HÜSNÜ ÖZDİLEK

ŞİİRLER

BİTMEYECEK ŞİİRİMSİN SEN BENİM

Dudaklarım yetim kalır inan ki; 
Bitmeyecek şiirimsin sen benim. 
Zaman bile buz kesilir, buz sanki; 
Bitmeyecek şiirimsin sen benim. 

Yuyup verdim yüreğimi eline, 
Kemer oldu mısralarım beline; 
Hece astım saçının her teline, 
Bitmeyecek şiirimsin sen benim. 

Bardak bardak boşaltırken aklımı, 
Bilemedim haksız mıydım, haklı mı? 
Döküverdim her gizlimi, saklımı... 
Bitmeyecek şiirimsin sen benim. 

Senin için sancı çeker sözcükler, 
Yollarına gamze eker sözcükler, 
Aşka gelir teker teker sözcükler, 
Bitmeyecek şiirimsin sen benim. 

Bir umuttan bin umuda akarken; 
Özlemleri vuslat ile yakarken, 
Gözlerinden sarkıp... sana bakarken 
Bitmeyecek şiirimsin sen benim.  


ZAMANIN DIŞINA HER SÜRGÜNÜMDE

İpinden kopan bu kaçıncı gece?
Yutkunur... karşıma geçerim yine.
Semanın yüzünden düşmeden peçe,
Yalnızlığı demler, içerim yine.

Suskular feryatla yağar tepeme,
Kırk kilit vurulur topal cezbeme...
Çulsuz bir maziyi yükler heybeme,
Karanlıklarıma göçerim yine.

Hep iğdiş edilir düşler önümde,
Sur olur kabuslar altı yönümde...
Zamanın dışına her sürgünümde,
Terkeder aklımı, kaçarım yine.

Çifte düğünlerle gelsin her bela,
Hayat, doğduğumdan beri Kerbela!
Bütün güzergahta aynı tabela,
Ufuksuz yolları seçerim yine.

Yarınlar rahminde  ipe çekilir,
Umutlar dokuz kat dibe çekilir.
Şu yüreğim parça parça sökülür,
Şafaklarım kayıp... naçarım yine!


SİLSİNLER BENİ!

Şiirleri mısra mısra yoluna
Sermezsem mertlikten silsinler beni!
Zamanın kalbini söküp eline
Vermezsem mertlikten silsinler beni!

Avuçla içerken aşkı, duyguyu;
Gözlerime astım halsiz uykuyu.
Yalnızlık denilen iğdiş korkuyu
Sürmezsem mertlikten silsinler beni!

Namertlik yakışmaz yiğit şanına;
Aldanmaz hayatın bir ihsanına...
Ecelle kolkola girsem, yanına
Varmazsam mertlikten silsinler beni!

Silerim vuslatın elbet terini;
Yaşadım ölümün en beterini.
Sensiz düşlerimin bak, defterini
Dürmezsem mertlikten silsinler beni!

Çirkinde indirir göz perdesini.
Sıyırdım aklımın yüz perdesini!
Sükunet üstüne söz perdesini
Germezsem mertlikten silsinler beni!

Çıkarken aşığın göğe ahları;
Damla damla erir tüm günahları.
Karanfil kokulu ak sabahları
Dermezsem mertlikten silsinler beni!


SÖZCÜKLER YIKADIM ASTIM İPLİĞE

Huşuyla hasretin göğsünü oysam,
Gecenin üstünü başını soysam,
Yolları toplayıp cebime koysam,

Aşkları uc uca ulayamazlar;
Kurak yağmurları sulayamazlar...

Dokunur ateşe, donar her yanım;
Binlerce parçaya bölünür canım…
Sükunet doğurur bu heyecanım;

Gölgem bile beni bıraktı gitti;
Yüreğim aklımı pul pul eritti...

İmgeler dokuza böldü dünyayı;
Uykuya yatırdı halsiz rüyayı…
Tutup kulağından arsız hülyayı

Kündeye getirdik bu sevda için;
Cevap veremedi nasılla, niçin…

Yudum da suları, çıkmadı kiri;
İtlere yal diye verdim fikiri...
Bedenim çürürken gönlüm dipdiri...

