SAİT AYDIN
ŞİİRLER
YÜZLER
nasıl geldik yeryüzüne nasıl yaratıldık bizler
değişmeyen ne kaldı ki, o ilk günden bu yana
Önce Maymun yaratılmışız sonra döndük insana
Şimdi bukalemun olduk, Her gün değişiyor yüzler,
Dürüstlüğe dostluğa kimse pirim vermiyor,
para vicdanımız oldu, ahlak bizi sarmıyor
Bu nasıl yaşam dır ki insan aklı ermiyor
Doğrular ezilirken, Pirim kazanıyor yüzsüzler.
HİÇ ŞAŞIRMA SEVDİĞİM
Ak sayfalara yazdım, Sana olan aşkımı
Silinir tüm sayfalar pazara dökülürsem.
Kör bıçakla koparıp kaldır at bu başımı
Senden başka faninin önünde bükülürsem.
Ateşlerde kavurup, nara yaksan başımı
Tek bir sitemim olmaz kaldırıp ta kaşımı
Terk edip gittiğin gün, Kaldırsalar naşımı
Hiç şaşırma sevdiğim gözünden dökülürsem.
HAYDİ
Hadi durdur bu kısır döngüyü,Aya güneşe hükmet,
Yaşam denen bu rezilliği, Gül bahçesine döndür
Tüm mezarlıkları kaldır yerinden,Ölüm olmasın
Hadi bir evren yarat, Bir yaşam yeşert yeniden.
Güzellikleri ser evrenin tüm köşelerine
Acıları sil. Gözyaşlarını sevgi seline döndür
Kardeşliği, dostluğu yeşert gönül bahçelerinde
Öyle bir yaşam yarat ki, ruh ayrılmasın bedeninden
Sevgiyi sunsun tüm insanlık biri, birine,
Yeni bir dünya yarat kötülüklerin olmadığı
Yeni bir yaşam yaz tüm yaratılanların kaderine
Sevgiyi sunsun insanlar Feyz alsın biri birinden
Aşkı sevgiyi işle gönüllere ilmik ilmik, nakış nakış,
Durdur savaşları, yok et tüm kötülükleri
Sevgi volkanını tutuşturmaya yetsin,bir bakış
Hadi yeni bir Dünya yarat, Eskisi Oynasın yerinden.
VAY BENİ
Dün bir dostum aştı kendi bendini
Anlamadı saygımı, anlamadı sevgimi
Dost demişim anlatamam kendimi
Dosttun sözü hançer oldu yaraladı vay beni.
Kanım akmaz kırk yerimden vurulsam
Suçum yok ki bulanıksam durulsam
Yargılansam tanıyandan sorulsam
Suçum söyle çarmıhlara ger beni.
Yargısız idamdır senin yaptığın
Anlamadım, neden bu nem kaptığın
Gıyabımda bunca kelam yaptığın
Söyle bileyim de sonra yer beni.
Saitim çok düşünür öyle yazarım.
Suçum yoksa dostuma da kızarım.
Böyle dosttan uzak kalsın mezarım
Dost yoluna öldürüp de ser beni
BENDE KALSIN
Beni bana bırak bende kalayım
Şiirlerim sende kalsın sevdiğim
Seni oya gibi kalbe işledim
Öpüşlerim tende kalsın sevdiğim
Can olmuşsun can evimde yaşarsın
Kan olmuşsun damarımda sevdiğim
Seni kendi özüm ile eşledim
Bakışlarım sende kalsın sevdiğim.
Bir gülüşe tüm ömrümü adadım
Sitemlerin sende kalsın sevdiğim
Her gece rüyamda seni düşledim
Uykularım sende kalsın sevdiğim
Nazlarına naz ekleyip kaçarsın
Kaçışların sende kalsın sevdiğim
Ben kapatır sen derdimi açarsın
Benim derdim bende kalsın sevdiğim
Ayrılalı Bunca oldu sormadın
Vefasızlık sende kalsın sevdiğim
Hala tomurcuksun, Bende, solmadın.
Kuruyan gül sende kalsın sevdiğim
Zamanı unuttum saatler senin
Geçmişte verilen vaatler senin
Tenim çürüse de bak ruhum senin
Yaşananlar bende kalsın sevdiğim.
YORGUN DEĞİRMEN
Gencecik tazeydim.
Taşımı ustam elleriyle dişlemişti
Suyum çağlayıp aktı,
Ne buğdayları un eyledim,
Ne bulgurlar öğüttüm
Döndükçe Öğüttüm,
Öğüttükçe yiğittim
Değirmendi adım,
Suyum aktıkça döndüm..
İki böğrüm iki domuzluk
Boş kaldıkça boğardı beni susuzluk.
Kara sevdalıydım,
Buğdaya, arpaya, yulafa
İnce oldu, kalın oldu,
Aldırmazdım boş lafa.
