26 Kasım 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Avrupa bekleyemez

Daniel Cohn Bendit: Avrupa bizi aldattı demek Ecevit için büyük hata...

Nilgün Cerrahoğlu


ent1.jpg       
  • “Durum neye benziyor biliyor musunuz?" diyor Daniel Cohn Bendit: “İlişkileri zora giren bir kadın ve erkeğin ancak seks, aşk, gelecek ve çocukları konuşmamak kaydıyla bir araya gelmesine... Türkiye ve AB’nin durumu böyle. Sorunlar karşısında Türkiye’nin tepkisi hep konuşmamak oluyor. Kürtler, Kıbrıs, Ege, ölüm cezası, ordu ve demokrasiyi konuşmayız deyip, ikide bir diyaloğu kesiyorsunuz. Bu kestik, kesmedik, kızdık, öfkelendik oyunu gülünç artık. Kimseye yararı da yok. Sorunlara soğukkanlı yaklaşmalıyız..."
  • “Niye hep böyle provokatif bir üslupla gündeme geldiği?" yolundaki bir sorumu da “Benim tartışma üslubum bu" diyerek yanıtlıyor “Kızıl Dany":
  • “Buna tahammül edemiyorsanız AB’ye giremezsiniz. Nedeni benim tartışma üslubum değil; sizin açık tartışmaya gösterdiğiniz tahammülsüzlük olur. Bir konuyu tartışmak için önce bizim görüşlerimizi kabul edin diyorsunuz siz bize. Blok halinde reaksiyon veren toplumlarda bu hep böyle oluyor. İsrail ve Cezayirlilerle de aynı sorunları yaşıyoruz."
  • AP’nin TÜrkiye Karma Parlamento Komisyonu Başkanlığı yanı sıra, Dış İlişkiler, İnsan Hakları, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikaları komisyonlarında yer alan Cohn Bendit; Kıbrıs’a ilişkin tepkileri de abartılı buluyor. “Hiçbir ülke bir üye ülkeyle sınır sorunlarını çözmeden AB’ye giremez" diyen ve bunu AB’nin “doğal önşartı" gören Kızıl Dany: “Avrupa bizi aldattı" yaklaşımını bu nedenle “büyük hata" olarak nitelendiriyor.

           Soykırım iddiası AP’de niye bu zamanlamayla gündeme geldi?
           - Uzun zamandır gündeme gelip gidiyor bu mesele. Rahatsızlık duymak yerine bir tarih sempozyumu yapalım. Türk, Ermeni ve Avrupalılar bunu tartışalım. Avrupa Parlamentosu (AP); TBMM ve Ermeni parlamentoları, tarihçilerle bir araya gelerek bunu örgütleyebilir. Bu benim önerim. AP başkanı TBMM Başkanı’na bu amaçla bir mektup yazacak. Yanıtın olumlu olmasını umuyorum.
           Türk, Ermeni tarafını ilgilendiren bir konu niye AP’de tartışılsın?
           - Yalnız Ermeni ve Türkleri değil Avrupa’yı da ilgilendiren bir sorun bu. Fransız, İtalyan ve Avrupa parlamentoları bu konuda tavır aldı. Türk tarihçilerin güçlü görüşleri varsa; bunları duymamız, dinlememiz gerekir. Avrupa kamuoyunda soykırımın gerçekleştiğine dair köklü bir düşünce var. Türkiye Avrupa’nın parçasına dönüşmek istiyorsa; bu mesele aydınlığa kavuşmak zorunda. Ya Avrupa kamuoyu yanılıyor, ya Türkiye’deki hakim görüş sanıldığı denli güçlü değil.
           İki taraf tartışabilir. Ama Avrupa niye bu tartışmanın içine giriyor?
           - Avrupa’da çok sayıda Ermeni var ve Avrupalıların belleğinde soykırım var. Belleğimizi açıklığa kavuşturmak zorundayız. Türkiye’nin anlaması gereken bir şey var: Hem Avrupa’ya katılmak isteyip, hem de onu bunu sizinle konuşmak istemiyoruz diyemezsiniz.

