CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın AKP’ye çağrısı önemlidir.
Anayasa’da değişiklik için “uzlaşma” arayışlarına cevaptır.
Baykal, “3 madde hariç, diğer bütün değişiklik önerilerine destek verelim. Referanduma gitmeye gerek kalmaksızın bu işi Meclis’te bitirelim” diyor.
HSYK’nın, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden düzenlenmesi ve parti kapatmayı Meclis’e bırakan maddeleri geri çekin, 30 maddeden 27’si uzlaşmayla kabul edilsin.
Böylece milleti temsil eden oran çok daha yüksek olur.
Değişiklikler sadece AKP’nin dar tabanıyla sınırlı kalmaz.
AKP’den bu çağrıya hiçbir cevap gelmedi.
Oysa, bu süreç için düğmeye bastığından beri AKP, “muhalefetten hiç bir olumlu katkı gelmediğini” öne sürüyordu.
İşte olumlu tavır...
Değişiklik maddelerinin yüzde 90’ına CHP “varız” diyor.
Çivi çakmak
Baykal’ın bu önerisi AKP’nin sessizliğinde eriyip gidebilir.
CHP olayı “resmi” öneri haline getirmelidir.
Yani...
CHP Grup başkan vekilleri, AKP Grup başkan vekillerinden randevu alıp kendi önerilerini yazılı olarak verirler.
Girişte ve çıkışta medyayla bu girişimlerini paylaşırlar.
Türkiye’nin siyaset gündemine taşırlar.
Toplum da bunu algılar.
Çiviyi bile tek darbeyle çakamazsınız.
Üst üste vurmak gerekir.
Aksi halde Baykal’ın tek cümlesi buğulu cama parmakla yazılmışçasına silinir.
Bu konuyu CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Suha Okay’la konuştum.
Diğer maddelerdeki bazı teknik hatalar giderilerek Baykal’ın dile getirdiği önerinin hayata geçebileceği görüşünde, “fizibilitesi” olan bir siyaset projesi.
Orta yol
AKP’nin o 3 “netameli” maddeyi çekmesini beklemek hayaldir.
Ama...
O 3 maddeyi, ayırarak ayrı bir paket halinde Meclis’e getirir.
Böylece biri 27 maddelik, diğeri 3 maddelik 2 paket oylanır.
Birincisine CHP’nin ötesinde MHP de, hatta diğer partiler de oy verirler.
Anayasa değişikliği Meclis’te gerçekleşir.
Diğer paket 330 dolaylarında oyla kabul edilir.
Referanduma gidilir.
Çok daha demokratik olan formül budur.
Demokratikleşme istenmiyor mu?
Sonucu belirsiz bir referanduma bırakmak yerine paketin yüzde 90’ının kesin olarak Meclis’te kabulüne kim hayır diyebilir.
AKP ve yandaşları bunu iyi düşünmeliler.
Ayrıca böyle bir uzlaşma rüzgârı eserse belki diğer 3 madde için de yakınlaşmalar ve uzlaşma formülleri konuşulabilir.
İKİ BEYİNLİ DÂHİ
Rachmaninoff’un 3. konçertosunu eksiksiz çalmak için, “İki beyninin ve 10’dan fazla parmaklarının olması gerekir” diye bir söylem vardır.
David Helfgot, dünyada bu konçertoyu eksiksiz çalabilen 3 piyanistten biri...
Hani “Shine” adlı, Oscar alan filmde yaşamı anlatılan piyano gurusu.
Önceki gece Aya İrini’de çaldı.
Bu onun izlediğim ikinci konseri.
Gene muhteşemdi.
Çocuksu gülücükleriyle, iki elinin başparmaklarını kaldırarak mutluluk selamlarıyla, sıçramaları, koşarak yürümeleriyle nasıl da sevimliydi.
Geçen yıl kuliste onunla söyleşmiştik.
Hepimizin adlarını tek tek soruyor, sonra adımızı tekrarlayarak sarılıyordu.
5-6 kişiyle bu turu tamamladıktan sonra gene isimlerimizi sormaya, tekrarlamaya ve sarılmaya devam ediyordu.
Bana 4 kez sıra gelmişti, adımı 4 kez tekrarlatmıştı.
Dikkat etmiştim, odaya gelen güzel bir kadın olunca onun adını hiç unutmuyordu.
Örneğin...
Amram ailesinden Güney Amerikalı Clara Amram’a adını sadece bir kez sordu ama bizlerle yaptığı turlar süresince ona sıra geldiğinde “Aaa, Clara” diye adını söylüyor ve sarılıyordu.
Ben de notalara bakmadan en zor yapıtları çalabilen bu dâhinin isimlerimizi unutmasını garip bulmuştum.
Demek “seçici algılama” ya da “seçici hafıza” denen şey buydu.
Fakat aradan 1 yıl geçti.
Yanıldığımı anladım.
Serap Girgin Baykal onun bu gelişinde bir röportaj yapmış.
Türkiye’de daha önceki gelişinde tanıdığı köşe yazarları oldu mu sorusuna “Evet, Hincall (Hıncal Uluç) ve Gunneri (ben) ile tanıştık. İkisiyle de arkadaş olduk” cevabını vermiş.
Hayret...
Anlaşılan her turda isimlerimizi sorarak bizimle kafa buluyormuş.
GEY ŞAKASI
Ferzan Özpetek’in “SERSERİ MAYINLAR” filminde gey rolündeki iki yakışıklı genç adam değil ama gerçek hayatta asıl gey olan kim dersiniz?
Filmde oğlunun gey olduğunu öğrendiğinde kalp krizi geçiren babayı oynayan sanatçı...
Ferzan Özpetek’in keskin bir mizahı bu.
Filmi çevirirken nasıl da gülmüşlerdir.

