Her ne kadar kitabınızı okumadımsa da beğendiğim yazarlardansınız... Acaba sizde feminizm duygusu nasıl başladı?
Çocukluktan itibaren yaşadıklarımı gözledim. Sonra Kadınca diye bir kadın dergisi yönettim. Kadınların yaşadıklarını izledim. Kısıtlamalarla dolu yaşamlar canımı sıktı ve kadınların da özgür ve eşit yaşamaları için çaba göstermek gereğini duydum.
Erkekler bize laf atıyor, onlara cevap versen bir dert, cevap vermesen ayrı. Ne yapacağımı şaşırdım. Cevap versen de istiyor diyorlar vermesen de.
Erkekler laf atabilir. Bunun ne önemi var? Sen her istediğin şeyi onlara söyleyebilirsin. Bu kadar düşünüp de onlardan korkmanın anlamı yok. İstiyor deseler ne olur? Ne istiyorsun mesela? Önemli olan kendine güvenip, hiç kimseden gelen eleştiriye aldırmamak... ya da doğallıkla oturup onlarla konuşmak. Kızlar da erkekler gibi her şeyi isteyebilir ve bunu açıkça konuşabilir...
Gazeteciliğe ne zaman ve nerede başladınız?
Gazeteciliğe taaa 1972 yılında Hürriyet'te başladım. O zaman Kelebek gazetesi ayrı bir gazeteydi ve ilk
kez kadınlara yönelik bir gazete çıkıyordu. Ben de orada Şirin'den sevgilerle adlı fotoğraflı bir köşede yazmaya başladım. Aslında amaçları beni fotomodel olarak kullanmaktı. Ama bir hafta sonra kendi yazılarımı yazmaya başladım ve tam üçbuçuk yıl cumartesi pazar bile ara vermeden köşe yazarlığı yaptım. O gün bugün sürdü işte.
Demek ki yaşadıklarınızdan ülkemizde kadının hakettiği yerde olmadığını düşünüyorsunuz. Peki sizce bayanların bu hakettikleri yere gelebilmeleri için neler yapmaları lazım? gerek iş hayatında gerek ev yaşamında?
Önce kendilerine güvenmeleri lazım. Oysa gelenekler görenekler, kadın ve erkeğin ayrı ayrı eğitilmesi kadınları da kendi ikinci sınıflarına inandırıyor. Önce kadınların bu ikinci sınıflık inancından yanı
erkek yapar kadın yapamaz düşüncesinden kurtulmaları lazım. Ekonomik özgürlüklerini ele almaları çok önemli. Örgütlenmek önemli. Örgütlenmek sayesinde birşeylere karşı çıkmak daha kolay olur. Ama en önemlisi kadınların politikaya atılmaları çünkü pekçok şeyin kararı meclisten çıkıyor. Eğer mecliste uygar erkekler ve akıllı uygar kadınlar bulunursa hiç olmazsa kadın-erkek eşitliğine yönelik
kararlar ve mesela bir eğitim reformu çıkabilir. Eğer kadınlar politika ve medyada önemli yerlere gelebilirse pek çok şey daha iyiye gidecektir. Ama bunun için mücadele etmek gerekir. Çünkü erkek topluluğu çok geleneksel ve feodal ve aralarına kadınları almak istemiyorlar. Hiç olmazsa birey olarak
kendimize güvenelim önce.
Kadınlık adına felsefeniz tam olarak nedir? Ya da böyle bir felsefeniz var mıdır?
Kadınlık adına felsefeyi insanlık adına felsefeye çevirebiliriz. Çünkü iyi ya da doğru olmak için kadına ve erkeğe ayrı düşünceler uygulanamaz diye düşünüyorum. Özgür, üretken, dürüst, kendine inanan, doğru, doğal, samimi, içten, rahat bir kişi sevgi dolu ve saygılıysa bu kadın ve erkek için de geçerli.
Ama kadına ve erkeğe ait farklılıklar var. Eşitliğin bu farklılıklarla hiçbir ilgisi yok. Bırakalım bu farklılıklar kalsın. Özellikle erkeklerin arenasında savaşan kadınlarda bir erkekleşme görülüyor, buna karşıyım, bir kadın kadın gibi davranarak pek çok başarıya ulaşabilir.
