MURAT DEMİR

ŞİİRLER


Gömül Murat Gömül de Git
  
Ekmek önde sen geride 
Yürü Murat yürü de git 
Senin adın son seride 
Sürün Murat sürün de git 

Yandan varsan gücün yetmez 
Avuç açsan gönlün etmez 
Bilsen bile bu yol bitmez 
Dövün Murat dövün de git 

Varsa çare hani nerde 
Kim veriyor deva derde 
Yokmuş gibi akıl serde 
Soyun Murat soyun da git 

Hep bindiler at yerine 
Tırpanlandın ot yerine 
Bari bir de it yerine 
Koyul Murat koyul da git 

Yol mayınlı derler aşma 
Sille tokat yersen şaşma 
Kimse takmaz boşa coşma 
Durul Murat durul da git 

Yüreğinin tutmuş dibi 
Kaynar kazan yok sahibi 
Çık dağlara kurtlar gibi 
Vurul Murat vurul da git 

Alışmışsın sen yokluğa 
Aklın ermez domuzluğa 
En iyisi omuzluğa 
Kurul Murat kurul da git 

İşte güya hayat bu ya 
Salacakta ılık suya 
Beleş bezle bir kuyuya 
Gömül Murat gömül de git 


Gittiğinde Anladım
  
Özünü, iffetini 
Düşünü, niyetini 
Ben senin kıymetini 
Gittiğinde anladım 

Kanımın donmasını 
Canımın yanmasını 
Gözlerim damlasını 
Döktüğünde anladım 

Sensizim bak ben yine 
Gülmek benim neyime 
Hasretin yüreğime 
Çoktüğünde anladım 

Sevdanı, ereğini 
Ben senin gereğini 
Yalnızlık ciğerimi 
Söktüğünde anladım 

Şaşırınca yolumu 
Boş bulunca dolumu 
Eller tutup kolumu 
Büktüğünde anladım 

Dünya denen torbayı 
Hakkıma düşen payı 
Altımda ki sehpayı 
Çektiğinde anladım 

Deryam içimden taştı 
Geldi boyumu aştı 
Neyleyim ki bu aşkı 
Bittiğinde anladım 


Benim Sadık Yarim Sen Olamazsın  

Kim ne derse desin bana anlamam 
Havada kuş olsam dalına konmam 
Gücüm yetse hele, seni tanımam 
Benim sadık yarim sen olamazsın 

Hep senin yüzünden çıkar figanlar 
Dün bugün her yerde akıyor kanlar 
Doyurmadı seni aldığın canlar 
Benim sadık yarim sen olamazsın 

Ne verdinde bedelini almadın 
Hiç kimsenin tapusunda kalmadın 
Söyle bana hangi göze dolmadın 
Benim sadık yarim sen olamazsın 

Altın başka,üstün başka yapılmış 
Tüm bombalar senin için atılmış 
Gerçek o ki yalnız sana tapılmış 
Benim sadık yarim sen olamazsın 

Ne versende mihnet duymam alsamda 
Her şeyinden mahsun,mağdur olsamda 
Üzerinde canlı bir ben kalsamda 
Benim sadık yarim sen olamazsın 

Kimisine olsan vazgeçilmez yar 
Kimine olsanda vatanla, diyar 
Benim de başıma yağdırsan da kar 
Benim sadık yarim sen olamazsın 

Her türlü pisliği sen gizlesende 
Canlıyı, cansızı sen bezlesende 
Murat der ak diye tazelensende 
Benim sadık yarim sen olmazsın 


Bahtım Utansın Bahtım 
 
Yürü yüreğim yaya 
Gir dertlerle sıraya 
Derman çare değildir 
İçinde ki yaraya 

Kim ne derse inanma 
Zaman ilaçtır sanma 
Çaresiz çekeceksin 
Dayan ya da dayanma 

Yıkıldı gönül tahtım 
Böyle değildi ahtım 
Kime ne diyeyim ki 
Bahtım utansın bahtım 

Eri yüreğim eri 
Giden döner mi geri 
Ellere vatan oldu 
Senin gönlünün yeri 

Kimseyi boşa anma 
Güneş doğacak sanma 
Bu iş burada bitti 
İster yan ister yanma 

Neylesin ki hayatım 
Hayatla bitti dansım 
Beni bu hale koyan 
Şansım utansın şansım! 


