ÖMER FETHİ GÜRER

ŞİİRLER



LİZ

Karanlık Loş Işıklı Bir Sokakta,
Duvara Dayanmış, Sigara Çekiyordun 
Ayağında Derman Kalmamıştı
Yıkıldın, Yıkılıyordun.
Birden Koşmak Geldi, İçimden
Sarıldım Sana…
Ne Oldu? Dediğimde 
Öyle Bir Baktın ki Bana
Gözlerimin Önünde Kalan 
Tek O Bakışlardı…
Ve Seni Sarmaladım 
O Yeni Çeketimle.
Bir Tuhaflık Vardı 
Sıcacık Bedeninde....
Birlikte Gelince Evime,
Önce Temizlenmiş, 
Bir de Taranmıştın Kendi Kendine… 
Elim Uzanınca O Sıcacık Yüzüne
Konuşmadın Hafif Tebessümle 
Baktın Yüzüme ..
Günlerce Sıcacık Bir Çorba, 
Dahi İçmemiştin Belki De… 
Dertleşmek İstedim Seninle,
Bir Söz Dahi Etmedin, İstemedin…
Kahkahaların Çınlamaya Başladı Birden..
"Adım Liz" Dedin....!
Birden İrkildim....
Rüyamda Bile Korkuttun Beni .
Ne Yaptım Senin Sevgine Liz…?
Söylesene Ne Yaptım Senin Sevgine...? 


Yazacağım 

Kumsala Yazardım,
Deniz Kabarır Silerdi.
Duvara Yazardım,
Memur Yakalar Döverdi
Boşluğa Yazardım 
Gören Gülerdi
Yazmayı Sevdim
Sevda İle... Aşk İle
Yazdım... Yazdım Düşlerimi De
Yaş Kemale Erdi 
Yazacak Kağıtlarım Vardı
Yazacaklarım Da...
Boş Bırakmaya Korktuğumdan Yazacağımda
Yazılanlar Bir İşe Yarasa
Dünya Bu Halde Mi? Olurdu Ama
Yazmak Tek Umut, Yazılanlar Da...


Serçe
 
Pencerenin Bir Yerinde Serçe
Yuva Kurmuş Kendince..
Alaca Karanlıkta,
Bir Tutku Seyretmekte.
Öylesine Çırpınışı Var Ki...
Küçücük Bedende, Can İşte.
Gün Başlıyor.....
Koşturmaca Beraberinde.
En Ufacık Tıkırtıdan Bile Korkuyor;
Bir Kaçıyor Bir Konuyor 
Bir Kaçıyor Bir Konuyor
Yuvasını Kurmuş Kurmuşta Korku İşte
Bir Dönüşü Var,
Çırpınışı Kendi Kendince
Serçe
Belki De Benziyor
Darbe Görmüş Gençliğimize
Ne Bileyim
Bır Şeyler Aramak Serçe De Bile
Zamanım Mı Var Sanki
İçimden Geldi...
Serçede
Sanki Dertlerim Debreşti... 


Kleopatra 

Sen Yılların Ötesinde Yaşamış Kadın,
Nerede Kalmış, Kimlerle Konaklamışın 
Belli Değil Ama
Besbelli Ki Yaşamı Yaşamışsın
Anlaşılan Sen, Sürekli Yıkanmayı 
Bugün Moda Olan Denizden Çok 
Havuzlarda Aramışsın........
Bazen Havuzlara Girmek Gelir İçimden ,
Senı Görürüm Oralarda Birden, 
Süzülürsün Suların Derinliğine
Kaybolur Gidersin Beklemeden.
Yüzünü Görenlerden Kalan
Bırkaç Benzetilmiş Resim
Seni Öylesine Tanımlıyorlar Ki
Çıldırtır Benliği
Sana Sarılmak,
Kucaklamak Gibidir Herhalde Dünyayı
Ve Sen Bilmem Kaçıncı Kertesine Erdin
Şimdi Toprağın...
Uslarda Sana Şiirler Yazılmıştır 
O Da Ayrı Bir İnceleme Dersi
Sen Yalnızlığın Simgesi Gibisin.
Seninle Olanlarından Hiç Yok Kı İsim....
Hani Bir Havuza Deselerdi Ki...
Kleoparta'nın Sevgilisinin Yeri
Seni Bencil Seni,
Havuzların Hepsini Esir Almış
Güzelliğınin Eseri. 