    Avrupa göçten korkuyor

           İsmail Cem Antalya’daki toplantıda bazı Avrupalı dostların sömürge valisi gibi davrandığını söyledi...
           - Kendi içine almak istediği adaylara entegrasyonun şeklini tanımlamaktan doğal bir şey olamaz AB için. Macaristan ve Polonya gibi diğer adaylar için de aynı durum söz konusu. Ama Avrupalıların tarzı, davranış biçimleri eleştirilebilir. Cem orda haklı.
           Kibir mi kasdettiğiniz?
           - Çok emin, kendiyle dolu (self - sufficient) bir tarzı kastediyorum. Diğer adaylar da bu üsluptan şikayetçi. Polonyalılar örneğin. Ama Türk siyasetçileri de Türk halkına karşı net olmak zorunda. AB’ye katılmak için çok şeyin çok değişmesi gerekiyor Türkiye’de... Helsinki’yi istediğiniz gibi görebilirsiniz. Gerçek şu; 2004’te Polonya, Macaristan, Kıbrıs’la genişlemeyi tamamlamak istiyor AB. Kıbrıs çözülmezse, 3 yıl sonra büyük sorun yaşayacağız demektir. Avrupa beklesin demek, doğruyu söylememektir. Avrupa bekleyemez. Kuzey Kıbrıslıların yaşam şartları çok zor. Onlara da ambargoyu kaldıralım. Böyle bir girişime önayak olmak istiyoruz biz AP’de. Antalya’da bu da gündeme geldi. Ve değişik AP gruplardan çok sayıda parlamenter fikir birliği yaptı bu stratejide. Türk tarafı bunun üzerinde hiç durmadı.
           Türk kamuoyu sürekli eleştiri ve baskı altında hissediyor kendini. Eleştiriden öte Avrupa’dan hiç destek gelmediğini düşünüyor...
           - Antalya’da konuştuğumuz bir diğer konu Türklere vize uygulamasıydı. Türk parlamenterler Avrupa’nın vize politikasının Türklerin seyahat özgürlüklerini kısıtladığını söyledi. Ben de onları destekledim. Türkler de Avrupa havaalanlarında 2 - 3 aylık vize alabilmeli. Ancak bizim hükümetlerimize karşı sürdürdüğümüz bir mücadele bu. Siyasi açıdan kazanılması güç bir mücadele. Avrupalı içişleri bakanları kitlesel göçten korkuyor.
           KOB siyasi kriterlerinde bölgesel dengesizlikleri azaltın deniyor. Bu talebin mali yardımla desteklenmesi gerekmez mi? Doğu Avrupa’nın yararlandığı FAR yardımlarından Türkiye’ye destek verebilir misiniz örneğin?
           - Bunun için bir stratejiyle gelmeniz lazım bize. Stratejinin ulusal plana konması lazım. İstenen bu. O strateji bazında biz de bu ya da şu konuda yardım ederiz diyebiliriz. Bu konuşulur, tartışılır. Ama proje önermeniz lazım. Diğer adaylar da önümüze projeyle gelmeden para alamıyor.
           Kopenhag kriterlerini Türkiye, AB’siz yerine getirebilir mi?
           - Türkiye’de demokrasiyi yerleştirmek gibi bir iç dinamik yoksa, bir yere varılmaz. Demokratikleşme için ülkede bu talebin, arzunun olması gerekir.

    Af yalnız Erbakan için mi?

           Türkiye’de bu arzunun olup olmadığı yolunda kuşkularınız mı var?
           - Var. Geçen hafta İstanbul’da Kürtçe oyun sahnelemek isteyen Kürt tiyatrocuları engellenmiş. Bu tür günlük sorunlar Türkiye’de olup bitenler hakkında kuşku uyandırıyor. Af meselesi nasıl sonuçlanacak merak ediyorum mesela. Af bir toplumsal barış ifadesi olmalı. Siyasi tutuklular içerde kalırsa yalnız bir Erbakan affı mı olacak bu?
           Avrupa Türkiye’nin demokratikleşmesine ne denli angaje?
           - Bu konuda Avrupa bölünmüş durumda. Adaylığı destekleyenler, demokratikleşmeyle de yakından ilgili. Karşı olanların ise böyle bir ilgisi yok.
           AP’de Ermeni soykırımını onaylayanları bu kategoride görebilir miyiz?
           - Çok komplike bu. Göründüğünden daha karmaşık. Olumlu oy verenlerin bir kısmı üyeliği istiyor ama Türkiye soykırımı kabul etsin diyor. Bazıları da Türkiye’nin adaylığına karşı. Ermeni meselesini Türkiye’yi Avrupa’dan uzak tutmak için bir alet olarak kullanıyorlar. Karar 20 oyla geçti. Ben dahil 90 kişi çekimser kaldık. Çekimser kalanların görüşü şöyle: Biz soykırıma inanıyoruz. Ama bu konu Türkiye’nin dışarıda bırakılmasına alet edilmemeli. Ancak Türk tarafının da bunu soykırım olmamıştır demek için vesile bilmesini istemiyoruz.

    ‘Değişim sizin elinizde’

           Türkiye’nin demokrasi yolunda ilerlemesi ne denli önemli Avrupa için?
           - Biz bu yolda çalışıyoruz. NGO’larla temas kuruyor, meseleleri anlatıyor, anlamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda Türkiye’nin atacağı adımları göreceğiz. Yılmaz, Bahçeli, Sezer bize Avrupa şart değil derse; bunu kayda geçeriz. Sizin yapmanız gereken bir seçim bu. Türk halkı ve kamuoyunun yapması gereken bir mücadele. Ecevit, Avrupa bizi aldattı diyor. Büyük bir hata bu. Verheugen’e karşı büyük hata. Türkiye’nin her şeyi son dakikada keşfettiği doğru değil.
           Demokratikleşmeye verilen önem açısından AP’nin bölünmüş olduğunu söylediniz. Biz AP’ye bakarak bu konuda nasıl bir yargıya varabiliriz?
           - AP’de büyük çoğunluk Türkiye’nin demokratikleşmesine angaje ve Türkiye’ye yardım da etmek istiyor. Türkiye’den, kabul etmekte güçlük çektiği şeyler talep ettiğimizin farkındayız. Ancak buna dayanarak siz de “bizden karşılayamayacağımız şeyler istemeyin" diyemezsiniz. Çelişki burada. Azınlıklara belli özgürlüklerin verilmesini önemsiyoruz. İfade özgürlüğünün demokrasinin önşartı olduğuna inanıyoruz. En sert eleştiriler yapılabilir bir demokraside. TV’lerin şu, bu nedenlerle kapatılması gülünç. Avrupa’nın burada ne tür bir sorumluluğu var? Bunu değiştirmek sizin elinizde. Yasaları değiştirmek çok mu zor?

  • © 2000 Milliyet