ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI




Üçüncü bahar

Bilim çağ atladı

Adam olacak çocuk geninden belli olacak

Bioteknoloji hisseleri patlayacak

Olağanüstü günler

Ölümden sonra kopya hayat

Bizi insan yapan gen çok az

YORUMLAR
"Dinozorların Sessiz Gecesi"
Yalçın Doğan

Tarihin sonu hiç olmayacak!
Umur Talu

Gen Devrimi
Derya Sazak

DNA, din, laiklik
Taha Akyol

"Genler bu kızım, genler.."
Nilgün Cerrahoğlu


"Genler bu kızım, genler.."

Nilgün
Cerrahoğlu
       Hayatın en zor anlarında dahi "akılcılığı" düstur" edinmiş biriydi babam. Ağzından bir kez olsun "kader" lafının çıktığını duymadım.
       Akla mı gelir? Boşanırlarken, mahkeme kapısında tutup "Benden hiç kurtulamayacaksın" diye takılmış anneme: "Sana tıpatıp küçük bir kopyamı bırakıyorum...."
       Sonuçta kadere dönüşen bu kehanet karşısında annem hep şaşkınlık duymuştur. "Nasıl olur?" derdi bana çocukluğum boyunca: "Babanla değil, benimle büyüyorsun. 'Ona' nasıl bu kadar benzersin?"
       Babama bu sözleri her hatırlatışımda; o ikimizle dalgasını geçer, ellerini iki yana açıp, muzip muzip gülerdi. Ve "ne yapalım kızım?" derdi: "Genler bu. Genler..."
       "Gen haritası" tartışması ortalığa atılalı beri sevgili babamı ve hep yüzündeki o muzip ifadeyi düşünüyorum. Bu büyük keşfe ben doğmadan ulaşılmış olsaydı eğer; annem babamdan harbice bir "gen haritası" talep edebilirdi örneğin. Hayatının gerisini kocasının "kopyasıyla" geçirip, geçirmemeye bir çocuk sahibi olmadan karar verebilirdi.
       "Aya yolculuk ve atomun bölünmesinden" daha önemli olarak tanımlanan akıllara seza "genetik harita" keşfinin yol açtığı can alıcı tartışmalar; tam da bu tür polemiklerden geçiyor.
       21. yüzyılın genetik mucizesine yetişenler gün gelecek yalnız eş seçerken değil, sağlık sigortası yaptırırken, birilerini işe alırken ya da birilerine ev kiralarken; muhataplarından birer adet "gen haritası" talep edebilecekler.
       Bilimsel buluşların ne pahasına olursa olsun önüne geçilemeyeceği açık. Hayatı uzatmak ve çare bulunamayan hastalıklara getirilebilecek radikal tedavi olanakları; bazı maliyetlere katlanmayı kaçınılmaz kılıyor. Tamam. Ama tüm bunlar tüyler ürpertici bir "genetik ayrımcılığın" eşiğinde olduğumuzu engellemiyor gene de. Irk, din, etnik ayrımcılıktan sonra; bir de "genetik ayrımcılık" çıkacak başımıza.
       Yeni ayrımcılığın ilk işaretleri kendini ele vermeye başladı bile. "El Pais"te çıkan bir habere göre, İngiltere'de bazı sigorta şirketleri şimdiden, sağlık sigortası yapmadan önce müşterilerinden "genetik analiz" istiyor ve sigorta ücretini, analiz sonuçlarına göre saptıyormuş.
       Poliçe için söz konusu şirkete başvuran kişide alzheimer ya da belli bazı kanser türlerine genetik yatkınlık varsa, ücret beş misline çıkabiliyormuş. "Bu henüz bir başlangıç" diyor "El Pais": "Bugün yalnız 2 bin insan geni okunabilmiş durumda. 50 bin, 100 bin genin okunabildiği noktaya gelindiğinde, neler olabileceğini düşünün..."
       Genetikle at başı giden enformatik devrimi sayesinde bu noktaya çok kısa sürede ulaşılabileceği söyleniyor. Dostum moleküler biyolog Dr. Francesca Lancillotti, "DNA temelindeki 12 bin geni okuyabilmek; bundan 20 yıl önce bir yıl alıyordu" diyor örneğin: "Enformatik sayesinde bu süre üç yıl önce 20 dakikaya indi. Bugün aynı işlem sadece bir dakikada yapılabiliyor. Bir yanıyla büyüleyici, bir yanıyla ürkütücü bir gelişme bu. Ne var ki, bilim korku tanımaz. Girdik bir kez yarışa. Kemerleri bağlayıp, her şeye hazırlıklı olmak lazım..."
       21. yüzyıl tepemizin üstünde cereyan eden bir "çifte devrimle" gümbür gümbür yol alıyor. Ne etik, ekonomik, siyasi, sosyal tartışmalar, ne de mevcut yasalar erişebiliyor çifte devrimin hızına. Aldous Huxley'nin "Cesur Yeni Dünya"sı (Brave New World) bize kapı aralığından göz kırpıyor.
       DÜZELTME: 26 Haziran tarihli "Didem" ithaflı yazımda "Haberi olduktan sonra değil, 'olurken' yazmak ve anlatmak zorunda kalacaksınız" şeklindeki cümle, dizgi hatası nedeniyle "okuduktan sonra değil 'ölürken' yazmak zorunda kalacaksınız" şeklinde çıkmıştır. Aynı şekilde "Köşe yazarlığı eli kalem tutan, söyleyecek sözü, bakış açısı, dünya görüşü ve okuru olan herkese açık - ve açık olması gereken - bir alan" cümlesindeki "açık" sözcüklerinden biri de "seçik" olarak dizilmiştir. Düzeltir, özür dileriz.


Yazara E-Posta: nilcer@turk.net

© 2000 Milliyet