Panik atağı son yıllarda sıklıkla rastladığımız, üzerine çok konuşulan, psikiyatri ve psikolojiye başlıca başvuru sebeplerinden biridir. Panik atağı başlı başına bir ruhsal rahatsızlık değildir. Panik atağını iki şekilde ele alabiliriz;

1.     Panik bozukluğu tanılamak için bir kriter

2.     Panik bozukluğu dışında kalan diğer ruhsal rahatsızlıklar için belirleyici bir faktör

Bunları incelemeden önce, panik atağının ne olduğunu tanımlayalım. Çok kısa sürede çok yoğunlaşan, doruğa ulaşan fiziksel belirtilerin yaşantısıdır. Bu fiziksel belirtiler arasında titreme, terleme, kalbin çok hızlı atması ya da kalpte çarpıntı, boğuluyor gibi olma, nefes daralması ya da nefes alamıyor gibi hissetme, göğüste ağrı, sıkışma ya da baskı, bulantı, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, ateş basması, uyuşma, kendinden ve bulunulan ortamdan kopma, kontrolü kaybetme, çıldırma ve ölüm korkusu vardır. Bu belirtilerden en az dördünün olduğu ve aniden ortaya çıkan yoğun derecede korku, kaygı ya da iç sıkıntısının eşlik ettiği durumlarda kişinin “panik atağı” geçirdiğini söyleyebiliriz.

Peki panik bozukluğu nedir? Yukarıda bahsettiğimiz panik ataklarının tekrarlayan bir şekilde ve beklenmedik anlarda yaşanması birincil kriterimiz. İkinci olarak ise bu atakların birinden sonra bile olsa en az bir ay süreyle yaşanan tekrar atak geçirme ya da atağın sonuçlarıyla – kalp krizi geçirmek, delirmek, kontrolü kaybetmek, vb. – ilgili olarak aralıksız bir kaygı yaşama ve bu ataklarla ilgili olarak belli davranış değişiklikleri gösterme, örneğin arkadaşlarla buluşmamak, kalabalık yerlere gitmemek, spordan kaçınmak, vb. – diyebiliriz.

Panik bozukluğu diyebilmemiz için bu atakların başka bir durumun etkisinden bağımsız olması gerekmektedir. Örneğin alkol, madde ya da herhangi bir ilacın kötüye kullanımı bizi bu tanıdan uzaklaştırmaktadır. Bununla beraber bu atakları başka bir tanıyla açıklayamamamızı bekleriz. Obsesif Kompulsif Bozukluğu (Takıntı Zorlantı Bozukluğu) olan bir bireyin yalnızca takıntılarına maruz kaldığında geçirdiği panik atakları bizi panik bozukluğu tanısından uzaklaştırmaktadır.

Panik atağını panik bozukluğu dışında diğer tüm ruhsal bozukluklarda da gözlemleyebiliriz elbette. Panik atağı geçirdiğimiz ve panik bozukluğu tanısı koyamadığımız durumlarda, bu panik atakları bizim için belirleyici olmaktadır. Örneğin major (yeğin) depresyonu olan bir danışanımız da beklenmeyen anlarda, beklenmeyen yerlerde panik atağı geçiriyor, yoğun kaygı ve iç sıkıntısı deneyimliyor olabilir. Bu durumda, bu danışanımız için “panik atakları ile giden major (yeğin) depresyon” diyebilir ve tedavi sürecini buna göre şekillendirebiliriz.

Bir sonraki yazımda panik atağının bilişsel yapılanmasından ve bu yapılanmanın bizi nasıl bir döngüye soktuğundan bahsedeceğim.

 

Uzman Psikolog Özlem Ataoğlu

Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü

Öğretim Görevlisi

&

Özlem Ataoğlu Psikolojik Danışma ve Eğitim Merkezi Kurucusu

İletişim: 03122843050 & 05557174543

Web: www.ozlemataoglu.com.tr

Instagram: psikologozlemataoglu

Mail: info@ozlemataoglu.com.tr