03 Eylül 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
'Hayatımda biri var ama yok gibiydi...'

Nilüfer, Gökberk Ergenekon'la ayrıldığından sonra ilk kez konuştu ve düşlediği "bebeği" anlattı

Nilgün Cerrahoğlu


ent.jpg        Nilüfer'in hayatta eksikliğini hissettiği tek şey "çocuk". "Bebeği olan arkadaşlarıma baktıkça, annelik duygusunun ne kadar farklı ve keyifli olduğunu görüyorum. Çocuk anne aşkı çok etkileyici. Eksik kalan tek yanım bu!" diyor.
       Yaşamın her şeye rağmen kendisine cömert davrandığını düşünüyor Nilüfer. Şanslı olduğunu düşünüyor. Ve tereddüt etmeden ekliyor: "Sahip olduğum şeyler kaç kişiye nasip olur ki?"
       "Tatminsiz" bir diva değil o. Yüzeysel bir pop şarkıcısı popülaritesinden öte anılara, insanların hayatlarına yerleştiğini; sevildiğini biliyor. "27 yıl az zaman değil. 27 yıldır müzik dünyasındayım. 27 yıla sığan o kadar çok şarkı var ki! Bu şarkılarda insanların yaşadığı pek çok şey, anılar var. İnsanlar anılarına, hayatlarına yerleştirdiler beni. Bu tarihten itibaren hiçbir şey yapmasam da unutulmam diye düşünüyorum. Beni artık kimse unutamaz gibi geliyor..."
       Kendisiyle barışık, özentileri olmayan, olduğundan farklı görünmek çabasına girmeyen, "olduğu gibi olan" biriyle kunuştuğunuzu hemen fark ediyorsunuz. Duru ve şeffaf; ayakları yere basan bir kadın Nilüfer. Ne yaptığını, hayattan ne istediğini çok iyi biliyor...
       Nilüfer'le bir yıl önce yaptığımız ve "sohbet sayfası" için hazırlanmış olmasına rağmen, 17 Ağustos depremi nedeniyle yayına giremediğimiz bir söyleşinin girişinden alınan satırlar bunlar...
       O günden bugüne ünlü şarkıcının hayatında çok şey değişti. Ama bende bıraktığı "izlenim" aynı. Bu ikinci söyleşimizi, değiştirmeden bıraktığım "ilk izlenimlerimle" yayınlıyorum bu yüzden...

       - Neden bitti Nilüfer - Gökberk aşkı?
       - İlişkiler önemli olsa da bitiyor. Bizim sorunumuz ayrı şehirlerde olmaktı. Son zamanlarda çok ayrı kalır olmuştuk. Bu beraberinde büyük bir yalnızlık getiriyordu. Hayatınızda birisi var ama yok gibi...
       - Yabancılaşma mı oldu bir noktada?
       - Tabii ama bir anda olan bir şey değil bu. 6 yıl sürdü bizim ilişkimiz. İki tarafın da olduğu yerden kopamaması gibi bir gerçekle karşılaştık sonuçta. Madem ki bu kadar ayrıyız ve ikimiz de yalnız yaşıyoruz noktasına gelindiğinde böyle bir karar aldık.
       - Evlenmiş olsaydınız, devam edebilir miydi bu ilişki?
       - Etmeyebilirdi. Şartlar aynı kalacaktı çünkü. Başka formüller olabilirdi. Her iki yerde de yaşanabilirdi falan filan. Ama biz kuramadık. Beceremedik.
       - Başka biri var mı hayatınızda?
       - Hayır, şu anda yok.
       - Ayrılıp barıştığınız zamanlar oldu geçmişte. Gene barışabilir misiniz?
       - Hayır. Böyle bir şey söz konusu olamaz şu anda. İlişkimiz sırasında kavgalarımız, tartışmalarımız oldu ama bu kez kavgayla ayrılmadık. Hayatıma giren değerli ve çok özel bir insandı Gökberk. Dürüst, sempatik, şeker, esprili, zeki, üstün vasıfları olan bir insandı. Çok yakın olduk birbirimize. Kendimi çok yakın hissetiğim yegane ilişkimdi. Ama bir ilişkinin devam etmesine yeterli olamıyor bunlar. Benim için özel biri olarak kalacak Gökberk Ergenekon. Arada bir telefonlaşıyoruz, konuşuyoruz...
       - Dostluğunuz devam ediyor mu?
       - Öyle çok sık görüşmüyoruz ama birbirimizin en azından telefonla hatırını soruyoruz. Altı yıllık bir ilişkinin ardından hiçbir şey olmamış gibi dost olmak o kadar basit bir iş değil. Aradan zaman geçmesi gerekiyor.
       - Geçmiş ilişkilerin ardından dost kaldığınız sevgililer oldu mu?
       - Yıllar sonra... Eski sevgiliyi artık başka bir boyutta, tamamen bir arkadaş, dost olarak görebildiğinde insan; her şey geride kaldığında olabiliyor bu evet.