Ben genç bir şairim ve sanat cevrelerinin genç şairlere çok gaddar davranıp, onlara hiç bir fırsat tanımadığına kendim adına çok sahit oldum. Bir yazar olarak bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Çok haklısınız adeta edebiyatımızda da bir mafya var. Yazar, şair hatta gazeteci olsun köşeleri kapmış orta yaşlı ya da yaşlı kişiler asla aralarına kimseyi almak istemiyorlar. Sanki kendi yaşadıkları şeyler onların tekelinde. Birincisi bu kendini beğenmiş megalomanlar yerlerinin sarsılmasını istemiyor. İkincisi bu medya için geçerli hep bir reyting ve satış kaygısı olduğundan hep tanınmış kişilere yöneliyorlar ve bir kısır döngü oluşuyor. Genç bir yazarın örneğin eserlerini bastırması felaket zor bir şey. Ben birazcık tanınmış olduğum halde pekçok yayınevi ilk kitabımı basmadı beni aylarca beklettiler. Size direnç diliyorum, sakın vazgeçmeyin. Çünkü o kişiler birgün yorulacaklar... Ama siz onların yorgunluklarını beklemeyin ve ortada olmaya çalışın. Başarılar
Türkiye sizce feminist bir ülkemi.. Yani Amerika'nın politik hayatında şu ana kadar hiç bir bayan yönetici başa geçememiş.. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Yok canım Türkiye feminist bir ülke olur mu. Yani Çiller başa geçti diye mi feminist olacak. O sıralarda hepimiz şaşırmıştık, hatta ben de yazmıştım, bu kara bıyıklı maço erkekler nasıl bir kadını seçtiler diye... Çiller asla bir kadın gibi davranmadı... Bir erkekten daha acımasız ve sıradandı. Bu bir tesadüftü Türkiye için ama başarısız bir tesadüf oldu. Amerika'da kadın başkan yok, çünkü dünyada kadınlar hala ön planda değil. Ama dünyada kadın-erkek sayısının eşitlendiği meclisler var neyseki.
Ne tarz müzikler dinlediğinizi öğrenmek istiyordum...
Ben en çok caz müziği dinliyorum. Klasik de severim. Biraz önce rai müzik çaldık odamda, darbukalar filan vardı o da çok güzeldi. Her ülkeye gittiğimde o ülkenin müziğini alırım ve çok güzel şeyler çıkıyor. Ama mesela otomobilde giderken teybe ne takarım? Muhakkak caz kasedi takarım geçen gün festivalde Courtney Pine ve Kenny Garrett'e bayıldım.
Siyasi görüşünüz sağ mı sol mu?
Siyasi görüşüm hiçbir zaman sağ olmadı. İçinde tutucu sözü geçen ve tutuculuğu öven bir görüşün içinde asla olamam.
En beğendiniz sanatçı kimdir?
Sanatçı derken neyi kastediyorsunuz. Çünkü benim için sanatın tarifi üreten ve yaratan kişidir. Çıkıp da şarkı söyleyen insanlar sanatçı değil yorumcudur. Beste yapanlar sanatçıdır.
Ama konuşmalarınıza bakıyorum, hep erkekleri onaylıyorsunuz gibi... Gerci kitabınızı okumadım ama .... Bir kadının davranışları iş hayatında yani her zaman özel hayatının etkisinin altında mı kalır..
Ben de sorunuzu anlayamadım. Onaylanacak erkek varsa onaylarım, onaylanmayacak kadın varsa eleştiririm. Bir kadının davranışları özel hayatının etkisi altında kalmamalıdır. Özgür ve inançlı kadın bunları düşünmez bile zaten.
Bir sinema filminiz olduğunu biliyorum, belki daha fazla.. Sinema filmi işine o dönemde popüler olduğu için mi yoksa yeteneğinize inandığınız için mi girdiniz, eğer öyleyse neden film işini sürdürmediniz?
