SÖYLEŞİ
MİLLİYET SANAT DERGİSİ'NİN KATKILARIYLA...

"Hiçbir akım beni erekte etmez"

"Profesyonel ve utangaç bir serseriye, üstelik bir .bneye şair diyebilecek kadar cesur değiller," diyor küçük İskender, adı böceksavar anlamına gelen yeni lirik eseri "Insectisid"de.




     "INSECTISID"in çıkışı şerefine insanlara şarap göndermeniz bir mesaj mıydı?
Ben mesaj olarak görmüyorum. Öyle algılayan da algılasın. Gocunmam yani. Şampanya, viski ya da benzeri lüks ürünleri insanlarla paylaşmak isteyen bir kitlenin asla altkültürle ilişkisi olamaz. Bu yüzden de Bukowski’yi reddediyorum. Adam bir roman yazmak için arabasına benzini çekip otel odasına kapanıyor, altı koli viski, yirmi kutu puro alıyor ve altkültürden bahsediyor!!! Murathan’da da bu bir parça var.

Nasıl yani?
Okurunu aldatmayan yazar önemlidir. Altkültüre ait olup da, üstkültüre ait görünmek, tırnak içinde söylersek bu travesti kişilikler, politikada da sanatta da toplumun dokusuna zararlı. Ortadoğu’nun temel sıkıntısı da bana göre bu zaten. Neysek öyle gözükmeye cüret etmeliyiz. Ben mesela şiirlerimi yazmak için çalışıyorum ve akşamları gay kulüplerde dolaşıyorum ya da uyuşturucu kullanıyorum. Madem kullanıyorum o zaman söylemekte de sakınca görmüyorum. Çünkü bu benim yaşam biçimim. Çünkü bu yaşam biçimim benim o ürünleri yazmamı sağlıyor. O ürünler sayesinde de okurum diyemeyeceğim, çete arkadaşlarım dediğim o kitleye ulaşıyorum. Çünkü ben büyük bir soyguna hazırlanıyorum. Eski çete arkadaşlarımı toplamak zorundayım. Çok büyük bir vurgun, son soygunum olacak. Bu ülkenin değil tüm Ortadoğu’nun, dünyanın altkültür edebiyatını değiştirebilecek bir soygun bu! Ben hayattan anlam çalmaya gidiyorum.

Ters dönmüş bir böcek misiniz?
Tabii ki! Ama bana göre bu ters dönme nükleer bir patlamadır. Yoksa insani kaygılardan dolayı tersine dönmüşlüğüm yok. Ters yattığım yerden de arkadaşlarımı kollmaya çalışıyorum. Askerde ‘badi’ derler, yani eş vücut olan kişilerimi toplamaya çalışıyorum. Çünkü biz bir koloniyiz ve canımızı sıkan her şeyi kemirmek için varız. İlk kemireceğimiz şey de iktidardır. Böcekler kemirmek için vardır. Kemirebilmek için kendi kendimizi eğitmek, sistemi içten çürütmek zorundayız. Bu çok anarko bir tavır gibi görünebilir ama artık bu ülkenin demokrasiden önce anarşizme ihtiyacı var.

Artık anarşist sanat, sistemin fertleri tarafından yasallaştırılıyor. Şimdiye kadar inşa ettiklerinizle hesaplaşma getiriyor mu bu durum size?
"Insectisid" yani böceksavar aynı anda uçaksavarı da çağrıştıran bir şey. Toplumun ve hayatın üzerinde uçan insanlarız. Uçmanın getirdiği geniş coğrafyaları görme hakkına sahip bir kitleyiz. Bu noktada altkültürün polisliğini, jurnalliğini yapmak çok hoş karşılanmamalı. Bir arkadaşımız, Altay Öktem, kalktı fanzinlerin dökümünü yaptı. Satanizim meselesi yüzünden bir sürü insanın ve fanzinin haksız, anlamsız yere peşine düşülmüşken, Altay Öktem tam listeyi polise sunmuş oldu. Bu altkültüre hizmet değildir ki, altkültürü yasallaştırmaktır! Deşifre etmek tüm yapıyı bozmak anlamına gelir çünkü bir böcek yuvasına elinizi sokup yuvayı yıkmış oluyorsunuz. Bunlar altkültürü üstkültüre peşkeş çekmeye çalışan bir kitle. Bu saatten sonra bize petrol olmak yakışıcaktır! Hafif fosilleşerek, yaşlanarak tüm katların en altında, inilemeyecek bir yere yerleşip petrole, bir anlamda yaşamsal yapıta dönüşmemiz söz konusu. Daha derine indikçe de dil bozuluyor. Şifrelere bürünüyor, jargonunu değiştiriyor, argosunu şiddetlendiriyor, kodlarını bozuyor.

