SATILMIŞ ÇETİNKAYA

ŞİİRLER


ÇOK UZAK YAZA YÜZÜN

"Akıp giden zaman
Alıp giden zaman"

SAMSUN-2003


GÜN-DÜŞÜM 1

El ayalarımı göğe açıp, iki elimi birleştirdim. Dirseklerimi dizlerime
dayadım. Avcumun içine aldım kafamı. Beynim o ana kadar hala kafatasımdaydı.
Dizlerimde derin bir ağrı hissettim. Taşıyamamıştım beynimin yükünü.
Zamanla yarışırcasına akan ırmak, önce gözlerimi kattı tatlı sularına.
Çoğaldı. Çoğaldıkça çoştu. Sığmaz oldu yatağına, taşıverdi. Ardından
bedenimi kattı sularına. Bir bütün olduk; zaman, ırmak ve ben. Aktık.
Akan suya uzanan dallarıyla, gövdesinde tutuyordu söğüt ağacı, o anın
öncesini ve sonrasını. Hem çok huzursuz hem de çok heyecanlıydı. Vaktin
ikindi olmasını bekledi. Dudak şeklindeki ince uzun yaprakları kıpırdadı.
Umarsızca öptü akan suyun yüzünü.


GÜN-DÜŞÜM-2

yüreğinin mi öğretisi
dizlerinin bu titrekliği,
ya avcunda sakladığın,
düşlerinin ürkekliği.

Boynunun döngüsüne kaptırdım kendimi,
bende bu sabah askıya aldım beynimi.

Göğün mavi dinsiliğinde
sudan bir yatağa serdim sesini
şaşkın kadınım,
kabaran oynaş dalgalara
eş tuttum göğsünü.

Oysa,
oysa, ağırsadı düşün yine düşümü,
düşte bir kuş misali.

Denize teğet geçen martılar,
bir daha taşımadılar, kanatlarında
yağmuru.


GÜN DÜŞÜM-3

I.
Ellerin,
yasaklanmış elma.

geç vakte ertelenmiş
uykun.

aramızda
bozkırı Ankara’nın

kuş yüzlü çocuklarmış
aşkı getiren
baharda

hani.

Bense,
Bense, hep uzağına düştüm sevdanın
II.
yüzümdü,
yüzümdü öyküleyen
sancılı düşlerimi

upuzun baktım yüzüne
çok çok uzakmış
yaza yüzün,
ne kadar soğukmuş düşün.

kış,
kış sokaktaymış
Üşüdüm.


HAKALMAZ

Hakalmaz’ın dolambaşlı yolları.
Kimi keldir, kimi çimdir dağları.
Baharların suyla dolar yarları.
Suyun içtim pınarından Hakalmaz.

Hakalmaz’ın çok yamandır yokuşu.
Geceleyin kurdu, günleyin kuşu.
Nedir mavi göz aşığının suçu.
Suyun kandım, pınarından Hakalmaz.

Hakalmaz’ın dağında davar otlar.
İnenine çıkanına hak haklar.
Üstünüzde hak kalmasın yarenler.
Sato aksın pınarından Hakalmaz.


Saklanamazmış,
Aşk ve
sigara dumanı.

Nefreti gizleyen
yüzlerdeki dost maskesi

Saklanamaz nefret.

henüz yasaklanmamış
yüzün
ama,
Yine de bakamam çocuklar gibi
İşaret parmağıyla gösterilen
Sarı çiçek açmış iğde ağacına
Bu yüzdendir hüznüm.

İkindi üzeriydi
Tüttürüldü eL-eM

18-19 mart 1996


GÜNEYDE GÜN

Rüzğar esti, üç göz köprünün,
serildiğimiz gözünden.
Yorgunluğu aldı,
ödünç bir ferahlık bıraktı.
Uykuya daldı ırgatlar bir bir,
on buçuk postası geçti.
Ardından birkaç marşandiz
"gün tepede" dedi çavuş.

Bulutlar kümelendi, günün yanına
Çıkmadan ırgatlar ilk çıkımı
Bir rüzğar esti
üç göz köprünün üç gözünden.
Gün mün kalmadı.

Nisan 1993


YOLCULUK

I.
giydirilmek üzere
çocukluğumun geçtiği
sarı tepeli
çırılçıplak bozkır


II.
Tarlalarda yeşil yeşil
terlemiş ekin.

III.
kökleri balıklarla sevişen
başında kavak yelleri esen
salkım söğüt

IV.
ve bozkırın yıldızları,
kavaklar.
Yalnızlar.


MAVİ GÖZLÜM

Ayın ışığına bandım
Hayalini
Gecenin zifirliğinde mavim
Islaklağınla
Bende ışıklandım

Tan yerinin ağarmasını beklemeden
İstilasına uğradı gözlerimin
Göğün yıldızları bir bir
Göğün yıldızları bitti
Hayalın gitti.

Mart 1993.

SONBAHAR
I.
Köpek gözleriyle görüyorum dünyayı
Siyah
ve beyaz
bir o kadar sadık
bir o kadar alık

Yalnızlık
tembel
Ve fakir bir yalnızlık.
II.
Çalı süpürgesiyle çizilmiş.
Düşümde pıhtılaşmış kan
Tavan arasından yeni çıkartılmış
Eski bir kitaptır
ölüm.

III.
Ah ince yüzlüm
Ancak taşarsa
Siler beni bu deniz.

31.10.1995


ÇİÇEKCİ KIZ

Üşümez mi?
Çıplak tahta taburede oturan
Kaldırımdaki
Çiçekci kız

Yoksa,
Yoksa, çiçekler mi ısıtır.

Aşk,
Aşk, tırnak içinde gül dikeni.

23.05.1996


HİÇ YÜKSENME ÖLÜM
I.
nasırlı bir beyne sahibim
kürek tutan avuçlar
ve kara sevdalı yürekler kadar

nasırlı beynim.
acıtmaz artık beynimi
düşlerim.

II.
Ah bu akşamüstleri
Hep bu akşamüstleri
Yüreklenir yalnızlık
Çöreklenir beynime

III.
Kırk gün ayakuçlu yattık ölümle
İttim ayaklarımla ölümü.

Hiç yüksünme ölüm.

IV.
Süzüldü güneş,
Beş parmaklı incir yapraklarından
toprağa.

Ocak 1996.


I.
Memelerinin uçlarını gördüm
Memelerini gördüm
Dokundum onlara
Bulut gibiydiler
Aldılar, abiste sakladığım yüreğimi
Güneşe götürdüler

27.06.1995


II.
İkindi üzeri yundu gün
Nehrin sularında
Dumdu dumdu çıktı gün
Aldı götürdü nehir, ikindiyi
Ala bir karpuz kabuğuyla
Gözlerini yumdu gün.

13.08.1995


KUM SAATİM

Geceleri,
Sabahlara kadar sokak sokak gezip
Yıldız ararım yerlerde.
Bulduğum yıldızları ufalar
Kum saatime doldururum
Sırf, zamanım parlak geçsin diye.

1987