Gitti

Umutlarım Vardı
Neler Neler Öğrendim
Yaş Aktı Geçti
Umutlarım Olmadı Gitti
Dostlarım Vardı
Neler Neler Yaşandı
Günler Bir Bir Bitti
Dostlarım Da Kimi Göçtü Gitti
Düşlerim Vardı
Pembe Rüyalara Varan
Gerçekler Geldi Onlarda Gitti
Neler Neler Gördüm
Beni Benden Alan
Beni Bende Bırakıp
Düşlerimde Gitti
Yarınlarım Vardı
Bugün Oldu
Yarınlarım Da Dünden Farklı Değildi
Yarınları Beklerken Bugünlerde Elden Gitti.


Hiç 

Hıç Bir Yaşta
Hiç Bir Zaman,
Hiç Bir Şeyden Ayrı Olmayı,
Hiç Düşlemedim
Hiç Ufalmış Hesaplara,
Hiç Sararmış Yapraklara,
Hiç Boş İnsanlara,
Hiç Sorum Olmadı
Hiç Bir Dostu
Hiç Bir Anımda Unutmadım
Hiç Uğruna 
Hiç Olanları
Hiç Unutmayacagım Gibi..


Hasret

Kırbaç Boşluğu Döverken
Şak Şak Sesleri Ürpertir
Otomobilin Eksozunda Zehir 
Atlı Arabayı Özletir
Değışimle Hızlanan Benliği
Hasret De Arasan Bir An
Baksan Dönsen Düne
Belki Hayır Diyeceksin O Güne 
 

Sokaktaki Çocuk 

Sen Mi Kırdın Bu Dalları
Sen Mi Ezdin Bu Çiçekleri
Sen Mi Yaraladın Bu Kuşları 
Hani Bilgisayarın Senin
Hani Kolej Kıyafetlerin 
Hani Süper Zeka Testlerin
O Ne Biçim Söz Öyle
Kım Ögretti O Küfürleri Size
Nereden Buldun O Sapanı
Kim Koydu Cebine O Sigaraları
Dün Daha
Senı Umut Diye Tanıttılar
Onların İçinde Yokmuydun Sahi
Kim Bıraktı.. Seni Sokağa 
Kim Çocuğum...


VURAMADIM

Bir Karanlıkta Rastladım,
Issızdı Ortalık..
Tam Da Av Düşmüştü Ellerime,
Ellerimde Sıcak..
Sıktım Yumruğumu
Vuracaktım...
Gözleri Geldi Gözlerime
İrkildim, Durdum
Yaşam Aktı Beynimden..
Ellerim Birden Sanki Dondu.
Yumruğumu Gevşettim İstemeden
Ve Yaşam,
Var Olan Süreçte Biteceğini Gözlenen Yaşam
Sanki Uyarıyordu Beni...
Düşene Vurma
Vurulmayı Haketmiş Olsa Da
Çünkü O Bir İnsandı....
Ve Düşündüm O An.
İnsan Olmak, İnsan Kalmak
İyide, İyi Olanda Buluşmak
Uzandı Gözlerim Taa Derinlerinden Gözlerinden Beynine
Onun Da İnsan Yanı Vardı
Kim Yaramaz Kılmıştı Ki Kim?
Düşlerinde Dahi Güzelliği Alan Kim?
Saatler Gecenin Ortasını Aşmış
Akrep Dahi Yelkovanla Sarmaş Dolaş
Ben Av Yakalamış Gibi Mutlu İken
Çözüldüm Yavaş Yavaş
Ve İnsanı Düşündüm Düşlerden Öte İnsanı
Gözlerimde İki Damla Yaş.


