuk. Kütüphane ve yatak ve ev ve merdiven arasında kalakalıyorum.
       Uyanıyorum.
       Kollarım yastığımı tutuyor.
       Düğmelerim açık.
       Odadayım.
       Tek başıma.