Tecrubelerimin Tuzu
  
Yalnız dünyamda yalnızlığımı yaşıyordum 
İnsan sandığım baykuşların 
Gönül bağıma tünemelerinden önce, 
Yoktu daha düne kadar 
Günlerimin birbirinden farkı 
Kendi gönül kazanımda kaynattığım 
Sevgi şerbetimle yetinirken 
Servetimle sefaletimin 
Kan kardeşliği mutlu ediyordu beni, 
Sümbül kokulu rüzgarları soludukça 
Ne dertlere selam veriyor, 
Ne kederle merhabaya duruyordum 
Ne kapılarından geçiyor 
Ne de kapımdan geçiriyordum 
Acı denen veleti, 
Pamuk ipliği misali 
Bir serçe kanadına bağlı değildi umutlarım, 
Her şey 
Birden bire dünyama girenlerin 
Vefasızlıklarıyla başladı be ahbap 
Hani varya, 
Kalbimin ortasından 
Yani, onikiden vursaydılar 
Gözlerime baka baka 
Zerre kadar üzülmez, zerre kadar yanmazdım, 
İhanetin yarası betermiş be ahbap 
Şimdi ise; yüreğimin karanlığı 
Güneşime meydan okuyor manalı manalı 
Gücün varsa doğ, der gibi, 
Mutluluğum ipotek altında 
Acılarımın dibi tutarken yüreğimde 
Hayata küskünlüğüm günden güne 
Mührünü vuruyor gözlerime, 
Ellere ne diyeyim ki be ahbap 
Gül sandıklarım yaman 
Dağ sandıklarım duman 
Kor sandıklarım kül 
Dost sandıklarım çapul çıktıysa çapul 
Ellere ne diyeyim ki, 
Boşver, içini daha fazla kanatma diye deme be ahbap 
İçim kanadığı kadar kanamış zaten 
Bırak biraz daha kanasın 
Bırak, 
Biraz daha kanasın be ahbap, 
Ah ahbap ah 
Şu içime döktüğüm gözyaşlarımla 
Harmanlanan dertlerimi 
Hele önüne döksem var ya 
Sen bile çileden çıkar, 
Sen bile isyan edersin hayata 
Sen bile dökülürsün 
Erik çiçekleri gibi yerlere, 
Kimdir bu vefasızlar diye sorma be ahbap 
Ali, Veli, Ahmet, Mehmet 
Mine, Emine, Ayşe, Semine 
Ne fark eder ki hepsi birbirinden beter ise 
Ne fark eder ki be ahbap, 
Sorma; 
Sorma ki, söyleyemem 
Bu şerefsizler, bu kahpeler kimdir diye 
Sorma be ahbap, 
Yüzlerine tükürmek içindir ısrarın, biliyorum 
Düşünme bile be ahbap 
Onlar zaten rüzgara karşı tükürenlerdir, 
Değer mi be ahbap 
Değer mi hiç onlar için kafa yormaya 
Ben çoktan bıraktım onları 
Kendi çöplüklerinde debelensinler diye, 
Benim tecrubelerimin tuzu 
Benim yaralarımı tımar etmeye yeter be ahbap 
Benim tecrubelerimin tuzu! 


Can Bile Canımı Sıkıyor Baba 
 
Divane başımda yeller eserken 
Seni duymuyordum, of oğul derken 
Bana dediklerin, çekip giderken 
Şimdi birer birer çıkıyor baba 

Sana yoldaş gibi olamadım eş 
Hep senin sırtından geçindim beleş 
Ondandır ki içten bu dert, bu ateş 
O gün bu gün beni yakıyor baba 

Sen yokken çırpınıp ahuzarımla 
Hala sürünürüm kalan yarımla 
Seni düşündükçe gözyaşlarımla 
İçimde şimşekler çakıyor baba 

