M. NİHAT MALKOÇ

ŞİİRLER


ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!..

O gün kana boyandı Çanakkale Boğazı 
Yeri göğü inletti askerimin avazı

Dört taraftan saldırdı düşman delicesine
Şarapneller saplandı Mehmetçiğin göğsüne

Türk’e karşı kin kustu,beraber oldu cihan
Damla damla gözyaşı döktü yere asuman

Allah’ın askerleri melekler yere indi
Hakk’a kavuşan erler kanatlarına bindi

Bir lodos fırtınası zaferden haber verdi
Dengeler değişince arttı kâfirin derdi

On sekiz Mart’ta sular kan gölüne dönmüştü
Zâlimin balonları gün doğmadan sönmüştü

Ertuğrul tabyasından ateş yükseliyordu
Ceddin iman güneşi aydınlatıyor yurdu

Seddülbahir’de akan kan gövdeyi götürdü 
Bu çile nöbetleri hem gün,hem gece sürdü

Conkbayırı’nda yazdı Mustafa Kemal destan
Coğrafyaya dönüştü damarlardan akan kan

Izdıraplara mahkûm vatanım ancak güldü
Düşman bataryaları soğuk suya gömüldü

Küfür tek bir millettir, ayrı gayrı seçilmez
Mehmetçik haykırıyor: “Çanakkale Geçilmez”

İnsanlıktan nasipsiz küstah uğurlar ola!
Hatırla bu destanı,hatırla da gel yola!

İnancımız odur ki payidar olmaz zulüm
Rabbim senin yolunda bize düğündür ölüm

Taş ve toprak şahittir o muhteşem bozguna
Çok acı bir ders verdik o salyalı azgına

Al bayrağın altında gölgelenen askerim!
Cennet-i Âlâ’sında bekler seni ol Kerim!

Çanakkale içinde Hilâl,Sâlib’i ezdi
Türk’ün mücahitleri bir büyük destan yazdı.

Yuvasından ayrılan artık geri dönmedi
Onların sâyesinde al bayrağım inmedi

Ey toprağın bağrına gömülen yiğit erler!
Döktüğünüz kanlarla ulvîleşti bu yerler

Ey semaya taht kuran yüce,soylu er oğlu!!
Duygusallıkta Kerem,yiğitlikte Köroğlu

Ey asırları aşıp cihana hükmeden Türk!
Zafer kaderin olsun Rabbine şükreden Türk!


KAHIR KURŞUNLARI

Kays’tım, Mecnûn eyledi yüreğimin sahibi
Hiç tanımazmış gibi uzaktan bakıp gitti.
Göz kırpmadan bağladı darağacına ipi
Büyüttüğü sevdanın pimini çekip gitti

Mevsimlerden sonbahar,vakit bir akşamüstü
Karanlıklara inat şafağı söküp gitti
Mâziye sünger çekip hatıralara küstü
Beyaz gül bahçesine kaktüsler dikip gitti

Bilinmeze yol alıp açılırken her gemi
Gönül limanlarını nefretle yıkıp gitti
Büyüyüp korlaşırken yüreğimin matemi
Bana dudaklarını, gülerek, büküp gitti

İlhama pusu kurdu,yarım kaldı şarkımız
Sözümü boğazıma bir güzel tıkıp gitti
Kanatları kırılmış kuşlardan yok farkımız
Evvelki duyguları başıma kakıp gitti

Rüya gibi,gözümden gitmez o gül endamı
Nazlı bir ceylan gibi önümden sekip gitti
Değişmezdim Ferhat’la büyüttüğüm sevdamı
Mâziyi hatırlayıp gözyaşı döküp gitti

Sermayemi yükledim gayri ecel atına
Zehirli akrep gibi ruhumu sokup gitti
Kıymet vermem dünyanın fâni saltanatına
Kahır kurşunlarını bağrıma sıkıp gitti

Gamzeler belirirdi yanağında gülünce
Tuna nehri misali kalbime akıp gitti.
Kurtlara yem olacak güzelliğin ölünce
Meydan okudu aşka,şimşekler çakıp gitti

Tükendi umut faslı,sakınmadı sözünü
Fitne tohumlarını gönlüme ekip gitti
Düşürdü can evime intizarın közünü
Kalbin aysberglerini hışımla yakıp gitti


SILADAN UZAKTA, ÇANAKKALE’DE ÖLMEK...

Sular yandı,tutuştu ateşinden
Öksüz kaldı ayrılanlar eşinden
Tez uyandı Ehl-i Salib düşünden
Çok şükür kesildi hızı zalimin

Bilmem Anzaklar’ın burda işi ne?
Takılmışlar İngiliz’in peşine
Zehir doğradılar Türk’ün aşına
Hileyle örülmüş özü zalimin

Tabyalardan ateşler yükseliyor
Hakk’a koşan ruhlar huzur buluyor
Anafartalar’da ölüm ölüyor
Erimeye mahkûm buzu zalimin

Semaya yükselir bir yanık seda
Bir yanımız vuslat,öbürü veda
Göğe merdiven dayadı şühedâ
Nura hasret kalsın gözü zalimin

Ezelde böyle takdir etmişse Hakk
Kuş tüyü yataktır bizlere toprak
Yüreğimiz kefenimiz kadar ak
Kara kışa dönsün güzü zalimin

Çanakkale nurdan ruhlar mahşeri
Hepsi bir kahraman subayı,eri
Değiştirmek mümkün müdür kaderi
Güven vermez asla bezi zalimin

Nefsim İbrahim’in közünde yansın
Şühedâ vuslatın hazzına kansın
Türk’e pusu kuran cihan utansın
Yokuşa dönüşsün düzü zalimin

Bir kızılca kıyamet Çanakkale
Yeryüzüyle sema gelmişti dile
Sonunda bülbüller kavuştu güle
Mikrop yuvasıdır tozu zalimin

Vatan oldu Çanakkale’de kanlar
Cennet-i Âlâ’ya göç etti canlar
Gökyüzünden yankılansın ezanlar
Çıkmaz olsun hiç avazı zalimin

Leyla için savaşmalı çöl ile
Şehit kanatlanır nurdan yel ile
Resulüm karşılar onu gül ile
Hüsrana götürür izi zalimin

Duyanlar titresin sesini Türk’ün
Bütün dünya görsün hasını Türk’ün
Kimse attırmasın tasını Türk’ün
Derler ki kurudur tuzu zalimin

Sıladan uzakta ölmek zor anne
Yüreğimi yakan kızgın kor anne
Gayri bu rüyayı hayra yor anne
Cihanda gülmesin yüzü zalimin