SIRRI ALTUĞ
ŞİİRLER
BEN ÇOCUKKEN
Bir ev vardı göklere uzanan
Çok baktım üst katlarına
Çıkılır gibi değil
Merdivenlerden düşersem diye
Korka korka
Bastım birinci basamağına
Sonra iki, sonra üç
Ceketimin sağ cebine
Annemi koydum
Sol cebine
Babamı
Geri dönsem mi derken
Geldim altıncı basamağa
Ceketimin sol iç cebine
Karımı koydum
Kalbimi ısıtsın diye
Yedi, sekiz, dokuz
Çıkmak kolay gelmişti
Onbir, oniki
Çocuklarımı sağ iç cebime koydum
Yüküm hiç artmadı
Ve
Bugün geldim
Evin birinci katına
Artık üst katları
Merak etmiyorum
Bıraktım çocuklarımı
İkinci katın birinci basamağına
Artık onlar çıkacak korkmadan
İkinci katına
DOMATES
Yaşamım boyunca, üretenler
Çoğunlukla benim dostlarım oldu.
Üretilen: ister bir demet maydanoz, isterse uzay aracı olsun.
Üretene saygı duydum her zaman.
Paranın kullanılmadığı zamanlardaki mal değişimi
En güzel çağdır benim için:
Al sana beş yumurta, ver bana on domates gibi.
Sevemedim müteahhidi, valiyi, kaymakamı,
Üretenin malını pazarlayan esnafı, tüccar peygamberi.
Ayrıca benim hiç dinim olmadı.
Eğer olması şart koşulsaydı,
İsa'yı severdim marangoz diye.
SEVGİ
"Seni çok seviyorum" demek
Birlikte olamamak, kavuşamamak mı?
Yoksa ayakların yerden kesilircesine
Sıkı sıkıya sarılmak mı?
Efsaneler der ki: "Sarılamadı Ferhat Şirin'e,
Dağları deldi Şirin için"
"Seni çok seviyorum" diye diye.
Ya sarılabilseydi sıkı sıkıya Şirin'e,
Deler miydi dağları Ferhat?
Sürer miydi efsane
Seni çok seviyorum diye?
Şubat 2004
CILIZ AĞAÇ
DAĞLARIN ETEKLERİNDEKİ
CILIZ AĞACI
ÖZENLE ÇIKARDIN TOPRAKTAN,
EVİNE GETİRDİN.
NE SUYUNU
NE DE SEVGİNİ EKSİK ETMEDİN.
SEN ÖZENDİKÇE, CILIZ AĞAÇ
BİR BAŞKA YÖNE BÜYÜDÜ.
KENDİNE ÇEVİRDİN
YAPRAKLARINI DÖKTÜ.
O, ŞEKLİNİ BULUNDUĞU
ORTAMDAN ALMIŞTI.
SEVGİSİZ KALDIYSA,
SEVMEYİ ÖĞRENDİ.
YALNIZ KALDIĞINDA,
KARŞI ORMANDAKİ
AĞAÇLARLA KONUŞTU.
SUSUZ KALDIĞINDA,
SON DAMLASINI
KÖKÜNDEKİ MANTARA,
YAPRAKLARINI İSE AÇ KALAN
BÖCEKLERE VERDİ.
DAĞLARIN ETEKLERİNDE
MANTARLARI, BÖCEKLERİ YAŞATMAK
ONU DA YAŞATIYORDU.
HAZIR SU<
HAZIR SEVGİ
YAŞATMADI ONU VE ÖLDÜ.
|