Tam üç tane sinema filminde birkaç TV filminde oynadım. Benim en büyük düşüm tiyatro sanatçısı olmaktı. Ama küçükken babamızdan bu izni alamadık. Kadının Adı Yok'dan sonra popüler olunca film teklifi aldım Yavuz Özkan'dan. Ben de istediğin herşeyi denemelisin görüşüne sahip olduğum için hemen kabul ettim. Oyunculuk konusunda yetenekli olduğuma hala inanıyorum. Ama çıkan filmler pek iyi olmadı. Bence bu benim yüzümden değildi! Sonra sürmedi çünkü esas mesleğim yazmak. Ama yine de iyi bir teklif gelse kabul ederim çünkü çok eğlenceli bir şey.
Bu güne kadar yapmış olduğunuz hareket sonucu hiç pişman oldunuz mu?
Pişman olduğum şeyler vardır ama çok önemli şeyler değil. En çok yemek yedikten sonra pişman olurum, boşu boşuna yedim şişmanladım diye. Pişmanlıktan korkmam. Beğendiğim sözlerden birisi, "Pişman olacağım diye pek çok şeyden vazgeçtiğime pişmanım". Yaparsın, pişman olursan bir daha denemezsin.
Ben sizin düşüncelerinize kısmen katılmıyorum. Yani sadece erkeklerin yapabileceği işler vardır. Bir işveren olsam erkek eleman çalıştırmayı tercih ederim. Bir kadın önce evini düşünür oysa bir erkek önce işini düşünür. Ayrıca pek çok bayanın çocuk doğurup işi bırakmak gibi bir düşünceleri vardır. İşverenlere de hak vermek lazım.
Canınız isterse erkek çalıştırın. Belki de erkeğin çalıştırılması gereken tek ayrıcalıklı iş beden kuvvetine dayananlar çünkü kadın ve erkek arasında gerçekten bedensel ayrılıklar var. Kadın hamile kalınca işini bırakacaktır tabii çünkü erkeklerin evde oturup çocuk bakmaları ayıp sayılır. İş yerlerinde süt odaları olsa, kreşler olsa kadınlar da işlerini terketmek zorunda kalmazlar.
Akıllı bir kadın olmak budalalık olmuyor mu bazen? Şairin dediği gibi; bilgi yük, beceri çile haline gelmiyor mu?
Akıllı bir kadın olmak asla budalalık olmaz. Bundan çalışmayı, üretmeyi, düşünmeyi kastediyorsanız, bunları yapmayan insanlar evin içinde mutsuz olurlar. Çalışmayan, düşünmeyen birisi bence budalalık ediyordur. Birşeyler yaratmak ve başarmaktan daha mutlu ne olabilir?
Genç bir şairim demiştim hani... Örneğin benim için yazmak vazgeçilmez birşey, sağ elim kopsa ölürdüm heralde :)) Siz de yaşamınızın yazmak olduğuna mı inanıyorsunuz? Yoksa aktristlik sizi manevi anlamda doyurur mu?
Evet ben de yaşamın yazmak olduğuna inanıyorum. Ama itiraf etmek gerekirse bir zamanlar yazmak benim için bir hobi idi ve ben o zaman daha keyifle yazıyordum. Gazetede yazmakla kitap için çalışmak çok farklı. Gazetede mutlaka şu gün şu yazıyı bitireceksin denmesi insanı mutsuz ediyor. Kitap yazmak daha özgür, daha keyifli. Sinema şu an benim için bir hobi çünkü önceden başlayıp kendimi geliştirmem gerekirdi.
Erkekler birbiriyle ilişkiye girince toplumda 'top' diye damgalanıyor ama kadınlar aynı şeyi yapınca birşey olmuyor... Bu konudaki düşünceleriniz?
Erkekler birbiriyle ilişkiye girince top mu oluyor? Kadınlar da birşey oluyordur. Ama söylenmiyor çünkü sanıyorum kadınlar bunu çok gizli yapıyor. Belki de fiziklerinden belli olmuyor. Erkekler kendilerini belli etmek için acayip kılıklara giriyorlar, acayip bir konuşma biçimleri oluyor onun için çok ilgi çekiyorlar. Bu nedenle onlara bir takım isimler yakıştırılıyor. Kadınlar sanırım daha akıllı davranıyor ve ortalıkta aptal aptal gezinmiyorlar. TVlere bakın hepsi o toplarla dolu, komedi yıldızı gibi ortadalar hiçbir saygınlıkları yok ama bu durumdan memnunlar. Şimdi bu kimin kabahati?