O eski oğlunu gel de gör şimdi 
Butün yelkenlerim yerlere indi 
Ne kadar dert varsa sırtıma bindi 
Yavaş yavaş beni yıkıyor baba 

Seni bilemedim o zaman seni 
Gözüm görmuyormuş asıl seveni 
Şimdi pişmanlıkla ben inleyeni 
Gelen kancasına takıyor baba 

Meğer diken imiş gül sandıklarım 
Terk ettiler, o gün inandıklarım 
Ağıta döndükçe hıçkırıklarım 
Eller dönüp dönüp bakıyor baba 

Ne olur ki artık var olsa vefam 
İş başa düşünce kalmadı sefam 
Hele günden güne arttıkça cefam 
Can bile canımı sıkıyor baba 

Çare arıyorum derdime çare 
Mülk desem kalmadı bir metrekare 
Çulum delik deşik can pare pare 
Ömrüm sel hızıyla akıyor baba 

Saçlarım ağardı tenim sarardı 
Gözlerim yoruldu ferim karardı 
Artık günlerimin kalmadı ardı 
Ecel nefesimi tıkıyor baba 


Ben Olsaydım (Sen O Zaman Görürdün)
  
İçimdeki çocuktu, sana inanan, kanan 
İçimdeki çocuktu, sana baktıkça, yanan 
İçimdeki çocuktu, seni yandıkça anan 
Ya bir de ben olsaydım, sen o zaman görürdün 

Sen o zaman görürdün, med ile cezirini 
Sen o zaman görürdün, şah ile vezirini 

Ben değildim yollara bakmak ile yetinen 
Ben değildim yaşayan sensiz saadetinen 
Ben değildim sabreden örfinen adetinen 
Ya bir de ben olsaydım, sen o zaman görürdün, 

Sen o zaman görürdün, med neymiş medet neymiş 
Sen o zaman görürdün, örf neymiş adet neymiş 

Elini, ellerimdi tutmak isteyen içten 
Yüreğim heyecandan çırpınandı sevinçten 
Gece, gündüz demeden bıkan bu bekleyişten 
Ya bir de ben olsaydım, sen o zaman görürdün 

Sen o zaman görürdün, med ile cezirini 
Sen o zaman görürdün, şah ile vezirini 

Mehtaplı gecelerde o taş atan denize 
İç çektikçe hırslanan ılık nefesinize 
Bilmeden, düşünmeden giren kafesinize 
Ya bir de ben olsaydım, sen o zaman görürdün 

Sen o zaman görürdün, med neymiş medet neymiş 
Sen o zaman görürdün, örf neymiş adet neymiş!


Ya Sen Nasılsın  

Beni sorarmışsın, duydum ki beni 
Eski günlerdeki gülümsememi 
Üzmeyecek isem eğer ki seni 
Ağlar durumdayım, ya sen nasılsın 

Kelamım iş yapmaz biçare dilde 
Neye yarar, yoksa yıldız hilalde 
Kısacası şu an bulanık halde 
Çağlar durumdayım, ya sen nasılsın 

O eski halimin şekli biçimi 
Değişti gönlümün çemeni çimi 
Şimdi ateşlerde kendi içimi 
Dağlar durumdayım, ya sen nasılsın 

Yalnızlığım zehir etti aşımı 
Temelinden söktü sevda taşımı 
Artık dağlar gibi dertli başımı 
Karlar durumdayım, ya sen nasılsın 

Akşamdan sabaha geçmiyor gecem 
Duvarlardan döner kelimem hecem 
İpini inceltmiş hayat bilmecem 
Bağlar durumdayım, ya sen nasılsın 

Acılar içinde katettim arşı 
Bana hep dert verdi bu fani çarşı 
İşte bundandır ki feleye karşı 
Parlar durumdayım, ya sen nasılsın? 

