CumartesiRSS
09.11.2013 - 02:30

Paris’te lezzet turu

Sitene Ekle
.  |  Ali Rıza Kardüz Tüm Yazıları »

Paris’te bir brasserie, bir pastane ve üç lokantayı ziyaret ettim. Dördünü sevdim, birininin müşterilerine tavrını hiç beğenmedim

Brasserie Balzar Sorbonne Üniversitesi’nin hocalarıyla öğrencilerinin gözdesi.

Brasserie Balzar, Paris’te ünlü üniversite Sorbonne’un yan sokağında. 1886 yılında Amedee Balzar tarafından açılan birahane, Sorbonne hocaları ile öğrencilerinin mekanı olmuş. Art Deco salonu 127 yıldır büyük bir değişikliğe uğramamış. Zamanla birahaneden
tipik bir Fransız kahvesine, lokantasına dönüşmüş. Güzel havalarda salonun önüne dizilen masalarda çay, kahve, alkollü-alkolsüz içecek içilebiliyor. Yemek yenebiliyor.
Brasserie Balzar’a dört kişi gittik. Salon ve kapı önündeki masalar tamamen doluydu. Karımla dilbalığını (37.50 avro) paylaştık. Tereyağı ile çok güzel hazırlanmıştı. Lezzeti çok iyiydi. Dostlarımız kuşkonmaz ve deniz tarağı (29.90 avro) ile Norveç somonu (28.50 avro) ısmarladılar. Giriş olarak paylaşılanlar, bir şişe şarap ve bir tabak nefis milföy
(11 avro) ile içilen çay ve kahve için toplam 183 avro fatura ödedik.

Önce tiyatro sonra yemek
Paris’te, New York ve Londra benzeri müzikaller ilgi görmüyor. Zaman zaman Chatelet Tiyatrosu’nda müzikaller sahneleniyor. Theatre de Chatelet, İmparatoriçe Eugenie’nin mirası. 1867 yılında açılan, 2 bin 500 seyirci alabilen tiyatronun salonu çok görkemli. Arjantin’den gelme bir grubun Chantecler Tango isimli müzikli gösterisini izledik. Tiyatro çıkışı Paris usulü geç akşam yemeği için tiyatronun yanında bulunan ve yaşı tiyatro ile aynı olan Le Zimmer’de zorla bir masa bulabildik. Çünkü tiyatroya gidenler daha önce rezervasyon yaptırmış. O kalabalıkta, gecenin o geç saatinde servis güler yüzlü, nazik
ve hızlı idi. Üç kişi soğan çorbası (9.90 avro), manchego peynirli İspanyol salamı
(12.90 avro) ve bir tabak makarna (13.50) yedik.
Bir tabak elmalı kek şarap, su, çay- kahve için toplam 86 avro ödedik.
Paris’e yolu düşeceklere bir pastane ve iki lokanta daha tavsiye edeceğim. Bir lokanta hakkında uyarıda bulunacağım.
Pastane, ünlü Louvre Müzesi’nin yolunun karşı sırasında, Rue de Rivoli üzerindeki Angelina pastanesi. 1903 yılında Avusturyalı Antuine Rumpelmayer tarafından işletmeye açılan bu pastanenin Belle Epoque salonu Paris aristokrasisinin buluşma yeri olmuş. Coco Chanel, Marcel Proust, Karl Lagerfeld gibi müşterileri pastaneyi ünlendirmiş. Sıcak çikolatası ve “Mont Blanc” diye bilinen üzeri kestane püreli pastası (tanesi 8.80 avro) pek beğeniliyor.
Le Fumoir genç, çağdaş, farklı bir kahve-lokanta.  Ön bölümü kahve, arka bölümünde yemek yeniyor. Basit bir yemek menüsü var ama yemeklerin tadı nefis, servisi ve sunumu da güzel. Fiks menü seçimli listeden bir giriş, bir ana yemek, bir tatlı 36 avro. İki tabak ana yemek, bir tabak tatlı, bir şişe şarap, kahve, çay ve suya 144 avro ödedik.
Le Bistrot de Paris’e, Paris’te yaşayan ünlü, zarif  bir kadın sanatçımızla gittik. Yemek tatlıydı
ama sohbet daha tatlıydı. Ismarladığımız her yemeği paylaştık. Lokantanın havası da bizim havamız da güzeldi. İki şişe şarap içildi. Beş kişi için 218 avro ödendi.

Varlıklı kesimin uğrak yeri
Gelelim Paris’in ünlü İtalyan lokantası La Stresa’ya... Beş İtalyan kardeşin sahibi olduğu bu lokanta ünlü Plaza Athena otelinin arkasında yer aldığından varlıklı kesimin uğrak yeri olmuş. Rezervasyon yapmak problem. Bu nedenle daha kapıdan girerken İtalyan kardeşler, “Lütfen size
yer verdik” havasında müşterileri karşılıyor. Masalar ufak ufak ve birbiri arasında üç parmak açıklık var. Lokantanın carpaccio’su, dana eti ve tiramisusu ünlü olmuş.
Giriş yemekleri 20-35 avro. Makarnalar 25-30 avro. Et yemekleri 38-45, deniz ürünleri 50-55 avro. Servis “Çabuk yiyin de kalkın. Sırada bekleyen çoookk” havasında. Makarnalar ve şarküteri çeşitleri iyi de et yemekleri vasatın altında. Yemekler paylaşılsa da dört kişiye 325 avro fatura geliyor. n

©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.