EKİM ayı içinde raflarda yerini alacak kitaplardan ikisi, yine Tadımlık sayfamızdaki yerlerini aldılar. Polisiye roman yazarı Osman Aysu’nun "Yazar ve Aşkı" isimli kitabı, İnkılâp Yayınları tarafından yayımlanıyor. Osman Aysu, seri çalışan bir polisiye roman yazarı. Zira, "Yazar ve Aşkı", Aysu’nun 2001 yılında yayımlanacak olan üçüncü kitabı.
Kabalcı Yayınları tarafından hazırlanan "Düşlerden Düşüncelerle Halit Refiğ / Hayatı, Filmleri ve Düşüncelerine Dair", Halit Refiğ ile yapılmış 600 sayfalık bir Eleştiri kitabı. Fotoğraflarla da desteklenen kitabı İbrahim Türk hazırlamış. Alıntıladığımız bölüm "Yorgun Savaşçı"nın çekim öyküsünü anlatıyor.
YAZAR VE AŞKI
Osman Aysu
İnkılap Yayınları
"Herhalde hepimiz, en azından bir kere, yaşantımızın gidişatını değiştiren olağandışı sayabileceğimiz bir olayla karşılaşmışızdır. Sıradan görünen, basit ve önemsiz bir vaka. Ne var ki, yaşamdaki bu ufak tesadüf bazen tüm hayatımızı etkileyecek olmasına rağmen, o an bunu algılamamız mümkün olmayabilir. Ne zekâmız ne idrak yeteneğimiz buna göre yaratılmamıştır. Bazen bu gerçeği uzun zaman sonra saptayabiliriz ve geriye dönüp değerlendirdiğimizde, yaşarken çok sıradan gelen bir olayın bizi ne denli etkilediğini hayretle gözlemleriz.
O gün başıma gelen olay da bunun en canlı örneğiydi. Ve ben bunu hiç dikkate almamış, daha doğrusu üzerinde bile durmamıştım.
Bir rastlantıydı, sadece bir tesadüf... Hoş ve mutlu bir karşılaşma. Hepsinin o kadarla kalacağını ve o anın az sonra beynimden silinip gideceğini düşünmek gafletinde bulunmuştum. Normali de oydu, bilemezdim. Yerimde kim olursa olsun, farklı da düşünemezdi zaten.
Ama sonrası hiç de düşündüğüm gibi gelişmedi.
O an hayatımın dönüm noktası oldu.
İstanbul’a özgü, kışa yaklaştığımız o nefis sonbahar günlerinden biriydi. Hava adeta ılık ve güneşliydi. Bebek’teki sahil şeridi havanın letafetini yudumlamak isteyen insanlarla doluydu. Ağır ağır Rumeli Hisarı’na doğru yürüyordum.
Sonbahar, hele böylesine ılık geçen güz, kentin en sevdiğim mevsimiydi. (...) En beğendiğim romanlarımın ana kurgularını hep o mevsim yakalamışımdır. Zihnim yine binbir düşünceyle dolu olarak deniz kenarında yürüyordum. Pek tabii ki o anın şimdi okumakta olduğunuz romana mevzuu teşkil edeceğini kesinlikle bilmeden.
Betül’le karşılaşmam böyle oldu."
DÜŞLERDEN DÜŞÜNCELERLE HALİT REFİĞ
Hazırlayan: İbrahim Türk
Kabalcı Yayınevi
"Nasıl oldu da bu laf somut bir film teşebbüsüne dönüştü?
İşte o filmin çalışmaları bittikten ve Theumer Almanya’ya döndükten bir müddet sonra 1958’in başlarında bir davet geldi bana. Theumer’den... Diyordu ki, 'Senin bana anlattığın o konudan burada bir stüdyo sahibine, prodüktöre bahsettim. Çok ilginç buldular. Biz bundan bir film yapmayı düşünüyoruz. Yönetmenliğini senin yapmanı istiyoruz. Ama bu filmin bizim standartlarımıza uygun yapılabilmesi için senin Almanya’ya gelmen gerekiyor. Gelir misin?’ Ortada yazılı iki sayfa metin yok. Sözle anlatılmış bir konu. Ve onlar bundan film yapmak istiyorlar. Memnuniyetle kabul ettim, tabii.
Almanya’ya gitmeden bir ön hazırlık yaptınız mı?
Oradaki çalışmalara daha sağlam gitmeyi ve bunun için de ustalardan nasıl yardım sağlarım diye düşündüm. İlk iş olarak, o tarihlerde edebiyat alanındaki favorim, çok takdir ettiğim, ayrıca iyi de ilişkilerimiz olan Aziz Nesin’e gittim. 'Aziz Bey böyle böyle’, dedim. 'Ben bir teklif aldım. Almanlarla müşterek bir film yapılacak. Türkiye’de çekilecek ve Alman oyuncular da oynayacak. Şöyle bir konu var. Bu konunun senaryo haline gelmesinde bana yardımcı olur musunuz?’ Aziz Nesin ilgiyle karşıladı. 'Tamam’ dedi, 'sen bu konuyu bırak bir hafta sonra gel.’ Bir hafta sonra gittiğimde Aziz Nesin bana 'bak ben sana başka birşey teklif ediyorum’ dedi. Bir oyun. Tabii, hiç şüphesiz Aziz Nesin yazdığı için kendi içinde ilginç ama beni Almanya’ya belirlenmiş bir konu için çağırıyorlar. Bu çok farklı birşey.
Kemal Tahir’e gitmeyi düşünmediniz mi?
Bu durumdan sonra ben Kemal Tahir’i aradım. Aynı şeyi ona da anlattım. Kemal Tahir konunun senaryoya dönüştürülmesi konusunda çok ilginç bir çalışma yaptı ve o çalışma benim meslek hayatımdaki temel senaryo çalışmalarından biri olmuştur. Yani 1958 yılında Kemal Tahir’le yaptığımız o çalışma daha ileride benim senaryo çalışmalarımda o günden bugüne çok kalıcı bir etki bırakmıştır üstümde. İnsan dramı, drama düşen insan anlayışı bakımından. Ve ben o çalışma ile Almanya’ya gittim..."