İçimdeki çocuk...

       - Önemli ilişkiler insanı değiştirir. İyi, kötü bir iz kalır geriye ya da mesela insan o güne dek kendisinde farketmediği bazı yanlarını keşfeder. Gökberk Ergenekon öncesi / sonrası Nilüfer farklı mı?
       - Değiştiğimi düşünmüyorum. Zamanın getirdiği olumlu bazı değişiklikler olmuş olabilir. Bunun ötesinde kişiliğimde ilişkinin yarattığı bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Yakınlarım bazı değişiklikler görmüş olabilir. Ben görmüyorum. İçimde bir çocuk var sanki. Yorgun falan da hissetmiyorum kendimi. Yoğun, içinde aşk, sevgi olan bir beraberlikti bizimki. Bundan sonraki hayatımı nasıl devam ettireceğimi bilemiyorum. Beni en çok doyuran; ruhumu besleyen şey işim. Kopamadığım tek şey o. Kopmaya da hiç istek duymadım. Hep böyle oldu ve işim olduğu sürece de olacak. Onun dışında aşkı seven biriyim. Hayatta en önemli şey aşk... Ama kolay bir şey de değil. Belli yaşta, belli pozisyonda bir kadın için "aşk" sağlam bir ilişki kurmaya yetmiyor. Aşk dışında ayakları yere basan bir şeyler de istiyor insan. Ben kendine ve topluma karşı sorumlulukları olan bir kadınım. Olmayacak şeyler yapmak istemem. Umarım çıldırmam. Umarım kendimi tutarım ve yapmam.
       - Onun da ayrı bir keyfi olamaz mı?
       - Tabii. Büyük konuşmuyorum bunun için.

Uzun zaman düşündüm...

       - "Böyle biri mi? Bir daha asla!" dediğiniz hiçbir yanı yok mu Gökberk Ergenekon'un?
       - Hayır, hayır. Gökberk çünkü alışkanlık yapabilecek, ender bulunan biridir. Aradan zaman geçince onda bulduğum bazı şeyleri belki tekrar arar olacağım. O belki kendini tutamaz falan. Ne olur bilemem. Ama öyle bir durumda değilim şu anda. Aradan üç ay gibi bir zaman geçti. Ne yaptığımı biliyorum. Ani bir karar verip, üç gün sonra pişmanlık duymadım. Geçen defa öfkeyle, inatlaşarak ayrılmıştık. Bu kez uzun süre düşündüm. Aramızda konuştuğumuz bir şeydi. Çözemedik bazı şeyleri. İkimizin de istediği şeyler var. İkimiz de istediğimiz şeylerin arkasında duruyoruz ve birbirimize taviz vermiyoruz. Öyle olunca kabuğuna çekilmeyi, uzaklaşmayı tercih ediyor insan. Daha önce ayda on - on beş gün görüşüyorsak; iki ayda bir görüşür olmuştuk.
       - Nilüfer'in gönlünü fethedecek, hayat karşısında yanında olacak, aynı zamanda da ayakları yere basan biri... Böyle çok erkek var mı?
       - Zor. Çok umutlu değilim.
       - Yalnızlığı göze mi aldınız yani?
       - Hayır. Neden? Hiç öyle değil. İnsan bir kere o sevgiyi, şefkati görmek ister. İnsanın canı bunu istiyor.
       - Aradığınız şeyler öyle kolay bulunur cinsten değil de onun için söyledim.
       - Zor olduğunu biliyorum.
       - Kafaya göre takılan biri de değilsiniz çünkü...
       - Onu da hiç yapamam. İmkansız. Yapım müsait değil.
       - Genelde köşeleri törpüler yıllar... Sizi hiç yumuşatmadı mı?
       - Hayır hiç değişmedim. Çok kırılgan ve duygusal olabiliyorum hala. Bir sürü şey bekliyorum karşımdaki insandan. Onları göremezsem hemen kırılganlaşıyorum. Güçlü yanları olan bir kadınım aslında. Mesela kararlarımda çok güçlüyümdür. Kalbimin sesini dinler sonra mantıkla karar veririm. Ayakta duramazdım aksi halde. Ama işimde daha güçlüyüm. Duygusal hayatımda çocuk yanım ortaya çıkıyor. Daha güvensiz falan oluyorum... Kırıldım mı çok kırılıyorum... Bu da beni üzüyor ve yıpratıyor. Savunma mekanizmam iyi çalışır. Onu devrede tutmaya çalışıyorum. Yani dengeyi kuramadım bir türlü. Sevgiyi hissetmeyi de çok seviyorum bir yandan. Doğru yer, doğru zaman, doğru insanın olması gerekiyor.

