ERTAN KARGITUĞ

Yazık Çocuklarımıza, Yazık Geleceğimize...


       En büyük milli bayramımız Cumhuriyet Bayramının arefesinde yaşanan bir dram ve acı gerçek. Minik yavruların acı feryatları, görüntüleri, yaşadıkları ve bildiklerimiz. Bildiğimiz ne varsa ve öğrendiğimiz yediden yetmişe, hepsi boşa gitmiştir bugün. Mustafa Kemal’in seksen yıl önce çocuklara verdiği değer ve iltimas bugün yerini savaşlardaki toplama kamplarını andıran Malatya’daki görüntülere bırakmıştır.
       Adolf Hitler'in çocuk katliamlarına ramak kalan bir noktadır farkına vardığımız bu durum. Nice böyle durumlarda kimbilir nerelerde ve hangi boyutlarda yaşanıyor ki, Allah bilir. Yetkili, yetkisiz, duyarlı ve duyarsız herkes artık derin bir soluk almalı ve düşünmeli. Çocuklarımızı kimlere emanet etmişiz biz? İnsan kılığına bürünmüş yaratıklara, asalaklara. Bu çocuklar bu ülkenin geleceğidir.
       Mustafa Kemal’in emanetini devralacak nesiller meğer ne eziyetler görmekteymiş. Artık kafaları düzeysiz tv programlarından, sahtekar sanatçılar ve sanattan uzak şarkılarından, eğreti çalışmalardan eğitimlerden ve paraya dayanan keyiflerden kaldırmak zamanının ne kadar geçmiş olduğu ortadadır. Gömülmüş suniliğimizde geleceğimizi nasıl da heba ediyoruz. Bu görüntüleri seyredip de canı acımayan var mı diyeceğim, fakat keyfi kaçmasın diye televizyonlarını kapatıp müzik setlerini açanlar ya da başka bir işle meşgul olanlar var içimizde.
       Hepimiz bebektik, çocuktuk ve büyüdük. Bugün neysek o günlerin izleridir hepimiz için acı ya da tatlı. Üç nesil önce acı ve kan dolu savaşlar gördük, öldük, yaralandık. Yetişkin ya da çocuk hatta bebek. Şimdi barış zamanı medeniyetin yollarında ne biçim bir savaştır bu? Geleceğimizi yaratıklara emanet etmişiz. Cani, cahil, iğrenç, pislik yaratıklar. Asgari ücretle ancak bu mu oluyor diye soruyor insanlar. Nice insanlar bu ülkede asgari ücretle çalışıyor ama hepsi yürekli, dürüst ve karıncayı bile incitemeyecek kişilikler. Bu durum düşük maaş, sınırlı harcama, imkansızlık, yetersizlik gibi sahtakar bahanelerin ardına konulmayacak kadar nettir.
       Birileri yine keyiflerini sürdürmek için olayları akışına bırakmışlar ve yaratıklara görev vermişlerdir. Bu yaratıklar çocukları dövüyor, yakıyor, eziyor ve yetmiyormuş gibi dışkılarını yediriyor. Uyanalım artık en büyük düşmanlarımız sınırlarımızın ardında değil ta içimizde, yüreğimizin üzerinde, evlatlarımızı yok ediyorlar. Aynı habis bir tümör gibi. Ve gösterelim artık çocuklarımızın sahipsiz olmadığını...
       Bu ülkede her karış toprağın, her bitkinin, her canlının ve her insanoğlunun zamanında akıtılmış şehit kanlarının sahiplerine sonsuz borcu vardır. Bu borcun karşılığında görev, emaneti en yükseğe çıkarmak ve gelecek nesillere teslim etmektir. Bu yolda olduğumuz sürece Mustafa Kemal’in emaneti Cumhuriyeti yaşamayı ve de bayramını kutlamayı belki hakedebiliriz.