Size Bukowski’nin olanakları yayınevleri tarafından sunulacak olsa direnecek güçte misiniz?
Bukowskivari bir şey ya da onun purosu olmaktansa Burroughs’un arkadaşı ya da karısının kafasına koyduğu tekila bardağı olmayı, kurşun bana değsin değmesin her zaman tercih ederdim. Kendisi Beat kuşağının en önemli insanlarından biridir ve onun yapmak istediği şeyi ben de Türk edebiyatında, Ortadoğu kültürü içinde yapmaya çalışıyorum. Biraz eğlenceli, biraz hüzünlü ve her ikisinin barındırdığı tehlikeyle ayakta kalmaya çalışıyorum. Travestilerle arkadaşım. Torbacılarla arkadaşım. Sıradan insanlarla arkadaşım. Ama kendilerini ve içinde bulunduğum kültürü burjuvaziye peşkeş çeken insanlarla arkadaş olmamaya çalışıyorum. Çünkü beni de aralarına almaya çalışacaklardır.

Peki sizin yapınızda bir yazarın zamanında YKY ile anlaşmış olması bir çelişki değil mi?
En sevdiğim şiir kitaplarımdan biri, "Periler Ölürken Özür Diler", Memet Fuat tarafından yayımlanmamıştı. Oysa kitaba çok inanıyor, bir an evvel okura ulaşmasını istiyordum. Çünkü her zaman söylediğim gibi kitap yayımlamıyorum okuruma reçete yazıyorum. Ve Enis Batur kitabı yayımlayabileceğini söyledi. O çaresizlik içinde YKY ile anlaştık. Ki bana göre bu ülkede vitrini en güzel yayınevi YKY. En son yaptığı futbol çalışmasında olduğu gibi insanı çok cezbediyor. YKY’de hoşuma giden postmodern açılımlar var.

Ancak bir yerden sonra koptunuz...
Gördüğümün sadece bir vitrin olması üzdü beni. Temelin farklı olduğuna inanıyorum. Enis Batur, uyuşturucu ve eşcinsellik üzerine çok fazla yoğunlaştığımı iddia eden bir konuşma yaptı. Ben de kendisine herhalde o güne kadar bastığı kitaplarımı okumadığını söyledim. Çünkü baştan beri altkültürün içine aldığı ve himaye etmek zorunda olduğu bütün kavramları sadece yazmayıp, yaşayan bir insanım. Demek ki okumadan basmışlar. Kendileri James Joyce’u basarken, Joyce’un dişi kimliğini ya da uyuşturucuya yakınlığını nasıl bir kenara bırakabiliyorlar? Bunu algılayamıyorum.

"Insectisid" de algılayamamak hali üzerine kurulu bir manifesto zaten.
"Insectisid", her şeyle alay etmek ama bu alayın ardında garip bir hüzün barındırmak üzerine kuruldu. Kendimi insanlarla anlaşamayan bir böcek gibi görüyorum. Evinizin duvarlarını kırarsanız içinden binlerce böcek çıkar. Bastığınız toprağın bir karış altında yürüyorlar. Size çok yakınlar. Bu bir anlamda "Güneşe akın var, güneşe akın / Güneşi zaptedeceğiz / Güneşin zaptı yakın!" gibi bir şey. Ben artık çete arkadaşlarımla birlikte güneşe çok yakın olduğumu hissediyorum. Kaç kişi yanar kül olur bilemem.

Elif Şafak da "Bit Palas"ta böcek metaforunu kullandı.
O romanı okumadım ama böcek meselesi Kafka’dan beri var zaten. Aslında bir anlamda Orwell’in "Hayvanlar Çiftliği"ni de katabiliriz. Hepsi farklı metaforlar. Benim derdim şu: "Ben insansam karşımdakiler nedir?" Eğer onlar insansa ben bir böceğim. En azından duyargalarım var, algılıyorum. Ve tek amacım hayatta kalabilmek. Beni çirkin gördüğü için üzerime basmaya çalışan faşizan dünya düzeni ile uğraşıyorum.