Zeynep Göğüş etkisi...

       - Evlat edinmek, bir bebek sahibi olmak istiyorsunuz şimdi. Kalbinizde yatanın bir kız çocuğu olduğunu biliyoruz. Ama nasıl aldınız bu kararı?
       - Hem kız, hem oğlan çocuk için müracaatım var. Bir yıldan fazla oldu. Geçen yıl temmuz ayında müracaat ettim. Böyle bir istek duydum aniden. Zeynep Göğüş beni bu fikre sevk etti. Kendisiyle tanışıyorum. Ama hikayeyi ondan dinlemedim. Zeynep Göğüş'ün bir bebek evlat edindiğini bana bir başkası anlattı. Ya ben yanlış biliyordum ya da koşullar farklıydı önce. Evli olma koşulu falan vardi galiba. Bu sonradan değişmiş. Bunu duyduğum zaman kafamda bir şimşek çaktı. Dedim ya niye olmasın? Düşündüm birkaç gün. Çevremdeki insanlara bahsettim. Herkesin gözü parladı: "Ne iyi olur" dediler. Böyle bir amaca gerçekten de ihtiyacım var.
       - Çocukları da çok seviyorsunuz...
       - Çok seviyorum ve hayatta sahip olunabilecek çok şeye sahip olduğumu düşünüyorum. Tek eksik bu gibi; bir bebeğin sorumluluğunu alıp, onu yetiştirmek. Onunla o sevgiyi paylaşmak, ortak bir hayat kurabilmek. Araştırdım. Nasıl olur falan diye. Yasal yollardan müracaatımı yaptım. Yasal prosedür neyse o yapıldı. Hiçbir ayrıcalık tanımadılar bana. Eve gelip baktılar. Birtakım sorular sordular. Üç yüze yakın bebek için sıra vardı. Öyle tuhaf bir durum ki aslında. Bir bebeğin terk edilmesini beklemek gibi bir şey bu. Hazin bir yanı da var. Hiç terk edilmese keşke o bebekler. Ama sonuçta birileri bırakıyor bir yerlere onları. Seksen beşinci sıradayım şimdi ben.
       - Yalnız bir anne, tek kişilik aile olmak sizi korkutmuyor mu?
       - Belki şans getirir bana. Beraberinde müthiş bir aşk gelir ve evlenirim. Onu çok seveceğimi biliyorum. Ve hayatımı değiştireceğinden de eminim. İhtiyacım var buna. Çok sevse de insan işten ibaret olamaz hayat.
       - Bebeğin odası belli mi?
       - Evet geçen yıl evimde bir değişiklik yaptım ve onun odası ayrıldı. Ama henüz bebek odası falan hazırlamadım. Öyle bir şeye girmek istemedim. Üç günde hazırlanacak şey bu sonuçta...
       - Adını düşündünüz mü?
       - Düşündüm. Ama söylemeyeceğim şimdi. Gelsin ondan sonra...

© 2000 Milliyet