|
|
Yeni Vergi Reformu Yasa Taslağı hazır. Ancak toplumun büyük kesiminde taslak konusunda pek çok soru işareti var. Milliyet Ekonomi Servisi Gelir Vergisi'nden Kurumlar Vergisi'ne, köylünün yükümlülüklerinden finans sektörüne kadar merak ettiğiniz her konuyu cevaplandırmaya hazır Sorularınızı e-posta ile gönderebilirsiniz.
|
||||||
|
SORULAR - CEVAPLAR Emlak Vergisi Beyannamemi ek süre içinde vermek istediğimde belediye gecikme faizi veya gecikme zammı uygulayabilir mi? Ek beyan süresi içinde yani 30 Kasım 1998 tarihine kadar verilen emlak vergisi beyanları üzerine ne gecikme faizi ne de gecikme zammı tahakkuku yapılamaz. Çünkü gecikme faizi tahakkuku yapılabilmesi için, ortada bir vergi ziyaının olması gerekir. Oysa Emlak Vergisi Kanunu'na göre ek süre içinde beyanname verilmesi halinde, vergi ziyaı doğmaz. Bu nedenle, gecikme faizi hesaplanması yasal olmaz. Diğer taraftan, gecikme zammı uygulanabilmesi için, bir verginin tarh, tahakkuk ve tebliğ aşamalarını geçmiş ve vadesinde ödenmemiş olması gerekir. Ek beyan süresi içinde verilen beyannamelerde bu işlemlerin hiçbiri henüz yapılmadığı gibi ödeme süresi de geçmemiştir. Bu nedenle gecikme zammı uygulanması da yasal olmaz. Şahsıma ait dairenin yarısını eşim Emlak bürosu olarak kullanmak istiyor. Bu durumda emsal kira doğar mı? Doğarsa nasıl olur? Bir konut, mal sahibinin ana, baba, büyükanne, büyükbabası yada çocuklarına, torunlarına veya kardeşlerine yalnızca oturmaları için verilirse bunların emsal kira bedelleri vergiye tabi değildir ya da emsal kira bedeli hesaplanmaz. Birincisi burada eşe tahsis var. İkincisi ikametten başka bir amaç için ayrılan binaların emsal kira bedeli gelir vergisine tabidir. Rayiç bedeli üzerinden %5 oranında hesaplanacak tutarın yarısının vergiye tabi olması gerekir. Ayrıca eşiniz gerçek usulde gelir vergisine tabi mükellef olursa, zaten emsal kira bedeli üzerinden fon payı dahil %22 oranında stopaj yapmak zorunda olacaktır. 1997 yılında 4.000.000.000 liraya bir arsa satın aldım. 30 Eylül 1998 tarihinde verdiğim emlak vergisi beyannamesinde bu arsanın değerini 10.000.000.000 lira olarak beyan ettim. Bu arsayı kasım 1998'de 11.000.000.000 liraya satarsam ne kadar vergi doğar? Bu işlemlerin yapılacağı Kasım 1998'de halen 4369 sayılı Kanundan önceki Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80. maddesinin 7 numaralı bendi ile mükerrer 81. maddesinin son fıkrası yürürlüktedir. Buna göre; dört yıl elde tutma şartı sağlanmadığı için doğan kazanç vergiye tabidir. Ayrıca maliyet olarak 10 milyar alınamaz. Bu 10 milyarlık maliyet 01.01.1999 tarihinden itibaren yapılacak satışlarda dikkate alınabilir. Bu nedenle 4 milyar lira iktisap bedeli olarak dikkate alınacaktır. Diğer taraftan iktisap yılı ve elden çıkarma yılı için yeniden değerleme oranı esas alınarak maliyet artışı yapılamayacağına göre, maliyet yine 4 milyar olacaktır. Buna göre; bu satıştan doğacak Mart 1998 sonuna kadar beyanı gereken kazanç ve gelir vergisi ile fon toplamı aşağıdaki gibi olacaktır. 1-Gayrimenkulün Satış Bedeli 11.000.000.000.-TL 2-Maliyet Bedeli 4.000.000.000.-TL 3-Vergiye Tabi Değer Artış Kazancı(1-2=) 7.000.000.000.-TL 4-Ödenmesi Gereken Gelir Vergisi ve Fon Payı Toplamı 2.846.250.000.-TL Aşağıda dökümü yer alan kira gelirim var. Ayrıca toplamı 2.5 milyar lirayı aşmayan faiz, repo ve bono faizi gelirlerim var. Kiralar için vereceğim gelir vergisi beyannamesinde bu menkul kıymet gelirlerimi gösterecek miyim? 