SiyasetRSS
31 Temmuz 2010 - 03:09

Paradigmanın iflası

Başlık yanıltmasın; Fikret Başkaya’yı Kürt meselesinde “resmi ideoloji”yi eleştirdiği için cezaevine düşüren kitabından söz edecek değilim. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı 27 Nisan “e-muhtırası” ve “Dolmabahçe mutabakatı” çerçevesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın yargılanmasını istemesi nedeniyle “iflas eden, kırılan” yarım asırlık “paradigma”ya, CHP’yi “Baykalcı” çizgiden çekip çıkarmaya çalışan yeni liderin zorluklarına değineceğim.
O paradigma; CHP’nin peşini 1960 ihtilalinden bu yana bırakmayan “Ordu artı CHP eşittir iktidar” denklemidir.
AKP, geçici 15. maddenin kaldırılmasını anayasa değişikliği paketine koyunca CHP’nin de “hayır” kampanyasında bu konudaki eleştirileri karşılayacak bir strateji oluşturması gerekiyordu. CHP lideri de atak yaptı; “Madem 12 Eylülcüler”le hesaplaşmak istiyorsunuz o kadar uzağa gitmeye gerek yok, önce 27 Nisan’da “e-muhtıra”yı veren Genelkurmay Başkanı’nı, Yaşar Büyükanıt’ı yargılayın dedi. Ve TSK’nın darbelere dayanak oluşturan 35. maddesinin kaldırılmasını önerdi.
Kılıçdaroğlu’nun “ordunun artık siyaset dışı kalması, yersiz müdahalelerle iktidarları tayin etmekten vazgeçmesi” konusundaki samimiyetine yüzde yüz inanıyoruz. Kemal Bey, Genelkurmay’ın Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını da istiyor.
Aslında dünkü yazımda da Baykal’dan farklı olarak Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye daha demokratik sivil bir “yön” çizmeye çalıştığını belirtmiştim.
Ecevit’in 12 Mart muhtırasına karşı çıkarak CHP’yi 1973 seçimlerinden birinci çıkartmasına benzer yol izliyor. Dolayısıyla “askeri vesayet”ten beslenen bir iktidar aramıyor. Ancak bunu yaparken, 27 Nisan “e-muhtırası”nın laiklik temelinde doğrudan hükümeti hedef aldığını gözden kaçırarak, Büyükanıt’ın daha sonra Dolmabahçe’de Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi AKP lehinde bir “işbirliği” olarak sunuyor. Bizim “yanlış” bulduğumuz ve eleştirdiğimiz nokta budur. Yoksa, “Dolmabahçe sırları”nın mezara götürülmesine bu sütunda defalarca karşı çıkılmıştır...
Türkiye “muz cumhuriyeti” değildir, tarihi çarpıtamayız; 27 Nisan muhtırası, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğü “367 Darbesi”nden bağımsız yorumlanamaz. Bu proje bütünüyle Erdoğan ve Gül’ü Çankaya’ya çıkarmama girişimiydi. Meclis, cumhurbaşkanını seçemez duruma düşürülerek seçime götürüldü.
Deniz Baykal’ın 30 Nisan’da Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı çağrıyı bir dipnot olarak hatırlatıyoruz: “Eğer Anayasa Mahkemesi 367’ye gerek yok kararını verirse, ülke çatışmaya sürüklenir, daha kötü bir döneme girilebilir. Eğer Anayasa Mahkemesi ‘367 şarttır’ şeklinde bir karar verirse, bu karar bize krizi çözme şansını ve bu parlamentonun cumhurbaşkanı seçememesini getirir.”
Kılıçdaroğlu, “Paradigmanın İflası”nı görüyor, CHP’ye sivil ve demokratik bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Tabii, önü kesilmezse...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Minik Serçe olarak ada bilinen "Sen Ağlama" şarkısını söyleyen şarkıcı kimdir?
Markapon
©Copyright 2010