ŞİİR
MİLLİYET SANAT DERGİSİ'NİN KATKILARIYLA...


şiirde yarım yüzyıl

SERPİL GÜLGÛN

Uğur Soldan, Hilmi Yavuz'un şiirdeki 50. yılı nedeniyle yazdığı biyografi "Şiirin Aynasındaki Simurg" için "Ne gönlümce bir Hilmi Yavuz portresi çizip onu göklere çıkardım, ne de haksız yergilerle karaladım," diyor. Ama...

TARAFSIZLIK pahasına iki arada bir derede kalmak? Hilmi Yavuz'a şiirdeki 50. yılına armağan olan "Şiirin Aynasındaki Simurg" için bu söylenebilir mi? Evet, söylenebilir. Özellikle de Hilmi Yavuz'un polemikçiliğini sevmiş, deruni ve akıntıya karşı duran o bildik tavrından dolayı onu çoğunluktan hep ayrı tutmuş ve de bugüne dek, şiirlerinin ve düzyazılarının hiçbirini kaçırmamaya çalışmışsanız, onu okumak, size her defasında bambaşka hazlar vermiş, kapılar açmışsa; bu yargıya kolayca varabiliyorsunuz. Üç yüzü aşkın sayfayı bitiriyor ve diyorsunuz ki; keşke onu göklere çıkarsalardı ya da yerin yedi kat dibine soksalardı da, bu iki arada bir deredeliğe şahit olmasaydım! Böyle diyorsunuz, çünkü karşınızdaki kitap Hilmi Yavuz hakkında yeni hiçbir şey söylemiyor. Dahası, Yavuz'un bugüne dek söylediklerinin ve yazdıklarının bir terkibi. Bir özeti. Kitap, önsözünde "Tarafsızlığımı mümkün olduğunca koruyarak onu farklı yönleriyle ele almaya çalıştım" diyen Uğur Soldan'ın iddiasını pek karşılamıyor. Yavuz'un ehl - i tarik annesi, karda donması, şiire ilkokuldan bir kız arkadaşı ve kadın öğretmeni 'sayesinde' başlaması, gençlik yıllarında Drama Tiyatrosu'na Attila İlhan'ın teşvikiyle genç yazarlarla birlikte yapılan baskın, gibi bazı bölümler dışında... Kaldı ki bütün bunlar bile Hilmi Yavuz'u yakından tanıyan okuru için yeni ve bilinmedik değil. Özetle Uğur Soldan'ın sözünü ettiği "farklı yönlere" bu biyografide rastlayamıyoruz.

Ama gelgelelim, Hilmi Yavuz'u yeni keşfediyorsanız - sözgelimi, okuduğunuz ilk kitabı, geçen mayısta yayımlanan "Kara Güneş"se; şiirleriyle henüz tanışmış ya da hiçbirini okumamışsanız, hatta onunla ilgili bildiklerinizi tazelemek ve Yavuz'un şiirinde size "giz" gibi görünen yapıyı çözümlemek istiyorsanız Uğur Soldan'ın Hilmi Yavuz biyografisi bulunmaz bir kitap. Hem sizi Hilmi Yavuz'un estetiği ve şiir dünyasına (şiirin yapılışı, anlam ve şiir bağlamında özellikle) hazırlayacağı, hem sadece bir şair ya da yazarla değil, aynı zamanda sizi felsefe, dil ve tarih alanında ufkunuzu açacak bir düşünce insanıyla tanıştıracağı için. Ve hem de onun hayatına ilişkin ayrıntılar, ipuçları vereceğinden... Velhasıl; "Şiirin Aynasındaki Simurg"un böyle bir rehber yanı da var; Yavuz'a aşina olmayan nesli "Zaman", "Ayna" ya da "Çöl Şiirleri"ne, "Taormina", "Fehmi K.'nın Acayip Serüvenleri" ya da "Kuyu" gibi anlatılarına ve onları okumanın hazzına, humoruna yönlendirmek gibi...

Son olarak iyi ki 50 yıldır bizimlesiniz Hilmi Hoca.

İyi ki bildik, okuduk sizi.

Yavuz'un polemikleri
Uğur Soldan'ın "Şiirin Aynasındaki Simurg" adlı kitabından aldığımız aşağıdaki alıntılar, kimi kabukları yeniden kaldıracağa benziyor.

'Ece Ayhan kötü bir insandı!'
Hilmi Yavuz'a göre Ece Ayhan, "olsa olsa, 'avangard' bir şair"dir. Hiçbir geleneksel arka plana dayanmayan, 'hüdayinabit' bir şiiri vardır. Metinler arasılık, herhangi bir entelektüel bağlamı olmayan, ereksiz, dolayısıyla rastlantısal bir ilişkidir Ece Ayhan'da. Okuryazarlığı ise, bellediği üç dört kavramla sınırlıdır. Hilmi Yavuz, bütün bunları söyledikten sonra şöyle devam ediyor: "Avangard şairliği ve vasat okuryazarlığı bir yana, Ece Ayhan kötü bir insandı; evet, kötü!... Ona iyilik yapanlara, daima kötülükle karşılık verdiğini bilmeyen mi var? Başta rahmetli Onat Kutlar, Can Yücel, Cevat Çapan, Önay Sözer, Ferit Edgü ve daha başkalarını, 1970'li yıllarda İsviçre'de beyin ameliyatı geçirdiği sırada para toplayıp gönderdiler diye mahkemeye veren, bizzat Ece Ayhan'ın kendisi değil midir? İddia, 'paramı yediler!'idi..."