Hiç bir erkeği sevdiniz mi?
Ne biçim soru bu? Elbette sevdim, şimdi de seviyorum. Erkek arkadaşlarımı da sevgililerimi de çok ama çok sevdim.
Sanatın tarifinin her insan için farklı bir tanım olmadığını düşünüyorum. Ben ayrıca yorumculara sanatçı da demedim. En beğendiğiniz yorumcuyuda sormadığıma göre niye böyle bir cevap verdiğinizi anlamamış bulunmaktayım.Sorumu yineler teşekkür ederim...
Ben de sanatın tarifinin her insan için farklı olmadığın düşünüyorum. Ama ülkemizde pekçok tanımı var bunu siz de biliyorsunuz. Kusura bakmayın haklısınız. Şu günlerde Fazıl Say'ı çok beğeniyorum, bir konserinde emkprovize nefis besteler yaptı. Fahir Atakoğlu'nu çok severim.
İş hayatınızda başka neler yapıyorsunuz?
İş hayatımda cumartesi ve pazar günleri yayınlanan bir köşeyi hazırlıyorum. En son erkekler neden aldatır diye bir dizi hazırladım, şu günlerde de kadınlar neden aldatır adlı bir dizim yayınlanacak. Bunun dışında eğer ilgimi çekerse röportajlar yapıyorum ve altıncı kitabıma başladım, evde de kitabım üzerine çalışıyorum.
Siz şimdi Türkiye'de kadınların nasıl olmasını istiyorsunuz kısaca açıklayabilir misiniz? Neleri savunuyorsunuz?
Aslında bunu yukarıda yazmıştım. Türkiye'de kadınların önce kendilerine güvenmelerini ve erkeklerden hiçbir eksikleri olmadığına inanmalarını istiyorum. Şehirlerde ve Anadolu'da fırsat eşitliği istiyorum. Kızlar okutulsun ve istemeden evlendirilmesin istiyorum. Türkiye'de yasalarda büyük eşitsizlikler var TCK ve medeni kanunun değiştirilmesini istiyorum. Politikacıların bu kanunlarla ilgilenmelerini değiştirmelerini istiyorum. Kız ve erkek çocuklar eşit büyütülsün istiyorum. Töre cinayetlerinde ceza indirimi olmasın istiyorum. O kadındır yapamaz düşüncesi bitsin istiyorum. Bence artık aynı soruları sormayın.
Daha başka neler yapmak istiyorsunuz?
Şu anda en istediğim şey bir hayvanat bahçesi müdürü olmak. Eğer bunu olamazsam yunus balıkları eğiticisi olmak ve onlarla birlikte yüzmek istiyorum. Bir de evimin bahçesinde bir kutup ayım olsun, bir de sarı ayım, onları besleyip büyütmek istiyorum.
Şu an enflasyon yuksek olduğu için halkımız aç fakat 70'li yıllarda enflasyon bu güne göre daha düşüktü ama halk şimdiye göre daha açtı bunu neye bağlıyabilirsiniz?
Ne malum o zaman halkımızın daha aç olduğu. Bence öyle değil. Bence her zaman aç olanlar çok aç, tok olanlar da çok tok. Aradakiler işi hep bir mücadele içinde...
Kadınlar hep şöyle olmalı böyle olmalı diyorsunuz belki sizin bulunduğunuz konumda bunu becerebilirsiniz ama da alt seviyelere indiğiniz zaman bunu pekte mümkün olmadığı görülüyor. Eğitimsizlik veya başka birşey ama bu durumda konuşulan herşey boş geliyor. Kadın karnını doyurabilmekten acizken karnı dolu olanlara konuşmak hoş geliyor.