 
Ben Yokum Artık  

Sevmiştim bir zaman, delicesine 
Tapardım isminin ilk hecesine 
Bu aşk binasını delercesine 
Yıkmana gerek yok, ben yokum artık 

Gönülden gönüle girebilirsin 
Önüne geleni sevebilirsin 
İstediğin yere gidebilirsin 
Durmana gerek yok, ben yokum artık 

Geçirdim ömrümü senin kahrınla 
Çok şeyi yaşadık benim sabrımla 
Kavga gürültüyle laf silahınla 
Vurmana gerek yok, ben yokum artık 

Sen varken aramam ipte cambazı 
Haram ettin bana baharı yazı 
İyiyi kötüyü olur olmazı 
Sormana gerek yok, ben yokum artık 

Neden böyle oldun bilemiyorum 
Ne kadar istesem gülemiyorum 
Her şey senin olsun istemiyorum 
Kırmana gerek yok, ben yokum artık 

Muhtaç ettin beni yaban ellere 
Acımadan vurdun yerden yerlere 
Artık bundan sonra ilden illere 
Sürmene gerek yok, ben yokum artık 

Düşseydin silmezdim ela gözüme 
En büyük zararı verdin özüme 
Dost duşman içinde bakıp yüzüme 
Gülmene gerek yok, ben yokum artık 

Emsalin varmıdır etrafına bak 
Sevda özveridir olur mu kıyak 
Sofranın üstüne çatalla tabak 
Koymana gerek yok, ben yokum artık 

Beni öldürmeden verdin toprağa 
Benzettin dalından düşen yaprağa 
Al yeşil giyinip bahçeye,bağa 
Çıkmana gerek yok, ben yokum artık 

Aramam, o masum bakışlarını 
Unutmam, canımı yakışlarını 
Pişman olmuş gibi göz yaşlarını 
Dökmene gerek yok, ben yokum artık 

Murat der vazgeçtim ben artık senden 
Butün varlığını sildim gönlümden 
Varımı yoğumu aldın elimden 
Kovmana gerek yok, ben yokum artık 


Oğul 

Bir zamanlar kartal iken kuş oldum 
Yaş kemale erdi artık boş oldum 
Zevk eğlence bitti sanki taş oldum 
Hayatın son demi fena ymış oğul 

Evin odaları sanki bir zindan 
Hayal çok, haber yok bayırdan kırdan 
Hiç eser kalmadı sohbetten sırdan 
Hayatın son demi yaman mış oğul 

Can çeker diz tutmaz sokak yabancı 
Gitsen kabul etmez ne han, ne hancı 
Kadın erkek olduk kardeş ve bacı 
Hayatın son demi boş imiş oğul 

Şikayetler arttı beden paslandı 
Yürek bocaladı beyin hırslandı 
Çoğu zaman yorgan döşek ıslandı 
Hayatın son demi yaş imiş oğul 

Çatal, kaşık ele ağır geliyor 
Çaresizlik her an bağır deliyor 
Kulak iflas etmiş sağır deniyor 
Hayatın son demi beter miş oğul 

Gözler solmuş görüneni görmüyor 
El titriyor yırtığını örmüyor 
Can istiyor ecel öte koymuyor 
Hayatın son demi kahır mış oğul 

Stres, sinir çocuklara eziyet 
Sıhhat bozuk çok dağınık vaziyet 
Düşündükçe ağlatıyor bu illet 
Hayatın son demi zehir miş oğul 

Hayal eder geçmişime bakarım 
Bir pireye yorgan döşek yakarım 
Anlıyorum çocuklaştım sakarım 
Hayatın son demi hüsran mış oğul 

Dişler bitmiş içe düşmüş yanağım 
Dil dönmüyor kelam etmiyor ağzım 
Sıcak soğuk hep yanıyor boğazım 
Hayatın son demi zulüm muş oğul 

Ten sarardı kan damardan çekildi 
Deva diye ne şuruplar içildi 
Yolun sonu rampalardan geçildi 
Hayatın son demi hazan mış oğul 

Dalga bitti su duruldu, don geldi 
Can bedenden ayrıldığı an geldi 
Kalp titriyor anlıyorum son geldi 
Hayatın son demi veda ymış oğul 

Murat der aleme helallık verin 
Elem, acı, keder, derdim çok derin 
Anlaşıldı artık toprak son yerim 
Hayatın son demi ölümmüş oğul.