Sözcükler yıkadım astım ipliğe;
Şaşmadı hiç kimse bu garipliğe...

Güneşi okşarken pek keyifsizce;
Neyi anlatmaya çalıştım sizce?
Sarhoş bulutlara baktım sessizce...

Aklımın ağzına beş kilit vurdum;
İğdiş hücreleri yele savurdum...

Evrende bulunmaz gönlünün eşi;
Hayatın susmayan yorgun serkeşi...
Gözbebeklerine koysam güneşi;

Bakışların sevda yayar aleme;
Zor gelir bunları yazmak kaleme...


HAZ VERİR BANA

Yağmurda ıslanan gökkuşağının,
Belinde durması haz verir bana.
Temmuzda terleyen altın başağın,
Yüzüne vurması haz verir bana.

Sevda anlatılmaz yüreği köre,
Aşkı yüceltmeli, böyledir töre...
Zamanın sevinçle tek sana göre
Saati kurması haz verir bana.

Hep seni anlatır her söz, her hece;
Çözülür mısrada saklı bilmece...
Hilalin yanıma gelip, dün gece
Halini sorması haz verir bana.

Sevdadır hekimi ruhu açların;
Yalandır gerisi... tüm ilaçların!
Omuzları öpen alev saçların
Boynumu sarması haz verir bana.

Hayatın sırrını Yunus'ca ara;
Düşmek ister isen aşkta ki nara…
Rüyaların beni çekip kenara,
Düşünü yorması haz verir bana.

Aşık olmuşum ki ben bir kadına;
Yüklerim dünyayı kuş kanadına...
Şiir bahçesinde onun adına
Sözcükler dermesi haz verir bana.

Sevgidir hayatın bütün gerçeği,
Kemirir insanı nefret böceği.
Gülü, karanfili... nice çiçeği
Yoluna sermesi haz verir bana.

Seyretsem yıldızı boynuna takıp;
Tüketsem ömrümü hep sana bakıp...
Güneşin gururla geceyi yakıp,
Yanına varması haz verir bana...


GÖZLERİNE MÜHÜR VURDUM GECENİN

Gözlerine mühür vurdum gecenin,
Senin cemalini görmesin diye.
Belini dokuza büktüm hecenin,
Yoluna duvarlar örmesin diye.

Hani yok mu ılık ılık akışın
Yüreğimi yakan neyzen bakışın...
Sevdamla erittim karını kışın,
Seni kucaklayıp sarmasın diye.

Seni tanıyınca düşünüp durdum:
Ömür akçesini boşa savurdum!
Aklımın ağzına kilitler vurdum,
Gönlüme sorular sormasın diye.

Yüzüne bakınca kalmaz kederim,
Sonunda seninle güldü kaderim...
Güneşi yağmura bela ederim,
Kumral saçlarına ermesin diye.

Düşlerimi bir uykuya doldurdum,
Hem berrak hem masum suya doldurdum...
Hüzünleri kör kuyuya doldurdum;
Yüreğine zarar vermesin diye...


BANA TÜRKÇE BİR SEVGİ VER

Yunus sözü gibi candan
Bana Türkçe bir sevgi ver
Arınsın şüpheden, zandan
Bana Türkçe bir sevgi ver

Mevsimlerde hep sen varsın
Hem üşütür  hem yakarsın...
Bütün benliğimi sarsın
Bana Türkçe bir sevgi ver

Sözcük topla kucak kucak
Hep aradım köşe bucak...
Öz dilimde okuyacak
Bana Türkçe bir sevgi ver

Hem masum hem de ak olsun
Kederlerden ırak olsun
Duru olsun, berrak olsun
Bana Türkçe bir sevgi ver

Seher vakti esip gelen
Ayrılığı kesip gelen
Gönlüme münasip gelen
Bana Türkçe bir sevgi ver


USANMAM!

Sevdaları türkü ettim gönlümde
Yaza yaza usanmadım... usanmam!
Labirent benzeri yollar önünde
Aza aza usanmadım... usanmam!