Çok doğru söylüyorsunuz. Hele benim gibi çok sık Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da dolaşırsanız bu konuşmalar gerçekten insana boş geliyor. Gerçekten şunları onların yaşaması değil anlaması bile olanaksız. Onun için işte politikacıları çok suçluyorum. Bugüne kadar gelmiş geçmiş politikacılar toplumu olduğu gibi böyle bırakmak istemeselerdi birşeyler değişebilirdi. Onlar bile bile insanlarımızı böyle cahil ve aç bıraktılar. Onun için uygar politikacılar, akıllı kadınlar meclise girmeli deyip duruyorum. Eğer doğuya gitmişseniz, buraların düzeltilmesinin pek de zor olmayacağını görürsünüz. Onlar orada öylece bırakılmışlar. Şimdi de tepeden inme çözüm arıyorlar.
Yunus balıkları hakkında son haberi okumadınız heralde? Birlikte yüzdüğü insanları ısırıyormuş?
Evet okudum, çok üzüldüm, ben onları melekler gibi saf ve temiz sanıyordum. Ama yine de bunu yapmak çok istiyorum. Çünkü vahşi hayvanlar bile eğiticilerini ısırmıyorlar. Bir yunusla yüzmek ve onunla dost olmak ve bir ayıyı büyütmek en büyük düşüm benim. Kimbilir belki yaparım.
Sizce gerçektende kadınların erkeklerden hiç bir eksiği yok mu?
Kadının da erkeğin de birbirinden eksiklikleri olabilir. En azından anatomik eksiklikler farklılıklar var. Ama eksiklikler insanın eşitçe, özgürce, dostça, uygarca yaşamasını neden engellesin.
Duygu Asena'nın yaşam felsefesi nedir?
Benim yaşam felsefem bir şeyler üretmek, yaratmak, sürekli çalışmak eğlenmek, sıkılmamak, çalışırken özel yaşam keyiflerini unutmamak, ve yaptığı işlerin bir işe yaraması. Eğlence, mutluluk, çalışmak, yorulmak, hoşgörü, eleştiri, mücadele, kendine inanmak, inançlarının dışına çıkmamak, ilkelerinden sapmamak sana benzemeyenleri yok etmeye çalışmamak...
Sadece politikacıların mı suçu. Dediğiniz gibi doğudaki kadınların erkeklere muhtaç kalması. Bu biraz kültürden, cahillikten, gelenek görenekten de ileri gelmiyor mu? Böyle köklü kuvvetli nedenlerin değiştirilmesi sanıldığından da uzun sürer.
Evet tabii cahillikten, kültürden, geleneklerden geliyor, ama politikacılar bilerek ve isteyerek o insanları cahil bırakmışlar. Bu açıkça görülüyor gittiğinizde. İş adamları, medya, politika Türkiye'nin İstanbul Ankara dışındakilerle hiç ilgilenmemiş. Doğum kontrolu için spiral takmaya bile karşı geliyorlar ve diyorlar ki o alet dinleme aletiymiş, Ankara bizi dinleyecekmiş. Eğer isteselerdi o yöreler insanlarımız bugün daha iyi durumda olabilir. Yoksa durup dururken birden bire uyanıp da hadi biz eşit olalım demeyecekler. Eğitim ekonomi hükümetin elinde değil mi hiç olmazsa birşey başlatabilirler. Çok çok uzun süre sonra sonuçu alınabilir. Ama diyorlarki benden sonra tufan.
Peki en son soruma doyurucu cevap alamadım. Benim kastettiğim bedensen üstünlük değil. İç güdüden bahsediyorum bir kadının iç güdüsü çocuk büyütmektik. Erkeklerde böyle birşey yok onlar daha çok işlerini düşünürler bu konudaki yorumunuz nedir?
Çocuğu kadın doğurduğu için gerçekten içgüdüsel olarak çocuğa çok yakınlar. Ama annelik kutsaldır, annelik kadının en büyük görevidir, anne olmayan kadın eksiktir düşünceleri hep palavra. Bence bunları erkekler uydurmuşlar ki kadınlar. İş dünyasından çekilsin diye. Artık siz de biliyorsunuz ki hem çocuk sahibi, hem de işinde çok başarılı kadın var. Annelik içgüdüsü çok önemli, daha doğrusu çocuğu sahiplenme annelerde daha yoğun doğal olarak. Ama artık bunun günümüzde bir dezavantajı yok.
Son olarak burcunuz nedir?
Benim burcum koç.
Hepinize çok teşekkür ederim, yeniden buluşuruz belki birgün. Duygu