'Cuntacı' İlhan Selçuk
Hilmi Yavuz'a göre İlhan Selçuk'un çok önemli bir özelliği vardır: "Selçuk, cuntacılığı bir hayat üslûbu haline getirmiştir! Onun için cuntacılık, sadece 12 Mart öncesinde kalmış bir siyasal tavır alış değildir. Selçuk, dostlarıyla olan ilişkilerinde, patronlarıyla olan ilişkilerinde, iş arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde, hatta hatta kendisi ve kendi 'yazı'sı ile olan ilişkilerinde de cuntacıdır. Bu nedenle de, Cevat Fehmi Başkut'un ve Burhan Felek'in tasfiyelerinde oynadığı o elhak mahirane oyunların hiçbirini beceremeyen genç rakipleri (Hasan Cemal ve Okay Gönensin) bütün zekâlarına rağmen, İlhan Selçuk marifetiyle Cumhuriyet'ten tasfiye edilmekten kurtulamamışlardı."

Enis Batur'un 'kara cehaleti'
(...) Hilmi Yavuz, başka bir yazısında "Ben Enis Batur'un kıytırık bir şair, pespaye bir deneme yazarı olduğunu söylüyor muyum?" diye sorarken, "Ben böyle bir şey söylemiyorum, ama aslında öyle!" demeye getiriyor. Yavuz şöyle devam ediyor: "Enis Batur bana yanıt versin ya da vermesin (hiç umurumda değil bu!) kara cehaletini ve entel 'kalpazanlığını' teşhire devam edeceğim."

Orhan Pamuk ve oryantalizm
Hilmi Yavuz, bir romancı olarak Orhan Pamuk'un edebi değerinin 'vasat'olduğunu ve edebiyat - dışı sebeplerle, aşırı ölçüde şişirildiğini düşünüyor. Onun Amerika Birleşik Devletleri'ndeki şöhretini, yazarlığından çok, Andrew Wyley'e borçlu olduğunu da! Wyley, Pamuk'un 'edebi ajan'ı. Hilmi Yavuz bir Amerikalı bilim adamı dostuna, "Nasıl biridir bu Wyley?" diye sorduğunda şu cevabı almıştı: "He's a killer!" Yavuz'un dostu, bununla Wyley'in elinden uçan kuş kurtulmaz, öyle beceriklidir demek istiyordu. Hilmi Yavuz (özellikle de İrfan Külyutmaz) pek çok yerde, Orhan Pamuk'un oryantalist olduğunu iddia etti. Pamuk, bu imajını yok etmek istediğinden olacak, 'Oryantalizm / (Şarkiyatçılık)' adlı ünlü kitabın yazarı Edward Said'i Türkiye'ye davet etti. Hilmi Yavuz'a göre Said, bu davete icabet eder de Türkiye'ye gelirse, medyamız bunu, 'Edward Said, Orhan Pamuk'un davetlisi olarak Türkiye'ye geldi' gibi kocaman başlıklarla verecek ve elbette, Pamuk'u 'oryantalist'likle suçlayanların çanına ot tıkanacaktı. Ve medya, Pamuk'un oryantalistliğini iddia edenlere, 'Hani Pamuk oryantalistti?' diye soracaktı.

 

[Milliyet Ana Sayfa] -[Kitap Ana Sayfa] -[Kitap Arşiv]
 
..................................................................................





Bu İşte Bir Yalnızlık Var

Tuna Kiremitçi
Doğan Kitap
Fiyatı: 9.000.000 TL.
ROMAN

Yanlış bir aşk, terk edilmişliğin hüznü, müziğin eşlik ettiği hayaller, parasızlıkla sarsılan hayatlar ve bitmeyen mutluluk arayışları... İlk romanı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" ile büyük beğeni toplayan Tuna Kiremitçi, bu sefer bir müzisyenin dünyasını anlatıyor. Memet Olcay'ın gücünü ve zayıflığını, pazar günleri buluştuğu kızıyla yeniden keşfettiği İstanbul'u, ortadan kaybolan arkadaşını ararken bulduğu aşkı ve yaptığı o ilk besteyi... Romanın bir tarafında bütün endamıyla hayat duruyor; öteki tarafında da elinde çalgısıyla tek başına bir adam... Kumdan Kaleler grubundaki müzik çalışmalarıyla da tanıdığımız Tuna Kiremitçi'nin yayımlanmış iki şiir kitabı var. İlk şiiri "Gece Şiirleri" 1991'de Varlık dergisinde yayımlanan tuna Kiremitçi, 1994'teYaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü'nü; 1997'de de 2. Balkan Günleri kapsamında verilen Genç Erguvan Şiir Ödülü'nü aldı. İlk romanı "Git Kendini Çok Sevdirmeden", 26 baskıya ulaştı.

EdebiyatTurk.net
Türk edebiyatıyla ilgili aradığınız herşey...
KARŞI
Gerin, bedenim, gerin;
Doğan güne karşı.
Duyur duyurabilirsen,
Elinin, kolunun gücünü,
Ele güne karşı.

Bak! Dünya renkler içinde!
Bu güzel dünya içinde
Sevin sevinebilirsen
İnsanlığın haline karşı.

Orhan Veli Kanık




Portre Carlos Fuentes  Şiir  Yeni Kitaplar Bir Kitap