MURAT MÜFETTİŞOĞLU

MONOGAMİK ÇIĞLIK YA DA VASAT BİR ZAMANE GERÇEĞİ

Saldındı engerek bir yalanı bilmem ne vakit hani 
O vakit alladındı pulladındı hani bana bana seni 
Ben titredim ben çocuk oldumdu ya alaz alaz yüzümdü 
Sanmıştım ki oysa sen yedi renk kır yeri  
Sen kentin pastoral şarkısı fısıldayan ve ancak 
Ölüm gözündü çarpan beyaz beyaz etlerime  
Mesih’ imdin bir Sih’ li gibiydim  
Aka çalan tek örtümdü tenim hatırladığın neyse işte 
Demek istediğim o bildiğin  
Neden yalnızca neden 
Olmaz düşlerimiz oldu ölmez gecelerinde ayazın 
Habire bire-bir sıyırıp geçen hayatlar ya da 
İnsafsızca insandık sandık 
Neon metaforlarına öykündük kentin 
Buzdan soru işaretlerinde salınan 
Dikey ölümlülermişiz meğer biçare tamam zaman 
Evet kesik yarınlara gebeymişiz hatta 
Demiştik ya bize dayan dayan ya da ’yan’ diye 
İçip içip durmuştuk öylesine ölesiye la minör minör 
Felekten bir ömür gibiydi bizimki  
Özürdü ezgisi sızlayan acaba 
Neden yalnızca neden 
Düşen boşluğun mevsimlerime şimdiyse 
Şimdi yaşlı yaşlı seğiren döşümüzse 
Eğer düşümüzse nihil nihil bataklık kokan artık 
Biz bir biz bile olamadığımız içindir sence de 
Onayamadığımızdan değil de neden her keresinde 
Bu aritmik valsin çaylak hüznü 
Bu kırık dalgaların varoş serkeşliği  
Ve neden her fasılasında bu tek perdelik oyunun 
Alkış sessizliği 
Neden yalnızca neden 
Son söz: 
Sesinin pusu yırtılmadan hayalimde 
Nesirlerin nasırlarım olmadan demek istediğim 
Prangalarımı yalayarak çoğaltacağım esirliğimi 
Ve kutsadığım birkaç yitik cümle için 
Fısıldayacağım yine yeni yeni 
Neden yalnızca neden 
Ekim 2001