TRT2’deki "Okudukça"yı sizin sunmanız gündeme gelmişti ve reddedildi.
Evet. Bu haberin yayınlanması aslında benim TRT’de çalışmamı da engellemiş oldu. Şu an yasaklıyım. Görüntüm bile en azından bir süre TRT ekranına çıkamayacak. Tamamen homofobik bir patlama.

Size sürrealist diyorlar.
Hiçbir akım beni erekte etmez. O kadar büyük bir adam olduğum için değil, hiçbir çuvala girmek istemediğimden... Çünkü her türlü tanımlama bir tür kıskaçtır. Oysa ben kayarak her şeyi denemek istiyorum. Deneyci yanım zaten beni 32 tane kitaba taşıdı. Toplumcu çizgiden başladım şimdi böceklerle uğraşıyorum. Yarın neyle uğraşacağım konusunda herhangi bir kaygımın olmaması beni yaratıcı kılıyor.

Yazarlığınızın alınyazısını kestirebiliyor musunuz?
İnsanlara iç organlarını gösteriyorum ve yazar olarak yaşadığım toplumu sürekli düelloya davet etmekten yanayım. Eminim düzen arkamdan da birini gönderecek ve ben, çarpraz ateşte hayatımı kaybedeceğim ama ‘Her kahraman ölü doğar!’ demiştim zaten.

Kadın düşmanı olduğunuz söylenirdi.
Kadınlarla bir alıp veremediğim yok. Eğer bir cinsiyetden nefret edeceksem erkeklerden ederdim çünkü ne çekersem onlardan çekiyorum. Üstelik kadınlarla ortak duyarlılıklarımız var. Gayler ve kadınlar olarak erkeklerden hoşlanıyoruz. Kadın benim için anaç ve aynı zamanda da ipucu kaynağı. Bir erkeği nasıl hissettiğini dışa vuruyor ve ben, onu gözlemleyerek erkeğin hoşlanmayacağı şeyleri de hesaba katarak kendime model oluşturuyorum. Kadının erkeğe veremediği her şeyi kendi bünyemde toplayıp erkeğe veriyorum.

Şizofrenik edebiyatın miyadı doldu artık galiba. Sizin yazdıklarınızın şizofreniyle olan ilişkisi nedir?
Ben bir hayat histeriğiyim. Hayatın verdiği her şeyi doyumsuzca yaşamak istiyorum. Buna şiir de, seks de, kavga da, intihar da, neşe de dahil. Ancak bir ‘speed’ yaşadığım çok doğru. Ne yazık ki artık frene de basamıyorum çünkü araba savrulur. Hiç kimse önümde durmasın ezer geçerim. n I.S.



[Milliyet Ana Sayfa] -[Kitap Ana Sayfa] -[Kitap Arşiv]
 
..................................................................................





Memenin Tarihi
Marilyn Yalom


    Fransız edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat profesörü, ünlü araştırmacı Marilyn Yalom provokatif, öncü ve her yönüyle düşündürücü bu kültür tarihi çalışmasıyla kadın memesine ilişkin inanışların, tasvir ve anlayışların yirmi beş bin yılını keşfe çıkıyor. Dinde, psikolojide, siyasette, toplumda ve sanatta memenin izini sürüyor. Amacının kadın memesi üzerine daha önce hiç denenmemiş biçimde düşünmeyi kışkırtmak olduğunu söylüyor ve kuşkusuz bunu başarıyor.


ARAŞTIRMA
Çeviren: Ayşe Gün
Çitlembik Yayınları
Fiyatı: 9.500.000 TL..


EdebiyatTurk.net
Türk edebiyatıyla ilgili aradığınız herşey...

MİLLİYET SANAT DERGİSİ
ARTIK AYLIK


Gözler
Yangınlara çok bakmış gözler
Yaşanmıyor herhalde
Seninkiler de o misal.
Sertsin, tavizsiz, kararlı.

Yani şimdi ben
daha önce soba bile yakmamış olmanın
ceremesini mi çekiyorum?
Kınalı'da Yaz

Ömer Bugay







Bir Kitap Para - Roman Söyleşi Yeni Kitaplar Yaz Tartışma