1- İşyeri kirası (yıllık) 1.125.000.000.- TL. 2- Mesken kirası (yıllık) 900.000.000.- TL 3- Mesken kirası (yıllık) 150.000.000.- TL Ayrıca eşimin menkul kıymet gelirlerinin 1998 yılı toplamı 2.5 milyar liradır. Eşim beyanname verecek mi? Veya bunu ben beyan etmek durumunda mıyım? Sizin menkul kıymetlerden sağladığınız gelirlerin tamamı tevkif yoluyla vergilendiği ve 1998 yılı için belirlenen limitin altında kaldığı için beyan edilmesi gerekmez. İşyeri kiranızın da tamamı tevkif yoluyla vergileniyor ve limitin altında kalmaktadır. Bu nedenle bunun da beyanı gerekmez. Sadece 1998 yılında elde ettiğiniz mesken kirasını 1999 yılında beyan etmeniz gerekir. Ayrıca bu tür gelirler için 240.000.000 lira istisna söz konusudur. Ancak gerçek kiranızı beyan etmediğiniz tespit edilirse bu istisnadan yararlanma olanağı kalmayacak. Diğer taraftan aile reisi beyanı kaldırıldı. Bu nedenle eşinizin menkul kıymetlerden sağladığı gelirleri, sizin beyan etmeniz gerekmez. Bunun yanında belirttiğiniz tutar zaten 1998 yılı tutarının altında kalacağı için eşinizin de bu gelirlerini beyan etmesine gerek kalmayacak. Yeni vergi yasasında belirli bir tarihe kadar işletmelerin ellerinde bulunan faturasız malları beyan edilerek katma değer vergisi ödenmek suretiyle bir sefere mahsus bir uygulamaya gidileceğinden söz ediliyordu. Bu konu ne şekilde belirlendi? Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil) işletmelerinde fiilen mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan (sizin tabirinizle faturasız) emtia, makina, teçhizat ve demirbaşlarını kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca tespit edilecek rayiç bedel ile 30 Ekim 1998 tarihine kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirebilecekler ve buna istinaden bu emtia, makina, teçhizatı veya demirbaşları defterlerine kaydedebileceklerdir. Bu şekilde beyan edilen unsurlar için sorumlu sıfatı ile beyan edilecek ve ödenecek Katma Değer Vergisi aşağıdaki gibi olacak. 1- Makina, teçhizat ve demirbaşların bedeli üzerinden % 10 2- Genel ve yükseltilmiş (%15 - % 23) vb) orana tabi emtia beledili üzerinden % 10 3- Diğer emtianın bedeli üzerinden Tabi olduğu oranın yarısı Yeni vergi yasasının yasalaşması sürecinde özel okul ve özel sigortalara yapılan ödemelerin beyanname ile vergi veren mükelleflerce masraf yazılması konusunda bir öneri vardı. Bu yasalaştı mı? Ben bir eczana sahibi olarak birinci sınıf defter tutmaktayım. Otomobilimle ilgili benzin vs. Masrafları gider gösterebilir miyim? İlk sorunuzda belirtilen husus yasalaşmadı. Otomobilinizin envantere dahil olması kaydıyla zaten eski gelir vergisi kanuna göre giderlerin yarısı masraf kabul ediliyordu. Yeni vergi yasası yapılan düzenlemeye göre ise işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin tamamı gider yazılabilecek. Bu anlamda binek otomobillerin bahse konu giderleri vergisel açıdan masraf yazılabilecek. Emlak vergisi beyannamesinin son verilme tarihi uzatıldı mı? Yoksa eski yasaya göre mi işlem yapılacak? Emlak vergisi beyannamesinin verilmesi ve ilk taksitinin ödenmesi için yeni vergi kanunu ile 30 Eylül 1998 tarihine süre tanındı. Bu güne kadar emlak vergisi beyannamesi vermeyen ve ilk taksitini ödemeyen emlak sahiplerinin bu tarihe kadar beyanname vermeleri gerekir. Adi ortaklıklarda ortaklar ayrı ayrı gelir vergisi mükellefidir. Yeni çıkan vergi kanuna göre, adi ortaklıklar isterlerse kurumlar vergisi ödeyebilecekler midir? Böyle bir