MÜESSER YENİAY
ŞİİRLER
Hurafe
Ağrının sızıya darıldığı yerden başlamalı hayata
kelimelerin gömüsünü dilinde tutarken
büyük bir borozandır sessizlik
kan kusan insanın sağlığa dilsizliği
asıldım asırlara
süngerimi suya
yüzümü dünyaya çektim
temize lekeydim
boğuk sesimi barıştırdım havayla
su yüzüne çıkan balık
dibe vurgunluğundan öldü
derinlik yerin hissiyatıydı
hasmım! hurafe tuttuğun
yüzüm bir aynada söylenti
-bana
Kız Kulesi
sessizliğin katmerlerini dilimlediğin
dilinin damağını kemirdiği
sahafın saflığına kandırdın kendini
bildin mi sakız suskunluktan patlar
kan dünyanın en içten rengi
damarıma bastın gökkuşağı
başaşağı takla atar tarih
dün bugün bildin mi
gömülerden göğerttim gönlümü
gülüşün gibi gelincikler
düşer güverteme
kız kulesi cismin
ismime mecaz
makul sebebi yanlışın
dolanın yalanlı sarmaşığı
kudurtan rahibe ve aşk
sırılsıklam gerçeğim sana
soğuk aldım karda kışta
üşüdüm titrerken kar camda
düşkünlere düşüncelere
kaç dere bir damla kadar
sa mi mi
bildin mi giderayak
kırkayak kere söylenip kal
saplan gövdene, limanına
kızılcık şerbeti deniz
-sopası dünya
al dizimi döv ama ver
kızımı bana-
Müntehir
rüyamdaki trene çarptım
bağrına vurduğun duvarları
delişinde.
kasabalı bir mezarlıktı
dünya,
meramımı
otlarken battı.
satılanın iadesindeki kadar utançtı
yere göğüs kabartan gök.
söktürdü
sanılan kadar hülasa
'uçan kuşun gagasını
batırdım' kadar gerçek
kuyruklu yılan dolan
eh buraya kadar, oraya?
istikametinden utanç duyan
insan!
susan herkes kadar eksik
ve kesik kanaması durdurulamayan
hasta. Dünyanın dilisin bil bunu,
yas bi kenara!
bir türbeyim adağımsın bana
lağım lağım sağanaksın
bilsen bir ne kadar
şuçsuzum müebbetlere
mai'yken mayına kandım
sustuğun yerde kaktüs biter
çölün nefes darlığıyım
süvarinin kaçıp falakaya atılması
kadar acı, kadar neci
attım balkondan tokadı
müntehirim!
Lethe
bekleme sıcaklığın çekmez ellerini
git göm en yaman yaralarını derine
kanına değdirme en temiz yerine
derdini iğne deliklerine
söküklere şişler suçlar tenine
işler bir kanaviçe bir örümcek buram buram
delinmiştir bir ağ ağlamıştırdan-
at bir çöplüğe en güzel bakışlarını
ve en güzel unutuşlarını anılar yesin bırak!
kar karanlığıma katık
artık biter bu yabanlık atılmışlık
soytarının soyunduğu utanmışlık
ayıbım derdimi sayıklayıp
bitlendi bir deniz
kaşıntısı dalga
uyuz balık
gözlerini daha derine bak
kaz en çirkin, en çelebi
kuyunu derdime
değilim suçsuz ak
sıkılgan redlerden usanıp
Lethe, boğul iki kez en dar geçidinde
en daral geçmişinde birimin
pirler cemaatinde cürüm işle
sesin dünüme akar Lethe-
Dağıstan
yalnızlığımı duvarlara vurdum
silkeledim en dipsiz düşlerimi
dağıstanda dağlandım
yağmalandım tarandım
dişi kırık bir kaçkınca
kunduzca ısırıldım
bırak bu rengarenkliği bu ahengi ey dünya
deme bana sakın
bende etten bende kemikten
bir kezzapsın sen
toplu iğnenin batırıldığında acıyan canıyım
camın taşa olan sevdasıyım
susuzum kumlar çekiyorum
bir afyon, tozum dumana sarılıyorum
kemiğimi etime batırıyorum
derdimi kemirgenliğime
ahımı kızgın tavlara
vahımı yaban taraflarıma sürüyorum
karartıyorum
yakıldığım yerlerde
bir neden arıyorum.
|