Kimi ekmeklik isterdi kimi çöreklik
Ne ayarlar verirdi bana ustam rahmetlik..
Ustam yaşlandı ben yaşlandım.
Suyumu tirbünlere verdiler.
Ustamı mezar, Beni betonlar aldı,
Geçmişteki hizmetim geçmişte kaldı,
BU SEVDA BİTMEZ
Köyümün güzel kızı
Sarı saçların
Omuzlarından Dökülürdü
Ve ben hep düşünürdüm.
Mademki,
Vermiyor aşkına cevap
Hapset yeşil gözlerine kendini
Tut o sarı saçlara
As kendini derdim.
Sen su doldurmaya
Çeşme başına geldiğinde
Uzaktan seni seyreder
Sarı saçlarında kendimi asmayı
Yeşil gözlerinde ölmeyi düşlerdim
Sen on dört ben on altı yaşlarında
Delimi deli
İki çılgın serseri.
Yaz tatillerinde köye geldiğimde
Eve gitmez size gelirdim
Sarı saçlarını yeşil gözlerini
Birde
O erkeksi
Deliliğini özlerdim.
Hoş geldin ama
Boşuna geldin der gibi
Reddi bakışlarını özlerdim.
Köyün kızları bana yangın
Ben sana yangın
Başımda kavak yelleri
Dinlemezdim ki hiç kimseyi
Akşamları beklerdim.
Hani saklambaç oynadığımız ,
Harimole oynadığımız ,
günlerin akşamlarını.
Yeter ki elin elime değsin
Erirdim biterdim.
Akşamlar ki
Onlarda kara sevdalıydı sanki
Bulutlara,
Sarı saçlım gibi
Hiç dokunmadan akşamlara,
Bir parmak ucu vedasıyla
Kayıp giderlerdi uzaklara.
Oyunlar biter
Sende giderdin.
Akşamları bana
Bulutları sana benzetirdim.
Tüm kayıp giden bulutlara,
Bir veda öpücüğünden
Mahzun bıraktığı için akşamları,,
Stem ederdim.
Zaman geçer,
Yaz biter.
Tatil biter,
Bu sevda bitmez derdim.
Aradan kırk yıl geçti sarı saçlı kız
Saçların ağardı biliyorum
Yeşil gözlerinde şimdi nem var,
Ne olursa olsun bunu unutma,
Bende bu sevda bitmez
Ölene kadar.
DENİZE RESMİNİ ÇİZDİM
Bugün seni sensizlikte yaşamak istedim
Denize resmini çizdim.
Açıklara gözlerinin maviliğini
Kıyıya yaklaştıkça,
köpürüp coşan dalgalara haşinliğini
Güneşin maviliklerde ışıldayan
Güzelliğine tenini serdim.
Çılgına çevirdi tenin beni
Hasetten ürperdim.
Her martı konuşunda o tene
Dudaklarımda dudaklarının
Nemini hissettim.
Yeniden bir bahar yeşeriyordu bende
Öyle bir tualdeydi ki fırça
Her dokunuşta
Bin hazzı tattırıyordu bedende.
Haşin bir dalga bozdu rüyayı
Deniz kabardı
Yüreğimi yalnızlık
Çizdiğim resmi haşin dalgalar aldı
Gözlerimde nem
Bakışlarımda sensizlik kaldı.
BEN KALBİMİ HAPSETTİM
Ben sevince uğruna ölmeliyim bil bunu
Benim sevgim derindir anlatamaz dil bunu
Öyle bir yanış ki bu söndüremez sel bunu
Eski volkan tutuştu, ah yenisi kül artık.
Ben gönlümü hapsettim,Kapıları kapattım
Seni bana bağlayan halatları koparttım
Ayağıma pranga, kalbime zincir taktım
Zincirleri kırıp da sana gelmek zor artık.
mazimdeki tek aşkım seni belki yaralar
Ben mazimi unutsam mazim beni kovalar
Unuttum attım desem kalbim beni yargılar
Mazimi unutup da senle olmam zor artık.
Seni senden alıp da üzmek bana zor gelir
Önce bahar olurda arkasından kar gelir
Gönül başka severken senle olmak ar gelir
Ben böyle yaşayamam beni anla gör artık.
Andığım bu sevgiye Ben ömrümü vermişim
Onda bahar yeşertip onda güller dermişim
Söz vermişim bir defa,görülmemiş dönüşüm
Sen bir başka bahar bul,beni senden sil artık
ÖLÜMÜ ANLAT BANA
Çölde kalmış sararmış kuruyan bir dal iken
Göz yaşımla sulayıp tomurcuk gül yaptığım
Ömür boyu ömrümden ömür verip baktığım
Bir inada yolduğun, gülümü anlat bana
Ellerimle okşayıp saçına öykü yazdım
Gözlerinin rengine binlerce mısra dizdim
Ölürcesine sevdim, Ama nazından bezdim.
