Pazar

17.06.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 17.06.2012-2:30

Patrick, lakros oyuncusu arıyor

Lakros sporunu tanıtmak için şirket ve üniversitelerde toplantılar düzenleyen Patrick Dougherty: “En büyük hayalim Türkiye’deki çocukları ‘tanrıların oyunu ile tanıştırmak”

Sitene Ekle

Pelin Çini / pelin.cini @ milliyet.com.tr

Elinde havuz temizleme aparatına ya da kelebek yakalama filesine benzeyen bir şey ile sahanın ortasında duruyor. Karşısındaki kişinin de elinde aynı sopadan var. Birbirlerine top atıp tutuyorlar. Tenisin filesiz haline benziyor. Ya da yazın sahilde ya da denizin içinde raketle oyunlar oynanır ya, onlara. Derken top biraz uzağa düşüyor. İkili hızla koşmaya başlıyorlar. Birbirlerini itip sopalarla vuruyorlar. Tüm mesele topu önce yakalamak.


Tarif ettiğim oyunun adı lakros. Oyunculardan biri Patrick Dougherty, Türkiye’nin lakros konusunda bilirkişisi. Lakros Türkiye’de üç yıldır oynanıyor. Şu an 100’e yakın oyuncumuz var. Yakında ‘Milli’ bir takımımız da olacak. Dougherty bunun için elinden geleni yapmaya hazır. Mesela bu hafta sonu Buzzer firmasının sponsorluğunda bir turnuva düzenledi. Hatta bugün etkinlik kapsamında Bulgaristan ve İsrail’in maçı var. Enka Spor Kompleksi’nin atletizm salonunda gerçekleştiriyoruz röportajımızı. İstanbul en sıcak günlerinden birini yaşıyor. Oyuncularsa birkaç adım ötemizde sıcağa aldırmadan antrenmanlarına başlıyorlar.

Oyuncular lakrosu anlatıyor: “Lakros oynarken kendimi savaşçı gibi hissediyorum”

Gökhan Arslan 24
Lakros’la 2010 yılında Koç Patrick’in çalıştığımız şirkete (Mercedes Benz) gelip tanıtım toplantısı yapmasıyla tanıştım.  
Bu spor sahada kendimi savaşcı gibi hissetmemi sağlıyor.


“Ailem bu sporu benimle birlikte öğrendi”


Ozan Sarıbas 17
Lakros’a arkadaşımın davetiyle başladım. İnsanlar genelde bu spordan habersiz oldukları için garip karşıladılar, şaşırdılar. Ailemin de bilmiyordu, benimle öğrendi.


“Dalga geçenler oldu”

Aret Açıkgöz 19
Lakrosa başladığımda ailem destek verdi ama arkadaşlarıma anlatmakta zorlandım. Adı yüzünden dalga geçenler oldu ama aldırmadım.

 

Üç yıldır Türkiye’desiniz. Biraz öncesini konuşalım. Nasıl oldu da yolunuz İstanbul’a düştü?

Karım Türk ama 10 küsur yıldır Amerika’da yaşıyordu. Orada tanıştık. Evlenince de Türkiye’ye geldik. Buraya canım lakros oynamak istedi ama baktım ki kimse ne olduğu bilmiyor. İnternette araştırdım, Türkçe hiçbir kaynak yok. “İş başa düştü” dedim. Elimde sopam sahilde, parklarda top atıp tutuyordum. İnsanlar kelebek avladığımı sanıyorlardı. Sonra benim gibi yabancı uyruklu insanlarla oynamaya başladım. Derken üniversiteli gençlerle tanıştım. Yavaş yavaş büyüdü topluluğumuz.

 Nasıl bir spor bu? İnternette “iki ayak üzerinde oynanan en hızlı spor” yazıyor...

