Hazine 200 trilyon zarara uğradı mı?
28 Mayıs 1998
Mustafa ÖZYÜREK
Maliye Bakanlığının çıkardığı 57 No'lu Kurumlar Vergisi Tebliği Hazinenin vergi kaybına neden oldu. Hazinenin vergi kaybının 200 Trilyon civarına ulaştığı iddia ediliyor. Bazı bankaların Hazine Bonosu ve devlet tahvilinden kesilen vergileri mahsup ederek 150 Trilyon daha az vergi ödediklerini, ayrıca mahsup sonrası 50 Trilyon civarında vergi iadesi aldıkları, bir bankamızın aldığı vergi iadesinin 9 Trilyon olduğu da bu iddialar arasında yer alıyor.
İddiaları yanıtlamak, gerçeği ortaya koymak yetkililere düşüyor. Gelir Vergisi Kanununa göre, Devlet tahvili ve Hazine bonosu gibi menkul kıymetlerden elde edilen faiz gelirleri menkul sermaye iradı sayılmış ve bu gelirler üzerinden vergi stopajı yapılması öngörülmüştür. Halen Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizlerinin ödenmesi sırasında hem Gelir Vergisi Kanunu hem de Kurumlar Vergisi Kanununa göre % 12 oranında gelir vergisi stopajı yapılmaktadır. Bu orana gelir vergisi üzerinden hesaplanan fon payı eklendiğinde toplam oran %13,2 olmaktadır.
Bankalar tarafından vade bitiminde elde edilen, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri gelir olarak yazılmaktadır. Daha önce stopaj yoluyla kesilen vergiler ise beyanname üzerinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmektedir.Devlet tahvili ve Hazine bonolarının vadesinden önce elden çıkarılması halinde, alım-satım kazancı hiçbir şekilde stopaja tabi değildir.
Eski Uygulama Nasıl İşliyordu?
46 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'ne göre, Devlet tahvili ve Hazine Bonosu faizleri bankalar tarafından kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilmektedir. Daha önce bu gelirler üzerinden stopaj yoluyla kesilen vergi ve fon payı ise beyanname üzerinde hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmektedir. Ancak sadece, kurum kazancına dahil edilen gelire isabet eden kısım mahsup edilebilmektedir.
ÖRNEK: (A) Bankası 01.02.1998 tarihinde 100 Milyar lira bedelle ihraç edilen ve değeri altı ay sonunda 136 Milyar liraya ulaşacak olan Hazine bonosu vadesine bir süre kala 130 Milyar Liraya satın alınmıştır. Banka vade sonunda anapara ile birlikte 136 Milyar lira tahsil etmiştir. 36 Milyar Lira faiz üzerinden ödeme sırasında fon payı dahil (36.000.000.000 x %13,2=) 4,752 Milyar Lira vergi tevkif edilmiştir.
Bu durumda, (A) Bankasının kurumlar vergisine dahil edeceği faiz tutarı (136.000.000.000 - 130.000.000.000=) 6 Milyar Liradır. Bankanın elde ettiği bu faiz geliri nedeniyle beyannamede kurumlar vergisi ve fon payından mahsup edeceği tutar, (6.000.000.000 x %13,2=) 792 Milyon lira olacaktır.
Yani banka tarafından kurum kazancına dahil edilmeyen faizin, stopaj yoluyla kesilen vergi ve fon payı beyanname üzerinden mahsup edilememektedir. Vergi tekniği ve yasaları da zaten bunu gerektirir. Ancak bu düzenleme Maliye Bakanlığı'nca çıkarılan 57 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile değiştirilmiştir.
Yeni Tebliğ Ne Diyor?
57 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin D bölümünde aynen aşağıdaki açıklama yapılmıştır.