Nazdan geri ne kaldı, nazını anlat bana
Sana taptım dedikçe sen hep yokuşa sürdün
Bense yürekten sevdim, sen bana acı verdin
Acıma dert ekledin bıyık altından güldün
Bunlar zulüm değilse, zulmü anlat bana
Sen bana güldüğünde gönlüm bahar olurdu
Zemheri ayazında vücudum har olurdu
Önce yağmur yağarda sonrası yaz olurdu
Gözümden akan yaşı, selimi anlat bana
Bunca cefa çektirdin yinede uslanmadın
Seni seven şu göğse bir defa yaslanmadın
Öyle acı verdin ki ölüm bile vız gelir
Bu acı yetmiyorsa ölümü anlat bana.
ÖLÜM BİLE KORKUYOR
Her sözümün başında seni sevgiyle andım
En ufak siteminde cehennem olup yandım
Ben merhamet dedikçe sen yarama tuz bandın
Tenine dokunmaktan elim bile korkuyor.
Keremi hara yakan aslıdan da betersin
Ferhat'a dağ deldiren şirin misin sen nesin
yar merhamet dedikçe arşa yükseldi sesim
Sana canım demekten dilim bile korkuyor.
Çektirdiğin cefadan bıktım usandım artık
Zulmün ile kavruldum,piştim,uslandım artık
Azrail'e yakardım gelsin alsın bu canı
Verdiğin acılardan ölüm bile korkuyor.
AYŞE KIZ
Azap Ramazan'ın kızı oldu dediler
Soğuk höllüğe belediler
Doğduğunda çileydi alın yazısı
Yoktu anansının sütü
Ala ineğin
sütüyle beslediler.
Ayşe anamız gibi kısmetli olsun diye
Adına Ayşe dediler
Baba el kapısında azap
Sabah beş akşam sekiz çalışmakta,
kışın koyun kuzu mal,davar,
Baharda,ot, çayır
yazları ekin ekenekte
Zamanla yarışmakta
Bir yıl hasan ağanın kapısında
bir yıl mehmet ağanın
sekizine basınca anladı
zorluğunu süt sağmanın,
tezek yapmanın.
hani adını Ayşe koymuşlardı
haniya bol olacaktı kısmetin
Bahtı açık kısmeti bol
Ayşe Kızı olacaktın memleketin
Okuma yazma netsin Ayşe kız
Babası azap,
Anası ırgat
Okul onun neyine
Alfabesi olmaz ki
Ağa kapısında yetişen beslemenin.
Beliklerine Güneşin sarısını ördü anası
Göğüslerinde Anadolu ayvası
Ve mahzun gülüşlerle büzülen dudaklarında
Kiraz meyvesi.
Yaş on beş
Başında ergenlik sevdası.
Ağanın genç çobanı
Gözleri siyah mı siyah
kömür karası
Yanakları al al
Ayşe'yle yatar Ayşe'yle kalkar
Azap ramazanın kızıdır
uykularında gördüğü tüm rüyası
çobandır kendisi ama
Azap ramazandan neyi eksik
Çobanlıktır mesleği
Bugüne bugün altın bilezik
Davarı suya indirirken
kavalıyla çaldığı nağme
Akşam olup sürü
yaklaştığında köye
Hep Ayşe'ye seslenir ezik mi ezik.
"Altın saçlarına gönül bağladım
Sevdiceğim beni Anla n'olursun
Aşkımı kavalla seslendiririm
Gönlüme gönlünü bağla n'olursun."
Ayşe'nin umurunda değil
Ne yanık yanık çalan kavalın sesi
Nede kendine seslenen çoban bestesi.
Ayşe hülyalarda
Ayşe başka Dünyalarda
Ayşe, ağanın evinde seyretmiş dizileri
Nesine gerek çobanın ezgileri
Serpildikçe serpiliyor Ayşe kız
Sarı saçlar mavi gözler bir afet
Çoban dahil tüm köy genci yanıyor
Yaş on dokuz,
Ayşe kız'sa bir afet.
Çobanı hiç görür mü gözü
İnsan gibi yaşamı istiyor özü.
Büyük bir şeherde yaşamaktır hülyası
Babayı azaplıktan kurtarmak
Anayı ırgatlıktan
Sevdiği bir erkek olsun kocası
Birkaç çocuk
İnsan gibi yaşamaktır rüyası
Sabahın seherinde bir gün
Takıyor bohçasını koluna
Atıyor kendini şeher yoluna,
Bindiği otobüsün şoförüne veriyor ilk meyvesini
Sonra kaldığı otel katibine
Şimdi Ayşe kız otuz yaşında
Ve
Hatırlamak istemiyor ilk günden sonrasını.
Nice ilden ile atıldın
Rüyan gerçek olmadı mı Ayşe kız
Nice hal bilmeze satıldın
Hâlâ çilen dolmadı mı ayşe kız.
|