SEVİNÇ DEMİR
ŞİİRLER
SENİ HÂLÂ SEVİYORUM
Aramadığın aylar oldu
Böyleydi senin sevmelerin
Üç gün mutlu oldum ya seninle
Bitmez sandım beni çatır çatır sevmelerin
Adalarda yanıyor suda balıklar çıplak
Kalbim dayanmıyor aşktaki bu kaçak yapılaşmaya
Düşlerimle el değmeden yaptığım büyük gemiler
İzmir limanında gümrüğe takılıyor
Benim vazgeçmem ne mümkün senden ama
Gözlerin kör yüreğin sersem senin
Bu kötü alışkanlığımı cebine koy da öyle git
Seni hala seviyorum…
Aramadığın aylar oldu
Böyleydi senin sevmelerin
Üç gün mutlu oldum ya seninle
Bitmez sandım beni çatır çatır sevmelerin
Adalarda yanıyor suda balıklar çıplak
Kalbim dayanmıyor aşktaki bu kaçak yapılaşmaya
Düşlerimle el değmeden yaptığım büyük gemiler
İzmir limanında gümrüğe takılıyor
Benim vazgeçmem ne mümkün senden ama
Gözlerin kör yüreğin sersem senin
Bu kötü alışkanlığımı cebine koy da öyle git
Seni hala seviyorum…
Aramadığın aylar oldu
Böyleydi senin sevmelerin
Üç gün mutlu oldum ya seninle
Bitmez sandım beni çatır çatır sevmelerin
Adalarda yanıyor suda balıklar çıplak
Kalbim dayanmıyor aşktaki bu kaçak yapılaşmaya
Düşlerimle el değmeden yaptığım büyük gemiler
İzmir limanında gümrüğe takılıyor
Benim vazgeçmem ne mümkün senden ama
Gözlerin kör yüreğin sersem senin
Bu kötü alışkanlığımı cebine koy da öyle git
Seni hala seviyorum…
----------
2
Sevmek yüzümüzde akşam oluyor
Rakı şişesinde şarkılar
genzimizi bi hayli yakıyor
Masada dağ gece rüzgârları sefam olmuş
Bu aralık açık kalmış
Mevsimlerde iletken günler
Hayat ana baba günü
Böyle zamanlarda sokağa çıkılmaz
aşktan ötv kesiyor devlet
benimse hiç param yok
Sahipsiz de ölünmez?
GECENİN ELA YOLCUSU
yer oksit ontolojinin dışında
umut yıldızlarına düşlerle kuyruk sallayan ölümlüler
paslı gök pencerelerini beline kadar sıyırmış
tekele nispet yaparcasına
karanlıgın döşünde yakamoz yakıp ısınmış...
{Bu denizin tuzunda şifa eczanesi yok
Yırtın reçetelerinizi kıbleniz
-e dogru!!!)
çok uzak peronda bir bulanık gece var
yolu kendine hiç benzemeyen bir de
ela yolcusu
adresine varamadan sevdiği kadının göz altında
ölüsü diz kapaklarına kadar moraran
taş sanduka bilinmezliğe sulanan
darplanan
kanında kına yakılan
gecenin ela yolcusu
susmadan yaşanmış nehrine ödünç ömrünü
somun tutsaklığına esir bırakmayan
defolu çıksada doğusunda ğüneşi
yüzünün batısında gülmeyi
asla yalnız dişarılara salmayan...
(Her fırtınadan payına düşen göz utangaçlıgı onun
yol yordamı biraz da yaşamak için
bozukluk olması gereken
kağıt paraydı rengi ömrünün...)
Çıplak zamanlarda kainat!!!
Yaşamı sıcak tutmak için çıplak tenlerde
dişlerini ilk o döktü toprağa
agzında hayat kanadı
durdu!!!
|