FERRUH ALIŞIR

ŞİİRLER



TANRILARIN RESİMLERİ

Dokunmadan geçmişle başlamış, büyük kaos,
yıllarca biriktirdiğim her temas,
Yüce kralları yaratan her savaş,
Yılanların aczinde saklı.
Nefret ediyorum!
                       
Akropolü kuranlar, yıkımını görenlermidir?
                   
Artık yası yok bende bilinmez yollarda bulduğum...
Satar zaman herşeyi, İnsan görmez o şeyi.
Merhamet dileyen askeri.Öldürmek kılıç yaralarıyla 

.. 

dağ sözleriyle.
                                                                                                                   
Gövdesi, karşı  kaslara gebe,
Yeraltındakutlanıyor zaferler,tanrısal bir sarhoşluk içinde.
Bağlardan gelen sesler bitiriyor çalışma saatleri önünde coşkusal, 
Çan sesleri yılgın kurtuluşlar, ince kahramanlıklar.. 
genetik kastların alçak gönüllü neferi.
Yanmaz tutuşan kalpler,
Koşuyor artık....uyuyan sevgili
yılların tozu silkeleniyor insanlığın üzerinden.
Bilinmez

Topraklarda büyütülmüş, herşeyden nefret ediyorum!


HASAT GÜNLERİ NEFRET NÖBETLERİ

Yanılsama yaşıyorum belleğimde.
Sessizlikten gelen misafirleri, çığlıklarla uğurluyoruz.
Soyuyoruz düşüncelerimizi tecavüz öncesi .akıllıyız çünkü
Ayrılış saatlerini bekliyorum
Önce elleri terkeder sanırım
Sildim bellektümörü düşlerimi.
Sen aklıma bile gelmedin 
Aklımda gelmedi.
 o tütsülü şeker,
bildiğim engüzel şeydi söğüt dalları,
Artık aklımdan şüpheliyim neyi yaşadığımın,
Fark edilmezlik halleri kurbanı
Merasim töreni
Kimliği bilinmeyen?
Ama  önemli.
Pek yakında beynimde tümör çıkacak.	
Topraksız köylerden geçeceğim
Adımlarım geriye götürecek beni
Mutlubir insanlık hali
o, beni unutacak,
ben kendimi.          
Bir küre sonsuz bir düzlüğe indi
Ekilen toprakta huzurla yatıyor olacağım.
	
Gönül kurbanları topluluğu şarkılar
Kabul ediliyorlar.

12.06.2004


SİNCAP
             	 
Geçmişi anlayamadık
85 dilde günahın nasıl yazıldığını anlatamadım,
Uçmak zorundayız karabataklığa...
Gerilmiş bir ip boylamında tutunup,
Çığlıklar atmacasına,
Duygularıma  ambargo...
döl bence bize sunulmuş en titrek ben.
Dövmek isterdin ellerinde zamanı!
uslu bir köpek edasıyla sırıtmasını  ve seni unutmasını
isterdim.
Gitmek zorundayım;
acıydı bildiğim gidişler çocukluğunda
onu taçlandırma törenine yetişelim 
ölüm hızla evlenmeden.
Ben...,o ellerinde çözümsüzlüğün çocuğunu büyütmeden.
Ah! geçişler ah!
Of demeler bir çay soluğunda dumanlı bir kavanoz gibimi dünya?
Bana kendini göstersene.
-yaşamak derdin ince bıyıklarına sızan küstah gülüşlere
ince alnında ezilmişliğine küskün gözyuvaların,
Şikayetçi bir çocuğa benzememeli asla!
Önüne konulanla yetin ve korkma
Uzaktan uzaktan o acı!
Rededilmezcesine mütevazi.
Sen, bizi büyüledin    gitmek zorundayım...

Bilmediğin bir yer seni oyaladı,
İşte yaşadığın, işte bilmediğin, bilemiyeceğin adresler,
Göz yaşlarıyla topraklar kurur   belki bilinmeyecek...
Ve gözyaşları kadar sevindirici neolabilir diye düşün!
Özgürlük mektuplara pul (küçücük küstah şey...)
Küçümse onu durmadan,
Sen buralı değilsin....   gitmelisin buradan(Yabancı şair)