"Konu ile ilgili olarak 11 Ocak 1994 tarih ve 21815 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 46 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde özetle, menkul kıymetlerin faiz gelirlerinin ödenmesi sırasında kesilen gelir veya kurumlar vergisinin beyannameye dahil edilen gelire isabet eden kısmının, beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edileceği açıklanmıştır. Kanunun yeniden değerlendirilmesinde, menkul kıymetleri itfa tarihinde elinde bulunduran kurumların kendilerine yapılan ödemelerden kesilen vergilerin tamamını, Gelir Vergisi Kanunu'nun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44'üncü maddelerine göre mahsup etmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu kurumların söz konusu menkul kıymetleri ne zaman iktisap ettiğinin ve ne kadar süre ile ilinde bulundurduğunun bir önemi bulunmamaktadır."
Yeni Uygulama Nasıl İşliyor?
Yukarıda verdiğimiz örnek üzerinden yeni düzenlemeyi izah edelim. (A) Bankası kurum kazancına 6 Milyar lira Hazine bonosu faizini dahil edecek. Beyanname üzerinden (kurumlar, stopaj ve fon payı dahil) %44 oranında vergi hesaplanır. Vade bitiminde Hazine bonosu bankanın elinde olduğu için stopaj yoluyla kesilen vergi ve fon payının tamamını mahsup etme hakkına sahip olacaktır.
Yani (A) Bankası 36.000.000.000.-lira üzerinden kesilen verginin tamamı olan 4.752.000.000.- Lirayı mahsup edebilecek. Bankanın kazancının 100.000.000.000.- Lira olduğunu varsayarsak, hesaplanması gereken vergiler toplamı (100.000.000.00 x %44 =) 44 Milyar Lira olacaktır. Hesaplanan vergisel yüklerden stopaj yoluyla kesilen vergiler mahsup edilir. Bu durumda bankanın ödeyeceği vergiler toplamı (44.000.000.000 - 4.752.000.000 =) 39.248 Milyar Lira olacaktır. Oysa kazanca dahil edilen faize isabet eden kesinti mahsup edilmiş olsaydı, ödenmesi gereken vergiler toplamı(44.000.000.000 - 792.000.000 =) 43.208 Milyar Lira olacaktı. Bu uygulama bankaların vergi yükünü (43.208.000.000 - 39.248.000.000=) 3.960 Milyar Lira azaltmaktadır. Oransal olarak ifade etmek gerekirse, bankaların vergi yükü (3.960.000.000/100.000.000.000 =) %3.96 oranında azaltmaktadır. Yani toplam vergi yükü (%44 - %3.96 =) %40.04 olmaktadır.
Bu banka halka açık bir Anonim Şirket ise o zaman vergi yüklerinin toplamı %35.75 olacaktı. Bu durumda yukarıdaki örneği halka açık bir bankaya uygularsak ödenmesi gereken vergiler toplamı 34.958 Milyar Lira olması gerekirken, 30.998 Milyar Lira olmaktadır. Bunun sonucunda vergi yükünde yine 3.960 Milyar Lira azalma olmaktadır. Yani halka açık bankalarda vergi yükü oransal olarak (%35.75 - %3.96 =) %31.79 olmaktadır.
Diğer taraftan Devlet tahvili ve Hazine bonolarından elde edilen faizlerin toplam hasılata oranı sonucu hesaplanan kısmı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b numaralı bendine %0 oranında tevkifata tabidir. Bu hesaplama, dikkate alınırsa, halka açık olan bankalarda vergi yükü %31.79'un ve diğer bankalarda %40.04'ün daha da altına inmektedir.
Bu Uygulama Nasıl Olmalıydı?
Kamuya fon arz eden kurumlar zaten bankalardır. Kamu menkul kıymetleri sürekli bir şekilde alım satıma konu olmaktadır. Kamu menkul kıymetleri repo teminatı olarak kullanıldığı gibi alım satım kazancı elde edilmesi gibi bir işleve de sahiptir. Bu durumda bankalar mahsuptan yararlanmak için vade bitimine doğru Devlet tahvili ve Hazine bonosu piyasasında alıcı konumuna geçeceklerdir.
Hakça bir düzenlemeden bahsedebilmek için 57 no'lu Tebliğde, devlet kağıtlarının ellerinde tuttukları süreye isabet eden faizlerin kesilen vergisinin mahsup edileceği şeklinde bir hüküm yer almalıydı.
|
|
|
|