DÜŞÜNELİM

Geçme Eşeğinin Önüne
Yularını Fark Ettirmeden Çözerler,
Sonra Yular Sende Kalır... Eşeğin Gider
Karışma Elalemin İşine
Durduk Yerde Seni De Üzerler.
Bulunca Avantayı Durma İndir Mideye,
Boşuna Söylenme "Memleketin Hali Ne?" Diye
İşte, Yenihamam Önünde İskemle
Nasıl Olsa Avantadan Geldi : 
"Birinci"Yi Tüttürsene..."
Kibrit Yoksa, Ateşte İste.
Etrafında Çay Ismarlayan Da Var, 
Hadi Gene...
Akşamdan Hazırlan. 
Çalış Ha Çalış
Yeni Bir Çocuk Daha Dene.
"Sorumluluk..." O Da Nasıl Kelime
Dünyada Dert Mi Bitti?
"Biteceği Yok Ki..." Desene,
Televizyon Karşısına Geç,
M.Ali Döktürüyor İyice...
Müstehcenmiş, Ahlak Falan Filan,
Boşver, Bak Sen Keyfine
Hadi Hadi İtiraf Et Söyle
Süt Tozu İle Sarı Yağ
Verdikleri "Bir Neslin Nesli" Bu Desene
Yoksa Genlerimizi Bozdular Da
Haberimiz Mi Yok?
Bozulduk Bu Kadar Dengesizce.
Oyuna Mı Geldik... 
Düşünelim Bir Hele.


ÇİÇEĞİM

Toprakla sevişerek 
Yeşillenirken
Susuzlukta
Çatlayan toprağında
Selama duran
Çiçeğim
Saksın da ne dar
Varlığın da na silik
Değer bu dünyaya
Bunca sıkıntı
Aç çiçeğini
Aç güzelliğini
Susmuşça görüntün
Kuruma
Dayan dayan vefasızlığa
Konuş konuş benimle
Çiçeğim


GÜN BİTTİ

Kavgam yok, gerekte yok
Aynı dünyadayız sizle
Bazen düşleri kuruyoruz bazen özleri
Kiminde hayaller, kiminde gerçekler
Zor geliyor gizlemeyi istesekte
Yaşlılık çökünce düşlerimize
İstemeden düşman oluyoruz sözlerimize
Her gün o günle güzel, gün bitti
Günler geri gelmez giden gitti
Öz kimliğinde yaşamalı yarın için
Yarın senin benim değilsede çocuğumun
O görmemeli benim özgürlük sevdamı
O yaşamalı özgürlük parklarında 
Türküler söylemeli ağıtlardan uzak
Ve dünyayı yaşamalı koşarak

Haziran 1992
 

YIKIN

Benim dünyam bana
Verirken sordular mı sanki
Belki İsviçre’de olmak
Ya da Sibirya’da doğmak
Vardı da ben mi hayır dedim
Ezilmek büzülmek yağlanmak
Öyle böyle var olup yaşamak
Hoş gelsede birilerinin aklına
Kavgam var inatla yaşamla
Koşun yakın yok edin ezin be
İhtiyacınız mı var güzelliklere


TIRPAN

Tırpanı savurunca ekine
Başaklar dizildiler yere,
Ekmek olacaklar
Hazırlar çift sıra
Insanları doyuracaklar;
Toprakla aşk yaşar gibi
Sonkez eğildiler başlar öne
Ve harman oldular
Buğday ayrıldı
Değirmene salındılar
Taş ezdi ha ezdi
Un oldular
Ekmek oldular, aş oldular
Ufalanınca işe yarayıp
Karın doyurdular
Ufalanmakla yok olunmuyor
Ufalanınca
Yeni bir güçle yeni şekil doğuyor