Tümüne tükrük attığın pisuarlar belki seni terketmeyecek.
Azınlıklara madalya verilmez unutma
her yeni gördüğün yer burası;
Oysa nedir akşam yemekleri vize aldığın maskeli balolar?
Taht - terk et der.
Yaşat tüm gücünle çirkinliğini!
Tümünü yok sayamadığın o hiçliğe.
Gözünde büyümesin üst kattaki soytarılar,
Gözükaralar büyütsün.....o kadar!
Eyy!   Şansızlığına tükürdüğün anlar , dişiler için 
Sus ki şarkını söylesin orospular.Ah! Dişil geceler,
Ah bile değmez bu anlamsızlığa,
Güneş enerjimizi eritiyor   ellerin buzdan bir top ;

Ve herşeyi toplayın artık !
Gidişindeki asaleti bir yana sallayın yetsin!
Sinüsler bırakın yakasını, zavallının  içsin. İçsin okadar.
-Süvarilere-	
Yedi ciheddine  cehennem katın
Şu yer yüzü cennetindeki şiddeti gizleyin,
Kanatlar o çift ve iğrenç kanatlar uçun dilerseniz 
yeni bir gardiyanın koynuna.
Sessiz dilsiz ölübedenler üzerine temiz çarşaflar örtün! 
Kumlardan yapılan.
Ve bilinki  yetişmez hiçbir dokuz aylık onun ardından.
Ağlatmayın onu
dokunmayın!
Hiç bir yenitmeye dokunulmaz unutmayın.
(ölümlüleri oynamaya yetermi zaman)
“Öyleyse kendi kanından kendi gözyaşlarından iğrenmediğine göre ,
güvenle beslenin bir yeni yetmenin gözyaşlarıyla”

08.16.1992
         

BORÇ

şimdi geçecek zaman?
hani nerden! vurdumduymaz bir vakit alacak son çay.
Günlerdir bahçelerdeyim.
Ve bekliyorum zaman alacak aşk
silmek uğruna çocuklardan,
aldığım borç.
oynayacak  derinde kalmış sevgiler,
Acınacak bir haldeyim.

30.05.2004
                      

TÜTSÜLÜ ŞEKER,
BİLDİĞİM ENGÜZEL ŞEYDİ SÖĞÜT DALLARI

aklımdan şüpheliyim hepsini yaşadığımın
Farkedilmezlik kurbanı.
Bir geçiş anı; merasim töreni
Kimliği bilinmeyen ama önemli!

Pek yakında sırtımda iğrenç ağrılar çıkacak.
Köysüz toprak larından geçeceğim kararsız adımlarım 
    beni  gerilere götürecek.
Insansız ne kaldıysa beynimde ben oyum...
	Ben onu unutacağım zamanın tozlu
rahminde-silkinmiş,
Komik karikatürlerde çoğalacağım,raflarda bırakılan,
Dört nesil sonraya kalarak,moda olacağım!
Konuşulan anlamsız şeylerden 
Daha huzurlu bir enerjiyle
yatıyor olacağım toprağın kalbinde.
Gönül kurbanları deliçılgınlığında 

işimiz budur  insan seli  fikir mezarlıkları  edebiyat çılgınlğı
Yada ruhlar bulur elbet bizi.
sevgi dudağı, suskun
Ne gariptir saçmalık,
adanası gelir tüm insanlığa bulur bizi.
Dans etmeli çıplak ayaklarımızla.
Giysilerin gerisindenmek  düşübulur bizi.

17.02.2004


XYZ...

Yanan şeylerden geride dumanlı bir iz ;
varlığımda an meselesi bitmek.
bilinmezliğe
geriden başlamış hayat.
bitmeli en tadında umulmadık anda ani, 
sorunsuz bir harakiri.
gül, dövülmüş ruhuma sadaka ver!
Belki uçamam, yoksunluktan tatsız deniz...
Abc...
Erdemdir unutulan
cok sayısız aşklarda cok ve sayısız gözler
belki yanlızca baslamaktır hayat...
tanımaktır yabancıyı
uzaklarda kalan ezbere sozler.
Silkinmek uyumaktır biraz; biraz daha başlamaktır.
Sonsuzlukta Esirkalmak...

Ne tarafta evim, adresim değişmiş, tanıyamadım sen kimsin?
Olacak seylerden haberim yok biraz daha gitsem rüzgar yakalayacak!
Olmadı bu dans vaktinde yağmur
Susuzluk olacagım yolculuklarda; çile verirmisin...?
Kopardığım otlardan adımı yazamam silkinir, yagmur düşmez gök teninden
Toprağı bulur, benide sürükler zaman...giydirir ne bulduysa beni 
Sarhoşluğum uykulara sürükler, belki sana getirir sular 
kirlenmiş yüzüm arınamaz topraktan kaybolur...

