En hızlı yayılan ve 45 yaşın altında ender rastlanan pankreas kanseri hakkında yapılan araştırmaya göre bu hastalığa yakalanma riski en yüksek grup, içki içen, aşırı kilolu olan veya diyabet hastası kişiler

Pankreas kanseri insanoğlu için en ölümcül dördüncü kanser olarak biliniyor. Pankreas midenin alt kısmının arkasında bulunan yaşamsal bir organ. İç salgısı olan İnsülin üreterek kan şekerini dengeliyor, dış salgısı olan pankreas özsuyu ile de yiyeceklerin mideden sonraki onikiparmak barsağında cereyan edecek sindirim işlemini düzenliyor. İnsülinin glukozun metabolizmasında en önemli rolü oynadığından yetersizliği şekerli diyabete neden oluyor.

Hücre mutasyonu

Dünyanın en ünlü araştırma hastanelerinden MayoClinic uzmanları, pankreas kanserinin hücrelerin mutasyona uğraması sonucu başladığını belirtiyor. Pankreasta başlayan kanser lenflere sıçramadan önce fark edildiğinde 5 yıl hayatta kalma şansı yüzde 16’ya kadar çıkabiliyor. Ancak pankreas kanserinin dışa vuran belirtiler; karın ağrısı, kilo kaybı, depresyon, ciltte sarılık gibi zor fark edilen unsurlar olduğu için teşhis konduğunda genellikle çok geç oluyor. Pankreas kanseri en hızlı yayılan kanserler arasında sayılıyor. 
Normal vakaalarda teşhis konduktan sonra 5 yıl hayatta kalma oranı yüzde 5. Hastalık fark edilip tanısı konduğunda genelde çok geç kalındığı için ölüm aşağı yukarı 6 ay içinde gerçekleşiyor.

Sigara ve alkol tetikliyor

Pankreas kanseri vakaalarının yüzde 80’i 60-80 yaş arasında görülüyor. Ortalama tanı yaşı 72. 45 yaşın altında ise nadiren görülüyor.
ABD’de yapılan araştırmalar her bin kadından 0,105’inin, her bin erkekten 0,133’ünün pankreas kanserine yakalandığını gösteriyor.
Kadınlarda ölüm oranı binde 0,94, erkeklerde ise 0,123 olarak hesaplandı. Aşırı kilolu, içki ve sigara içen, diyabet hastası kişilerin daha yüksek riskte olduğu belirtiliyor.

Erken teşhisi zor

Sosyetenin tanınmış simalarından Ceyla Gölcüklü’nün ölümüne neden olan pankreas kanserinin erken tanısı için henüz bir yöntem bulunmadığını belirten uzmanlar, tedavi başarısının ise diğer kanser türlerine göre düşük olduğuna dikkat çekiyor. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, pankreas kanserinin diğer kanser türlerine göre sık görülen bir tür olmadığını söyledi.
Kanser tedavisinde cerrahi müdahale, radyoterapi ve ilaç tedavisinin (kemoterapi) kullanıldığını hatırlatan Kutluk, pankreas kanserine cerrahi müdahalenin ise diğer türlere göre daha zor olduğuna dikkat çekti. Kutluk, “Pankreas kanserinde tümörün biyolojisi anlamında verilen kemoterapi programları var ama kemoterapiye cevabı çok yüksek değil. Son yıllarda erişkin kanserlerinde tedavi başarısında çok ciddi gelişmeler yaşandı. Tedavi başarısı tüm kanser türlerinde yüzde 70’lere yaklaştı ve tek tek kanser türlerine baktığımızda meme, prostat, testis kanseri gibi türlerde çok ciddi yollar alındı. Ancak pankreas kanserinde tedavi başarısı tümörün biyolojisi gereği hâlâ diğer tümörlere göre daha geride. Bu türün özel durumu nedeniyle dünyada tedaviye yönelik yüzlerce araştırma yürütülüyor” diye konuştu.
Pankreas kanserine yol açan belli bir neden olmadığını da belirten Prof. Dr. Kutluk, “Belirtileri tümörün büyüklüğüne bağlı. Ağrıyla kendini belli edebilir. Ağrının dışında kitle eğer çok büyürse ve safra yollarına baskı yaparsa sağlık vs gibi belirtileri de olabiliyor.

Erken yaşta sık görülmüyor


Erken teşhisin de zor olduğu bir kanser türü. Mesela meme kanserinde dıştan elle tespit edilebiliyor ya da mamografi diye bir yöntem var. Ancak pankreas kanseri için henüz geçerli bir erken tanı ve tarama yöntemi de yok. Hastalığın doğası böyle. ‘Gecikmişsiniz, teşhis konuldu, konulamadı’ veya sizin sağlık kontrolünü düzgün yaptırmanızın da dışında birşey bu” dedi.
Pankreas kanserinin erken yaşta görülmesinin sık yaşanan bir durum olmadığını da sözlerine ekleyen Kutluk, “Çok ileri yaşta görülüyor diye bir şey de yok tabii” diye konuştu.