Haziran 1990 


BOR HACIKIRIK YOKUŞU                               

Bir kış gününün 
Buz gibi esen soğuğunda
Kar beyazının
Güneş yangınına çevirdiği
Yüzümde
Eksilmeyen gülücükle 
Hacıkırık yokuşundan 
Çanta üzerinde kayarken 
Buz tutan paltomun 
Salkım saçaklığına 
Aldırmadan 
Yaşamın keyfine erdiğim 
Yıllarımı 
Ekmekler daha büyüktü 
El öpülende bayram harçlıklarıda 
Paranın değeri vardı
İnsanın da 
Kar beyazdı gönüller
Kışa aldırmadan
Ne yıllar aktı geçti 
İnsanlık fotoğrafından


BİTERSİN

Hınzır hınzır
Bakışının ardında
Kaf dağı
Aşkı aşasın
Neler vardır neler
Anlamı yakalasan
Ih derse başın 
Dik dik çakılı kaşların
Hınzır hınzır
Bakışının ardında 
Kaf dağı
Bir de gerilip yaslanınca
Sırtında sağlamda artık
Gevrek gevrek gülersin
Çözümsüzlük zevk verir
Çözülürse 
O zaman bitersin
 

KARANLIK

Karanlığı
Korkunçluğundan değil 
Karanlığı 
Aradıklarım için
Yorulduğumdan 
Sevmiyorum
Kolayıma geliyor 
Işık
Ya da gün
Bakıyorum
Karanlık
Beni bana mahkum ediyor.
Mahkumluğa karşıyım
Isyan ediyorum
Karanlığa 
Işığı taşıyacağım
Ya da gün doğacak
Ve gün bizim olacak
O güne koşuyorum
Özlemlerimi vurdum sırtıma
Işık yolun sonunda
Yokuştayım belli 
Durduramıyacaklar koşuyorum
Işığa ulaşmaya

1989 
 

YALNIZLIĞIM

Yalnızlığı kendim seçtim
Doğa ile arkadaşım
Karanlıklarda korku oluşuyor yüreğimde
Aydınlıklar çirkinlik gizler yüreğimde
Bir ayrıcalık süzülüyor yüzündeki tebessümde
Dalgalar denizle dans ediyor ıssızlıklarda
Islık çalıyor toprağı öperken denizin tuzlu suyu
Bir fısıldama yayılıyorkulağımdan öte
Sevdalanışın sonucunda yaşanan düşte
Uzaklarda bir gemi yaklaşıyormu ne
Yalnızlığıma aykırılık düşecek gibi 
Bırakın bırakın yalnızlığımla beni?
 

MARŞ

Uygun adım marş dediler 
Dediler de hep yürüttüler
Biz yürürken marş marşa
Onlar çekirge gibi yürüdüler,
Büyüdüler
Marşmarş
Gidiyoruz yine yol aynı 
Başlar kalkık ayaklar kasılı
Göğüs önde 
Marşmarş
Dikkatli kaşlar çatık surat asık
Hafiften alkışlar
Onlarda
Özlemlerden kalanlar.
marşmarş
Komutlar yine sert
Görev belli niyet
Bizimkide yürümek kısmet marşmarş
Yürüyoruz yine yol aynı
Gidiyoruz marş marş
Değişen yalnız seneler
Film tastamam aynı
  

AYRAN

Soğan, ayran, bulgur, yufka
Bize en iyisi diye sundular
Buğlama ile havyarı
Tanıyınca midemiz birden
Ne hastalıklar çıktı bedenlerde
Ve doktor yazdı reçete
Hazım edilme oranı düşük şeyleri yemişsin
Yemişsinde obur mideyi çökertmişsin
Soğan, ayran, bulgur, yufka
Ne ne gerek hafif yiyecekler
Sağlığın gider sonra
 

