TEVFİK ABİDİN
ŞİİRLER
GURBETTE BIR KIRIK SES
(İstanbul Şiirleri)
1
Boğaz’dan
bir vapur yüzmekte
Karadeniz’e
orada, Karadeniz’den uzaklarda
benim karabahtlı memleketim
acımasızcasına
kahrmanları öldürülen milletim
bir araba yürüyor
Kars’a doğru
orada Kars’tan uzaklarda
benim acılar eken memleketim
orada bastırılan
kahramanlığım, cüretim,cesaretim.
bir uçak uçuyor bu sonsuz semada
orada o semanın o ucunda
benim uyku bilmeyen memleketim
burada içimi yakan ağrılarımı
orada ben kime iletim
İlahi kime iletim
tüm ağrılar içinde memleketim
o vapur üzüyor
o araba yürüyor
o uçak uçuyor...
tüm bunlardan yuharıda
bir Allah’ım
onun rizası altında
yolunu kendini bulmak isteyen
memleketim
eziliyor, yok oluyor
malım, mülküm, servetim
bu dünyada iki uyumaz mahluk var
yücelikte bir Allah’ım
aşağıda
ölüm içinde çırpınan memleketim
‘ne koyurlar uyusun
ne koyurlar uyansın’...
2
cayır cayır yanıyor akşamları İstanbul’un
yanan bir orman gibidir
alevi semaya kalkan zaman gibidir
yüzyılların havasından çıkmaya can atıyor
toprağının altında Fatih’ler
sokaklarında çocuklar yatıyor
su gibi akıyor arabalar
eski İstanbul’a daha fazla benziyor
kocalar, babalar
taşını taşımak istediler
başlarına taş düştü
kendisiyle savaşmak istediler
taş kayayla görüştü
duvarlarında Fatih’lerin yüzlerinin izi
camilerinde
az avulmadı
düşmanların gözü
burada sevinç de boldu arakadaş
burada keder de boldu arkadaş
yum gözlerini yaşa
a gözlerini yaşa
İstanbul’a bakma düşman gibi
baksan
başın dokunar taştan taşa...
Acıbadem 1993
3
Oğlum Metin İçin
bana o yerleri anlat çocuğum
baka baka kör oldum
duyamadım tozlu ormanların tadını
bana o yerleri anlat çocuğum
içimdeki sıkıntılar, önümdeki kişiler
bana yasakladı o köylerin adını
dedenin ayak izleri mezarım olsun
o ormanların tüm acısı içime dolsun
elli yıl kör gibi yaşadım
o köyleri o ormanları göre bilmedim
kuru bir taştım
bana o yerleri anlat çocuğum
neleri unuttum anlat çocuğum
bıktım arkadaşlarımın ölüm sırasından
kopar ver bana
o ormanlarda batan Güneş’in
batı sarısından
karıştı aklım
karıştı hayatım
götür beni o yerlere
sokaklarında yatım
kaldırımlarında yatım
plklerinde yatım
dedenin ayak izleri mezarım olsun
dede annenin ayak izleri baştaşım
anlat çocuğum
senden başka bir kimse anlatamaz
bu güzel toprakta mezarım uyusa da
ruhum uyumaz...
İstanbul Mart 1994
4
karşıdakı ilk istasyonda inecek
bir yolcu gibiyim
bu İstanbul’un havalarında
siste gittikçe kayıp olacak
bir vapur gibiyim
karşıdan gelecek yarınlarında
ah, bir beni ağlayan olaydı
beni bu İstanbul’a bağlayan olaydı
içimdeki bu kaybolmak korkusunu
yıkıp dağıtan olaydı
uzanaydım sokaklarına
sarılaydım kaldırımlarına
hasretin sonunda bir çocuk
annesine sarıldığı gibi
şimdi yaşıyorum
bir şehit annesi
oğlu için bayıldığı gibi
ayrılmak
hasretin başlangıcı
ayrılmak
ağlamak acı acı
bütün büyük sevgilerin sonu böyledi
en acısı
bu açık göğsüne
kim geldi kim gitti
bu İstanbul bilmedi
karşıdakı ilk istasyonda inecek
bir yolcu gibiyim
bu İstanbul’un havalarında
siste gittikçe kayıp olacak
bir vapur gibiyim
İstanbul’un yarınlarında
ah bir beni ağlayan olaydı
İstanbul haziran 1995
5
karşıma çıkacak tanış sokaklar
Kadıköy vapuru bir balinadek
bu iki denizin boğazına da
tıkanıp haykırıp yüzüp geçecek
sabahlar, akşamlar, aylı geceler
gördüğüm adamlar değişecekler
yine sevişenler sevişecekler
üzecek canımı taş hatıralar
kuşlar sahil boyu üşüyecekler
içimden ağlamak geçecek o an
ne yaşta ne zaman
bilmem ki Yarab
ben kim olacağım
İstanbul nasıl
bir de şu yerlere dönersem eğer
gözüm arayacak bir tanış yüzü
bu mavi sularda bir mavi gözü
düşüp bir hatıra burulganına
boğula boğula
ben zor bulacağım aranan izi
aslında bu yerde sevilmedim ki
sevilip kimseni sevemedim ki
ötkenler içimde çiçek açacak
o sahil bu sahil sıcak bir kucak
banasa soğuktur
soguk vücudumla
soğuk canımla
ben kim olacağım
İstanbul nasıl
hangi ay olacak
bilmem hangi yıl
bir de bu yerelere gönürsem eğer
İstanbul aralık 1994
6
istanbul’da yağmur yağıyor
vapurla Boğaz’dan geçiyorum
yağmur taneleri
balık pulları gibi
sular çiçek açmış
istanbul’da yağmur yağıyor
suların uyukusu kaçmış
istanbul’da yağmur yağıyor
“bir kız peşinden yumuşak”
istanbul’da yağmur yağıyor
oralarda hava nasıl
istanbul’da yağmur yağıyor
içimdeki gurbet
derinleşiyor biryıl...
acıbadem şubat 1997
|
|