Düşer düşünceler cebime bolca yük alınır acıdan...
Kayıp bir ses gibi  kayar göçmek için buradan almamaktır evde,
avucta kalmaz insan.Düşler, aksine süsler neyı görsek peşimizdedir.
Bir taş bir ev bir düş bin insan geridedir artık...gunlerden biriken huznu
Tasımalıyım, yeni adreslere.goremedim ne silinirse baskın kalbıme.
Sabah  gülümsemem kendime; kayıp bir ev kapısını çalamam,

Mahvolur, kahreder, dünyama o anı  alamam.
Başlamaktır selam, hayat ne makul cevreler mezarlıktakı günleri...
Anlarım ki çalınmıştır sayfalar kafamdan.düşlerde aranıyorum
Sır, siktir cekmelı ama cellat soru sormaz...sorun elde kafamın tuyleri!
Tutulup kapatmam lazım bu kapıyı ancak sifreli.,!

”sözlemek anlamaktan daha güç”yertutmamış sevgi bunyemde
Sabıkalı bir vazıyet planı.
Dünyadan arınmam lazım;satılmış düşlerimdeki arazileri;
Hasat mezat gitti gidiyor sabah yagmurları, düşmez çığlıklarıma,
Bir şarkı, bir kopya, bir kadın daha...

17.02.05 


ŞEKİL A

Masal katilleri, tutsak hayatlar için susmak vakti...!
Kara bir su içinde sayıklıyor geceleri artık tası tarağı toplamak vakti...!
Benziyor gittikçe güneş aya ertelemek vakti ;
İstemdışı doğuyor toplanan sular akşam vakti ;
Sevişiyor bir çocuk annesiyle belli belirsiz ;

Duymak için kapadım kulaklarımı, 
Gelmesin hiç bi çığlık kapımdan; 
doygun serviler, azgın ısırganlar 
mavi ay çiçekleri...
doğmak vakti...

21.04.2002


SORUMLULUK

dağınık br tablodan iner beklediklerim
önümde çoğalır gece misafirleri tadında
randevusuz alınmış, ben kusurlu vardiya ürünü
zamanı  bellekteki yerinde bulamadım sürgüne gitti 
sonradan gelmiş dünyaya
bazen bilmeden başa gelendir kazalar kaderler bulur...
bilmediklerim beni bulur...
ellerim artık soğudu
sarılacak kimsem yok 
el tutar ,,; bırakır bilge;sözlerin öldüğü yerde...
çığlık bir tırmanıştır
tarih savunmamız.
Sevgilinin yerinde boşluk olacak
kalbinde nefreti büyüteceğiz;
o alacak öfkesini bedenlerden sorumsuzca.

Büyüyeceğiz daha çok bahçelerde ..
geçmeden zaman 
formatı aşk olur acımadan.
Bir başka adres dudaktan...
Derlerki vajinadan 
Karanlıklar büyütecek öfkeleri
işte sayfam kutsayın beni ...
yırtılmışmı?
Unutlumak en güzel tarafı,
ne büyütürse beni, hazzım o olacak!
Benden büyük bir dünyanın suskun yanı
boy kavgaları telaşı
Duygu damarımdan akan kan,
Kararan gözlerim
Ayrılacağım dünyadan.
Özlem “öteki“olacak,
Tutacağım ellerinen kendimi
okşanacak tenim,
Öpüleceğim hiç kimse kadar,
Kadınıma kadar vahşet bir yatak maçı
Boynumda bacakların düğümlü kalacak
içindeyim ...ölü gibi,
sorumluydun.

Yanıldın!
Bitmedi sözlerim
Kolumda yengeç yanığı bir yara
Kabuk bağlamaz
Görmeden seni
Bu kör karanlığa
Devrildim.

Hatıra,
Kollarımdan indin artık..
Dünya vardıya öbür tarafta?
Güzel olanı bana veren dünya 
Yapaymış.
Herşey çirkin ve kararsız.

Nasılsa iyi geçmiş zaman 
Durmak vakti ...

12.09.2005


GÖÇLER

Kapatmış kendini gökyüzü
Gözlerim gibi karanlık  
Saklı tutacağım içimizde kalmış yaraları
Terketmeyen aslıma güleceğim; 
Nasibim yok; artık dehşet renkte boyanmış gözlerimi
Al ... bunlar, dudaklarım, ellerim çoktan boynunda
Öldürmüş gibiyim, ellerimde kalmış canı!
Sesini kısan düğmlerde! ...