uygulama var mıdır? Türk vergi sisteminde böyle bir düzenleme söz konusu değildir. Ayrıca yeni vergi kanunu da böyle bir düzenleme getirmemektedir. Eskiden olduğu gibi yine adi ortaklık ortakları gelir vergisi mükellefi olarak devam edeceklerdir. Sadece ortakların müteselsil sorumluluğu dikkate alınmak kaydıyla stopaj beyanları ve katma değer vergisi açısından adi ortaklığın mükellefiyeti söz konusu idi. Bu uygulama yine devam edecek. Şahsıma miras olarak bir işyeri ile iki mesken kaldı. Bunların dışında parselleyip ayrı ayrı satılacak veya kat karşılığı müteahhide verilecek başka bir taşınmazım söz konusu değildir. Şimdiki mevcut vergi yasalarına göre, miras yoluyla kalan taşınmazların ama hemen ama dört sene sonra veya on sene sonraki satışlarında beyan edilen yasal taşınmaz bedeli ile satış rakamı arasındaki fark vergi dışı tutulmaktadır. Bu açıklama doğru mudur? Bu açıklama yeni vergi yasa tasarısı ile değişikliğe uğrayacak mı? İstisna devam edecek mi? Halen geçerli olan Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80. Maddesinin 7 numaralı bendine yaptığınız açıklama doğru. Miras yoluyla edinilen gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan kazançlar vergiye tabi değildir. Yeni vergi yasa tasarısında ise veraset yoluyla elde edilen gelirler vergiye tabi değil. Yani sizin gayrimenkulü miras yoluyla aldığınız sırada gelir vergisi yok. Çünkü bu aşamada veraset vergisi var. Bu istisna olmadığı takdirde vergide mükerrerlik doğar. Bir başka ifade ile aynı vergi konusu üzerinde iki vergi alınmış olur. Ancak veraset yoluyla size kalan gayrimenkul elde çıkarıldığında, doğan kazanç bundan sonra gelir vergisine tabi olacaktır. Çünkü bundan böyle kaynağı ne olursa olsun her türlü kazanç ve irat vergiye tabidir. Gelir tasarruf veya harcamalara göre tanımlandığından, veraset yoluyla intikal sırasında vergi alınmasının gerekçesi açıklanmıştı. Bu durumda bir çelişki söz konusu değildir. 1998 yılında lojmana taşındım. Başka bir şehirdeki evimi yıllık 760 Milyon Liraya kiraya verdim. Ödediğim lojman kirasını gider olarak gösterebilir miyim? Bildiğim kadarı bir istisna söz konusudur. 1998 yılı için bunun tutarı ne olacak? Kira gelirlerinde iki türlü gelir tespit yöntemi var. Götürü gider ve gerçek gider yöntemleri. Götürü gider yönteminde istisna olan hasılat kısmına isabet eden giderler hariç hasılatın %25'i direkt hasılattan indirilir. Bu yöntemi seçersiniz lojman kirasını gider yazamazsınız. Ancak gerçek gider yöntemini seçerseniz o zaman lojman kirasının belgelemek kaydıyla gider olarak indirim konusu yapabilirsiniz. İkinci sorunuza gelince, mesken olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen kira gelirlerinin 1998 yılında 240 Milyon Liralık kısmının vergiden istisna edilmesi yeni vergi yasa tasarısında var. Bu düzenleme kanunlaşırsa, 1998 yılı kira gelirlerinde dikkate alınacak. Tekstil alanında faaliyet gösteren bir limited şirketin kurucu ortağıyım. Adıma kayıtlı özel otomobilimi çoğunlukla şirket işleri için kullanmaktayım. Yakıt ve diğer bakım ve onarım giderlerini vergiden düşebilir miyim? Özel otomobiliniz bilançoya kayıtlı olmadığından bun ilişkin akaryakıt, bakım, onarım ve diğer giderleri hiçbir şekilde vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamaz. Eğer bu aracınızı şirket işlerinde kullanıyorsanız ve giderlerini matrahtan düşmek istiyorsanız o zaman mutlaka envantere dahil etmeniz gerekir. Ben bir kollektif şirket