İ. ERİNÇ ERÖZ
İŞGALCİLER
- Elimi tutar mısın?
- Neden?
- ...benden uzaklaşıyorsun...
- Yanındayım ya!
- Anlamıyorsun...
- Anlamıyorum!
- Gerçekten bunu yapmak için bir nedene ihtiyaç duyuyor musun?
- Anlamak için?
- Elimi tutmak için...
- Sadece beklemediğim bir soruydu bu o kadar, bu denli büyütmene gerek yok!
- Ben büyütmüyorum, sadece senden birşey istedim ve sen benim istediğim birşeyi yapmak için bir sebebe ihtiyacın olduğunu söyledin.
- Saçmalama!
- Ben şu anda oldukça mantıklı düşünebiliyorum ve aynı mantık süreciyle senin, ne zaman bir sorunla karşılaşsan, kaçmak için bu kelimeyi kullandığını biliyorum!
- Saçmalama lütfen, yeter artık.
- Bak!
- Seni sevdiğimi biliyorsun?
- Asıl sen bunu nereden bilebiliyorsun? Böyle bir iddiam hiçbir zaman olmadı.
- Peki, seni seviyorum.
- Bunu bu şekilde söyleyerek beni etkileyemezsin!
- Canın cehenneme!
- Bu sen misin?
- NE İSTİYORSUN?
- Sence?
- Soruma soru sorma!
- İstediğime sahip olamayacaksam neden isteyeyim ki?
- Paylaşmak için?
- Komik oluyorsun. Paylaşmak ve sahip olmak kelimeleri tamamen zıt. Oh! Sen tek çocuktun değil mi?
- Ne alakası var?
- PAYLAŞMAYI SEN NE BİLİRSİN?
- Öğret bana!
- Hah! Sınıfta kaldın bile.
- Hâlâ anlamıyorum.
- Çünkü denemiyorsun.
- Belki kapasitemin üzerindedir?
- Hâlâ komiksin!
- Elini ver bana...
- Neden?
- ...benden uzaklaşıyorsun...
- Yanındayım ya!
- Anlamıyorsun!
- Anlamıyorum!
- Bağışlayın ama karşıdan karşıya geçecek misiniz, yoksa kaldırımı işgal etmekte kararlı mısınız?
|
|