OLACAK MI O KADAR

Bizlerin kitap okuduğu yılları
Siz müzik dinleyerek geçirmeyi
Bizlerin bu ülke bizim diye
Meseleleri anlamak için harcadığımız günleri
Sizler sevgili değiştirme günleri diye
Değiştirmişsinizi ne ala
Birilerinin tepkisini almak korkusu
Dolmuş insanım diyenlerin içine 

Bırak biz yaşamadık çocuklarımız yaşasın diye
Yaşamayı sanmışız ki oynamak mı ne
Yaşamak yarını kurmaktır bugünden 
Yaşamak insanlığa hizmettir 
Yaşamak bir su bir can bir hava 
Yaşamak insanca bir dünya

            

VURUN

Vurun vurun vurun be
Toprak bizim, can bizim
Vurun vurun vurun be
Dostluk bizim, saz bizim

Güzellik var özümüzde 
Sevda var gönlümüzde
Vatan da var gözümüzde
Vurun vurun vurun be 

Öldürdünüz bittik mi?
Özümüzden geçtik mi?
Ezdinizde dindik mi?
Vurun vurun vurun be

Vurun vurun vurun be 
Toprak bizim can bizim 

Vurun vurun vurun be
Dostluk bizim söz bizim

Toprak bizim can bizim 
Dostluk bizim saz bizim 
Yaşam bizim söz bizim
Vurun vurun vurun be

Ezildikte bittik mi
Sürüldükte yittik mi
Dışlandıkta öldük mü
Vurun vurun vurun be

Aç bırakıldık açık
Ekmek istedik açız
İnsanız değiliz kaçık
Vurun vurun vurun be
                                  

UMUT NUTUKLARI

Fidan derlerdi
Belki bir yalan 
Yaşım daha fidan
Cezaevindeyim
Fidan diyenler için 
Kaçıncı bu gel, git
Bir yağmur çiseliyor
Yine işkence
Ne dedin
Niye
Ve ülkeme sevgim var
Askeri cezaevi köprü köyde
Fidan denirken ben içerde
Ah o yıllar
Düşüncemin sorgulandığı anlar
Insanca yaşama düşü uğruna
Harcanıp giden yok edilen umutlar

Temmuz 82


BARAJDAKİ ADAM

Oltasını atmış baraja
Ağzında sigara, uykulu
Geceden gelmiş uykulu belli
Kırışık yüz, dağınık saçlar
Şarabınıda açmış yanına
Kimbilir düşlüyordur denizi
Belki yatlarda, yalılarda, sevdalarda
Umutlar yasaksız, umut onda
Saatler hızla akıyor
Görüntü aynı barajda
Tava hazır, ateşte olmalı
Gün batımında (bizimki) Mithat
Takılacak balığa düşler kurmakta
Ve balık vurunca bir heyecan
Heyecan insanı yaşatmakta
 

TRENDE

Bilet üçüncü mevkii 
Gözleri yorgun bakışlı
Yüzünde kırışıkları net
Sigarasının dumanını izliyor sessiz
Gurbet şurası hemen yakın
Gurbet uzak varılası
Gurbet yaşam ekmek kavgası
Rayların takırtısı, sallantısı
Kompartıman bir o yana bir bu yana
İstasyona ne kaldı ki 
Ağır ağır doğrulurken
Yüklerini denkliyor sessiz
Yol yakın, umut yakında
Bekleyeni yok istasyonda
Yinede bir diriliş, bir kıvılcım
Gözlerinde yansıdı umut
Kurtuluş belki bu son durakta

1990


ÇOCUĞUM

Kartondan dünya evleri
Oyna çocuğum 
Noel’de yapma çam ağacı
Bak çocuğum
Doğanın katlini
Sevginin fakirliğini
Yokluğun stresini
Gençliğine sakla
Güzellikler düşle
Düşle çocuğum
Yaşam yarındır
Yarın senin
Sen olsun sev çocuğum