ortağıyım. Şirketin biriken vergi borcundan payıma isabet eden anapara ve faizini ödemek istiyorum. Fakat bu konuda kanunun buna izin vermediği ve bu sebeple borcun ancak tümü ödendiğinde benim borçtan kurtulacağım söyleniyor. Bana ne öneriyorsunuz? Borcunuzun niteliğini tam olarak yazmamışsınız. Yani borcunuz gelir vergisinden mi kaynaklanıyor yoksa katma değer vergisi gibi şirket tüzel kişiliği adına tarh edilen vergilerden mi kaynaklanıyor. Bu belli değil. Ancak vergi dairesi payınıza isabet eden kısmın ödenmesini kabul etmediğine göre büyük olasılıkla bu borç katma değer vergisi veya stopaj gelir vergisinden kaynaklanmaktadır. Bu tür borçlar şirket adına olduğundan bir bütündür. Bu nedenle kısmi ödeme kabul edilmemesi yerindedir. Ancak borcun tamamının ödenmesi veya tamamına mahsuben kısmi ödeme durumunda kabul edilir. Doktor olan oğlum çalışmakta olduğu hastaneden ücretli izin alarak 20 Mart 1998 tarihinden itibaren 20 Mart 1999 tarihine kadar Amerika'ya gitmiş bulunmaktadır. Amerika'da 1 yıl çalışma izni vardır ve orada hastane ile ücretli çalışma sözleşmesi yapmıştır. 1998 yılında 6 aydan fazla bir müddet yurt dışında bulunacağından, 6 Mart 1998 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğden yararlanarak 1998 yılında Türkiye'deki ücretleri ile repo gelirleri için gelir vergisi beyannamesi vermekten muaf olabilecek midir? Gelir Vergisi Kanuna'na göre ikametgahı Türkiye'de bulunanlar tam mükellef sayılmıştır. İkametgah ise Medeni Kanunu'nun 19. Maddesine göre bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlanmıştır. Eğer oğlunuzun ikametgahı hala Türkiye'de ise bu durumda tam mükellef sayılacak ve yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek durumunda olacaktır. Ancak oğlunuz Amerika'ya yerleşmek niyetiyle gitmiş ve Türkiye'de bulunan ikametgahını da taşımışsa o zaman doğal olarak dar mükellef sayılacak ve söz konusu tebliğ hükmünden yararlanabilecektir. Ancak anladığımız kadarı ile böyle bir durum söz konusu değildir. O takdirde beyanname vermek durumunda olacaktır. Ben Doğu Karadeniz bölgesinde tarımla uğraşan bir vatandaşım. Malumunuz olduğu üzere sel felaketi büyük maddi zararlara neden oldu. Bu zararlar sonucunda benim gibi bir çok vatandaş vergisel yükümlülüklerine yerine getirmekte zorlanacak Vergi Kanunları doğal afetler durumunda herhangi bir kolaylık getiriyor mu? Vergi Usul Kanunu sel felaketi veya diğer adı ile su basmalarını mücbir sebep (zor durum) olarak tanımlamıştır. Mücbir sebep olunca, bu durum ortadan kalkıncaya kadar, süreler işlemez. Yani yükümlülükleri yerine getirmek için su basması dönemi süreye dahil edilmez. Ayrıca Maliye Bakanlığı mükelleflerin bu yükümlülüklerine yerine getirmesi için kanuni süre kadar bir mühlet verebilir. Zaten Maliye Bakanlığı, beyanname verme süresini uzattığını ilan etti. Diğer taraftan sel felaketinde varlıklarının en az üçte birini kaybedenlerin bu afetin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulanan vergi borçları ve vergi cezaları silinebilir. Mahalli idarenin yapacağı tespit ve incelemeler göre zarar tespit edilir. Örneğin zirai faaliyeti nedeniyle vergi borcu bulunan bir kişinin zirai işletmesi su baskınına uğramışsa, tarımsal faaliyet ile ilgili olan vergi borçları ve cezaları silinecek. Vatandaşların vergisel sıkıntılarını giderebilmek için sağlıklı tespitler yaptırması ve varlıklarının üçte birini kaybettiklerini belgelendirmeleri gerekir. Onun için bu konuda hassas