TEZER
ÖLÜM
Ölüm, son bebeğim. Göğsümde büyüyen kemik.
Henüz değil. Büyümelisin. Memelerimi Sömür. Yetmiyor mu. Daha fazla acı; kalbimdeki gelinciklerin tümü açmalı. Yeterince irileş ve beynimi biç.
Ölüm son uygarlığım.
O tanrıyla tokuşturacağız apartmanları. Kalıntıları çöp kamyonları almayacak. Müze deyip gösterecekler insanlığa. İnanmazsan gözlerime bak. Bir sokak köpeği ile değiştiğim gözlerimi.
Ölüm, son eğlencem.
Acele etme. Dudaklarım hâlâ sıcak. Daha çok kaldırım taşı öpmeliyim. Ve altında saklanan solucanları gıdıklamalıyım ki gülmekten kıvransınlar.
Ölüm, güzelim. Önce yaşamalıyım ki, öleyim.... Anlatıyorum, inanmıyorlar.
Her tecavüz intihara dönüşüyor bende.
Bedenim yok oldu. Çınarlı çıkmazlar işliyor içime. Balıkçı kamyonuna aldanmış gurbetçi martılar işliyor. Kelimelerle, yeni bedenler örüyorum kendime. Bir bulut geçiveriyor içinden, bilinçsiz.
Huzursuz ıslaklık. Ben geçiyorum sevgilimin içinden, dokunamıyor. Denizden gelen rüzgarla şişiyor yüreğim. Aslında denizden korkarım, kendimden de. Kayalıkları kendimden atabilsem, ölebilsem...
"düşlerimin kraliçesiydim
ay pudrasını sürmüştü yanaklarıma
aşk konuşurdu dinlerdim
susturdum dudaklarımla dudaklarını
o istediğini aldı
artık ölüm sıradaydı..."
|
|