Yavuz Baydar
"Hiçbir şey kendi ilkel temeline, kökenlerinin çağrısına direnme zorunluluğu kadar mutsuz kılmaz kişiyi. Tebessüme indirgenmiş, kibarlığa ve ikiyüzlülüğe koşulmuş, rakibini sözden başka bir yolla yok edemeyen, ister istemez iftiraya yönelen ve o görünmez hançerle, bir tek kelime marifetiyle, harekete geçmeden öldürmek zorunda kaldığı için mutsuz olan o medenileşmiş kişinin ıstırapları bundan kaynaklanır." - E. M. Cioran
İşte mutluluk kaynaklarından biri: Cioran kitaplarının - nihayet! - Türkçe'ye de çevriliyor olması. Yüzyılımızın en önemli düşünürlerinden biri sayılan bu olağanüstü münzevi aydın, genç yaşta göçtüğü Romanya'dan, her zaman sadakatla bağlı kaldığı Paris'e, yanında kişisel tarihinin ana yolunu çizen eşi benzeri güç bulunur kötümserliğini taşımıştı.
Cioran'a göre insan tüm kötülüklerin kaynağıdır; dünyayı kemiren iflah olmaz bir virüs; kendi kendini yok etmeye kararlı bir yaratık.
İyimserlerin zamanında yazdıklarına pek dikkat edilmediyse de, zaman Cioran'ı haklı çıkardı: Şiddetle karşı çıktığı, ince alayla yerdiği Komünist sistemler bir bir çöktü; asla kendisini özdeşleştirmediği "ehven - i şer" kapitalist sistemler de insana güzellik ve iyilik adına hiçbir erdem sağlamadılar.
O, Saint Michel'deki çatı stüdyosunda, eşsiz Fransızcasıyla yüzyılının kötülük güncelerini tuttu; özdeyişler karaladı durdu.
"Tarih ve Ütopya" onun gençlik dönemi eserlerinden biri. Alabildiğine derinlik içeren bir bakışla kaleme alınmış bu denemelerde, tek başına her türlü tirani ve despotizme meydan okuyan abide bir kişiliğin bilgeliklerini bulacaksınız.