Bilinmez nerede durdugum, haritası düş bilgilerinden 
Sevmek için zamanı giydiren kadın 
Kapatmış kendini  tutsaklığını tasdik ediyor...durmadan!
Biten rüyada ,dönen dünyada teknasibim acı oluyor.
Topraklarda ekiyorum kendimi 
Doğacak güne hesap sormadan

Peşime düştü karanlık atlılar
Gece yüz görmez,katlimi oturmuş izliyorum
Geçiyorum akıyorum sızıntısı açılmış yarama
Kafam uçuyor; aklım gibi !
Hala anlamıyorlar ...
Severken çoğalacağımı.

O çirkin yaratığın 
okapkara yüzün ardına gizlendim
kapalı tutamıyorum gözlerimi
bayılma noktasındayım
mirasım yok denizlerde.

Kahve renki botlarım 
kahvem
düşüncelerim 
düşlerim 
kalbim
ağıtları için sipariş verenler
artık çalışmıyorum.

Kasam 
biriktirdiklerim
savrulmuş kıyamete
yetişemedim
şairliği
öğrenemedim.

Yaş 
büyüdükçe 
içsel olanı
algılıyorum
talanı.

Merdivenler  biterken

hudutları çizili kasbanın haydutları
hırsızları bile gitmiş
işgüç bırakılmış ortada
bir ilanı yok aradığımın
serseri bir at çaresizce dolaşacak masalı bincin toplanacak farketmeden 
biterken 
kalkacak tren
kaçacak sevinçler büyütülmeden toplanacak hasat
limanlar da sessizlikten bekleyen çelikler kuşatacak çıkıyorum

2005.05.12


TOZLAR VE SİSLER

Geri geliyor yolcular, nedense?
Arkalarında bağlanmış bavullar kimin yükü kimin yarası!
Ne çabuk geçer korkular, yolcular.
Gitmek bu olmalı önünden kader geçen gemi!
Kolsuz bir fanila fırtınalı vakitte giyilir,
Tutsakları sayılı biri Kaptan!
Yollanir mektuplar kağıtlarda çizili özlemlerin
Adreslere geri geliyor, nedense?
Kamarotlar fahişeleri alıyor geceden
Yatakları istiyor elde kalmış ne varsa!
Yabancı kalmış bir kaç liman?
Çoğunun adını ezberliyor Kilisemiz karanlık sularda demirliyor
kaybolan sürgün gözlü balıkçı ışığa doğru kürek çekiyor,
Tanrı içeri alıyor kayıpları yolcular azalıyor!
Bilmem ki havaların azizliği yok edemedi artık toplanmış belleğimi
Şafakta bir sütliman sessizliği silületler 
Ne çekici görünüyor çirkin yüzler!
Sis koynuna alıyor denizi anlaşıyorlar...sevişme öncesi son sarılmalar!
Kaba bir fırtına habercisi fırtına hortum tayfun 
Varılıyor eski limana içkiler tazeleniyor!
Kayboluyor sevgililer...Tozlar uçuşuyor kalplerimizden.
Dudakları unutulur kılıyor hayat geriye dönen olmuyor!

"Acıların girdabında kurtarılmayı bekler biri"
Kapansın tüm kamaralar artık yerde kalmasın kanım hariç şarkılarını dinlemem lazım 
O kadından gelen kokular o iğrenç gökyüzü o sevilmemiş adam!
Yalanlar suları kuşatıyor.
Terketmeyen beni "O KAPTAN"
Yalanlarımıydı kurtarılan,düşlerimizde demirli  kefen.
Hisarlarından esen rüzgarlarını kokluyor tayfalar
Ne güzel doluyor aşk bildiğimiz anne ninnilerinde.!
Gözler ellerle birleşik;acıların haritası çiziliyor suratımda!
Eritiyor bilmediğimiz yanık şarkılarını,
İnsanların.

05.06.2005

Kaçmaktan bıktım,
Aslımda gizli bikaç delil;
Yorucu gemi taziyeleri,yaş elbiseler
kusmuk lekeleri.
Savrulan düşüncelerim bıkkın.
Yoksun kaldım özgürce seviştiğim kadınlardan.
Rüzgarlı yeldeğirmenleri...
Adımı çiziyormuş sabıkalılar,
Gökyüzündeki boşluğa.

Karanlık dizçöktürüyor kaçışa.
İnançlarımın kıyısında yalvaran zavallı,
Tanrıya soruyor;ordamısın hala?

06.01.2006