olunmasında yarar vardır. Yurt dışında bulunan bir Türk vatandaşıyım. Türkiye'de gayrimenkulum var. Yeni vergi sistemine göre herkese bir vergi numarası zorunluluğu getirildi. Vekaletle vergi numarası alabilir miyim? Vergi numarası almazsam gayrimenkulumü satamaz mıyım? Yurt dışında yaşayanlara farklı bir düzenleme getiriliyor mu? Vergi Usul Kanunu'na göre Türk tâbiiyetinde bulunan herkese bir vergi numarası verilir. Ayrıca bu konuda usul ve esasları belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı'na verilmiştir. Bu konu ile Maliye Bakanlığı genel tebliğ ve genelge bazında yaptığı açıklamalarda, yurt dışında veya yurt içinde yaşayan vatandaşlar ayrımı yapılmamıştır. Ayrıca buradaki asıl amaç kişi değil bir yerde yapılması gereken işlemdir. Bu nedenle eğer gayrimenkulunüzü satmak istiyorsanız mutlaka vergi numarası almanız gerekir. Vekaletle vergi numarası almak yerine kimliğinizi veya kimliğinizi gösteren bir belge ibraz edilmesi durumunda vergi numarası verilecektir. Diğer taraftan eğer vergi numaranız yoksa tapu sicilindeki işlemlerinizi tamamlama şansınız olmayacaktır. Özel bir şirkette ücretli olarak çalışmaktayım. Eşim serbest meslek erbabıdır. Diş hekimliği yapmaktayım. Aile reisi olmam nedeniyle, Bursa Çekirge Vergi Dairesinden vergi numarası almıştım. Yeni çıkan yasadan sonra tekrar vergi numarası almak veya mevcut numaramı teyit ettirmek için başvurmam gerekli mi, yoksa geçerliliği sürecek mi? Yeni çıkan yasa vergi numarası veya diğer adı ile vergi kimlik numarası uygulamasını yaygınlaştırmayı öngörüyor. Size daha önce bir vergi kimlik numarası verildiği için yeniden bir başvuru yapmanıza gerek yok. Ayrıca zaten vergi numaranız yeni duruma mutlaka uyarlanmış olacağı için böyle tereddüde gerek duymamanız gerekir. Üç senedir gelir vergisi mükellefi olan oğlum; 1998 Martında 1997 yılı gelirleri için vergisini def'aten ödedi. 1998 Şubatında bir dış ülkeye önceden yaptığı başvurusu kabul edilerek oturma izni aldı. Dış ülkeye yerleşeceği için ülkeden ayrılmadan 15 gün öncesinde başvurup, 1 Ocak 1998- Başvuru tarihine kadar olan 1998 yılı vergisini de def'aten ödeyecek. Oğlumun ülkede bir kiracı şirketten senelik 80.000 DM'lık kira geliri devam edecektir. Türkiye'de başkaca bir geliri bulunmayacaktır. Bu gelir için bundan sonra beyanname vermesi gerekir mi? Oğlunuzun bundan sonraki geliri sadece tamamı stopaj yoluyla vergilendirilmiş bulunan gayrimenkul sermaye iradından ibaret olacaktır. Gelir Vergisi Kanunu'nun 86'ncı maddesine göre dar mükellefiyette gelir sadece bu olursa, o zaman gelir toplanmaz ve yıllık beyanname verilmez. Çünkü sorunuzdan anlaşıldığı kadarıyla oğlunuzun ikametgahı bundan sonra yurt dışında olacak, bu nedenle Türk vergi kanunlarına göre dar mükellef statüsüne girecektir. Ancak tevkif yoluyla vergilendirilmemiş ve beyanı gereken bir gelirinin bulunması halinde, dar mükellefler ihtiyari toplama hakkından yararlanamayacağı için Türkiye'de elde edeceği tüm gelirlerini beyan etmek durumunda olacaktır. Mülkiyeti bana ait olan bir müstakil evim var. Bu müstakil evi bir derneğe kullanması için bıraktım. Herhangi bir kira almıyorum. Ayrıca zaten böyle bir kira talebim de söz konusu değil. Bundan dolayı herhangi bir vergisel risk ile karşı karşıya kalabilir miyim? Gelir Vergisi Kanunu'nun 73. maddesi emsal kira bedelini düzenlemektedir. Bu maddeye göre kiraya verilen malların kira bedeli emsal kira bedelinden düşük olamaz. Bedelsiz olarak