Her yerde aynıdır sevginin dini,
Aşkı yaşayanlar bilir haddini...
Gönül tuvaline yorgun resmini
Çize çize usanmadım... usanmam!

Bir gün ölsem cenazemi kılmaya,
Hayatta sevmeyen sakın gelmeye!
Ruhsuz şehirlerde seni bulmaya
Geze geze usanmadım... usanmam!

Bir hayır bekleme kokuşmuş dünden,
Geceler ürkermiş her doğan günden...
Hayat denen problemi kökünden
Çöze çöze usanmadım... usanmam!

Kamil insan gelmez şer oyununa,
Nefret sığmaz gönlün akca koynuna.
Yıldızları kolye gibi boynuna
Dize dize usanmadım... usanmam!


TEKRAR TEKRAR

Seni düşündüğümde koynunda gecelerin;
Zamanın boşluğudur biteviye gördüğüm.
Kanat çırpışlarını duyarım hecelerin;
Yüreğim boğum boğum mısralarda kördüğüm.

Hep kokunu aradım rüzgarın nefesinde;
Saçlarına değmiştir belki de dudakları...
Hasretinin gölgemi ıslattığı sesinde;
Bin gövdeye ayrılır aklımın budakları...

Hakkı bulur inanan sevginin sözlerine;
Değil midir ezelden kalpte verilen ikrar?
Ak kuşaklı umudun baktıkça gözlerine;
Düşerim yarınların rahmine tekrar tekrar...


SEN… BİLİYOR MUSUN?

Vuslatın alnında biriken teri
Siliyorum ama… nereye kadar?
Elbet sensizlikten yoktur beteri,
Biliyorum ama… nereye kadar?

Yüreğim sığmazken koca dünyaya;
Şimdi pusatsızım, şimdi hep yaya…
Düşünce denilen hırçın deryaya
Dalıyorum ama… nereye kadar?

Ne arzu bırakır ne de bir heves,
Yarınlardan ağır ağır gelen ses...
Yorgun asırlardan derin bir nefes
Alıyorum ama... nereye kadar ?

Dese de, kırk sene geçti ah ile;
Aldırma, boşver bu kara cahile!
Kıyısı olmayan aklı, sahile
Salıyorum ama... nereye kadar?

Sevdanı işlerken toprağa, taşa;
Ruhum damla damla köz olur aşa…
Dokuz kat yalnızlık ile başbaşa
Kalıyorum ama... nereye kadar?

Karanfil ekerken sözlerine ben,
Şafağı asarım gözlerine ben.
Düşlerin gamzeli yüzlerine ben
Gülüyorum ama... nereye kadar?


ZAMANI ELERKEN DÜŞTÜM İÇİNDEN

Yorgun düşlerimi  okşa bir kere,
Kabuslar nefretle burmadan önce.
Yeniden dönerim geldiğim yere,
Hırçın dalgaların vurmadan önce...

Nefsimi dokuz kat zincire vurdum,
Aklımı orakla biçtim, savurdum...
Ruhumun önünde selaya durdum,
Gölgemi güneşe sermeden önce.

Heceler avcumda çırptıkça kanat,
Ter döker aşk için bütün kainat…
Ezelden ebede nefrete inat
Sevgiyi yudumla, vermeden önce.

Korkular üstüne atmadan ağı,
Yüreğin döşümde kursun otağı...
Gamzene umudun değse dudağı,
Yarınlar yayını germeden önce.

Zamanı elerken düştüm içinden;
Cevaplarım  gebe kalmaz niçinden!
Sözün gerçeğini lafın piçinden
Ayırmak gerekir dermeden önce.

Kendini yeniler aşk çarpa çarpa,
Su gibi çarpalım düzlüğe, sarpa...
Hasretin yolunu hep kırpa kırpa
Keselim, murada ermeden önce...

Yaklaş yamacıma az sayfa sayfa;
Sende her güzellik, naz sayfa sayfa...
Gönül defterime yaz sayfa sayfa,
Azrail kalemi kırmadan önce.

Düsseldorf-Almanya