Güney Amerika Kızılderililerinin icat ettikleri bir spor bu. Yüzyıllık bir tarihi var. Onlar için çok spiritüel bir şey. ‘Tanrıların oyunu’ diyorlar lakros için. Kolay gözükür ama zordur. Tüm maç koşarsınız, futbolda topu atıp bekleyebiliyor oyuncular. Burada ise topu attıktan sonra onu kovalamak da gerekli. 100 metrelik bir alanı durmadan koştuğunuz düşünün. Kısacası kondisyon çok önemli. Sonra göz ve el koordinasyonu da mühim. 10 kişilik takımlarla oynanıyor. Amaç birbirinin kalesine gol atmak. Eller kullanılmıyor, paslaşma sopalar ve uçlarındaki sepet vasıtasıyla oluyor.

 Oyuncularınız şu an korumalarını giyiyor. Kasklar, dirseklikler... Biraz riskli bir spor sanırım bu...

Ben insanın performansını zorladığı oyunları seviyorum. Birbirinizi ittiğiniz, vurduğunuz adrenalin salgıladığınız sporları. Lakros da böyle. Biraz buz hokeyine benzetebiliriz. Dirsekleri koruyoruz, kask takıyoruz, dişler için özel bir ağızlık takıyoruz ve kasıklar için de koruyucu giyiyoruz. Zaten boyun üzeri ve bel altına vurmak yasak. Maksimum sakatlık morarmadır. Onun dışında futbolda, basketbolda olduğu gibi bilek burkulmasına sık rastlarız. Sopaları titanyumdan yapılıyor genellikle. Çok hafifler. “Vurmak” deyince insanların aklına vahşice bir şey gelmesin yani!

 Herkes lakros oynayabilir mi?

Ben 12 yaşında başladım ama dört yaşında başlayan çocukları da görüyorum. Kendilerinin iki katı sopayla sahada koşuşturmaları çok şeker. Kondisyonunuz iyi herkes oynar. Koşabilmeniz mühim.

 Bu röportajı okuyup lakrosu merak edenler ne yapsınlar?

Bana ulaşmaları yeterli. Facebook’tan olabilir. Zaten boş zamanlarımda okullara mail atıyorum “Gelip bu sporu tanıtmak isterim” diyorum. Kimi geri dönüyor. Sabancı Üniversitesi, Marmara Üniversitesi bunlardan biri mesela.  Bu arada “Sopaları ve topu nereden alacağız?” diyenler olabilir. Onun cevabı da benim. Kâr amacı gütmeden satıyorum. Zaten lakros çok pahalı bir spor değil. Başlangıç seviyesindekilerin kullandıkları sopanın fiyatı 20 dolar, kask ve dizliklerin fiyatı ise 40 dolardan başlıyor. Diğer sporlarda olduğu gibi profesyonelleştikçe bu ekipmanın fiyatı artabiliyor.

“Lakros sayesinde Harvard gibi üniversitelerden burs alınabilir”

Biraz da Türkiye’deki durumundan bahsedelim sporun. Şu an kaç lakros oyuncumuz var?

Şu an 100’e yakın oyuncumuz ve “İstanbul Sultans” isimli bir takımımız var. Belge işlemlerini tamamlayamadığımız için ‘Milli takım’ diyemiyorum ama inşallah yakında o da olacak. Hayalime gelince: En büyük hayalim Türk çocuklarını lakros ile tanıştırmak. Ben iş adamıyım ve sporcuyum.  Büyük şirketlere danışmanlık veren bir firmam var. Ama hayatım aslında bu spor. Çünkü lakros’u öğretiyor olmak benim için bir onur. Hayalim Türkiye gibi genç nüfusu çok olan bir ülkenin bu sporda daha ileride olması. Başarılara imza atması. Bir de şu var: Bu dünyada çok kabul gören bir spor ve birçok üniversite oyunculara burs veriyor. Harvard, Cornell gibi üniversitelerden bahsediyorum. İmkanı olmayan çocuklarımız bu spor sayesinde orada eğitim alabilirler. Bu büyük bir şans!


Etiketler:
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.