başkalarının yararlanmasına bırakılan malların emsal kira bedeli, bu malların kirası yerine geçer. Yetkili özel merciler veya mahkemeler tarafından takdir veya tespit edilmiş bir kira bedeli yoksa, emsal kira bedeli vergi değerinin %5'idir. Yani beyan edilen rayiç bedelin %5'i kira bedeli yerine geçer. Diğer taraftan dernekler Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesine göre, stopaj yapmak zorundadırlar. Bu durumda emsal kira bedeli üzerinden, adı geçen dernek %20 oranında gelir vergisi ve gelir vergisinin %10'u oranında da fon payı tevkifatı yapmak zorundadır. Eğer emsal kira bedeli toplam tutarı 1998 yılı için 2.250.000.000 lirayı geçmezse, tamamı tevkif yoluyla vergilenmiş olduğu için beyanına gerek kalmayacaktır. Ancak bu limit gündemde olan vergi tasarısı ile 2.500.000.000 liraya çıkarılmaktadır. Forward işlemlerinden doğan kazançlar gelir vergisine tabi midir? Bu gelirler üzerinden stopaj yapılması gerekir mi? Ayrıca stopaj yapılmadığından bu gelirlerin beyanı gerekir mi? Forward işlemlerinin Türkiye'de uygulanan şekli özü itibariyle bir mevduat toplamadır. Ancak yasaların boşlukları kullanılarak bu işlemler aracılığıyla mevduat toplama mekanizması döviz alım satım mekanizmasına çevrilmektedir. Bunun amacı da gelir vergisi ödemeden faiz veya repo geliri elde etmektir. Ayrıca bu şekilde elde edilen gelirlerin vergiye tabi gelir kapsamına girip girmediği tartışma konusudur. Şu anda, bazı bankaların uyguladığı şekilde forward işlemleri yoluyla elde edilen gelirler, kur farkı gibi gösterildiği için vergi dışı kalmaktadır. Son günlerde yazılı basında sıklıkla emlak vergisi beyanlarının aceleye getirilmemesinden söz edilmektedir. Hatta bu konu köşe yazılarına bile konu olmaktadır. Bu konuya açıklık getirirseniz sevinirim. Çünkü nedenini anlayabilmiş değilim? Emlak vergisi beyannamesinin normal olarak Mart, Nisan ve Mayıs aylarında verilmesi gerekmektedir. Bunun yanında Maliye Bakanlığı Ağustos ayına kadar ek süre verebilir. Geçmiş uygulama bu sürenin sıkça kullanıldığını gösteriyor. Diğer taraftan halen gündemde olan vergi yasalarında değişiklik öngören yasa tasarısında emlak vergisi oranlarının yarı yarıya düşürülmesi ve bundan sonra da endeksleme getirilmesi öngörülmektedir. Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, tasarı binde dört olan bina vergisi oranını binde ikiye indirmeyi öngörmektedir. Ayrıca tasarıda emlak vergisi oranında indirim öngören maddenin kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Zaten şu an geçerli olan emlak vergisi mevzuatına göre de rayiç bedel beyan edilebilir. Dolayısıyla yüksek oranda vergi ödenmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle bu tasarının kanunlaşması olasılığı nedeniyle en azından Mayıs sonuna kadar beklemek daha doğrudur. Arsamı kat karşılığı müteahhide verdim. Bina bitmesine ve şu anda gelir elde etmeme rağmen hala müteahhit tarafından iskan ruhsatı alınmış değildir. Emlak vergimi arsa olarak mı bina olarak mı vermem gerekiyor? Sorunuzun şeklinden anladığımız kadarıyla tapuda halen arsa olarak gözüküyor. İskan ruhsatı alınıp ve kat mülkiyeti tesis edildikten sonra arsa binanın tamamlayıcı parçası haline gelecektir. O zaman tadil yani değişiklik beyannamesini üç ay içinde vermeniz gerekir. Tapuda halen arsa olarak gözüken mülkünüz için arsa vergisi ödemeniz gerekir. Bu konuda bağlı olduğunuz belediyeden de ayrıca bilgi alabilirsiniz. SORU VE CEVAPLAR DEVAM EDIYOR.... |
||||||
|