Geri Dön

10 yıl sonra 10 'Susurlukçu'

Susurluk'taki kazanın ardından gündeme gelen derin ve karanlık ilişkiler ağı aradan geçen 10 yıla rağmen hâlâ aydınlatılmayı bekliyor

Biz olaylar çözülecek sanırken, Türkiye kendi tarihini karanlıkta bıraktı. Geriye yargılanan birkaç kişi kaldı. En büyük zararı kazaya karışan kamyonun şoförü gördü.İşte Susurluk'un 10'uncu yılında en çok akılda kalan 10 kişinin geçmişten bugüne portresi... 3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesinde bir kaza oldu ve derin devletin kirli çamaşırları ortaya döküldü. O günlerde bu kazada ölenlerin kimlikleri; yaptıkları katliamlarla anılan eski ülkücülerden siyasilere, özel timden devleti ele geçirmeye çalışan çeteye ve bunların devlet içinde yasadışı örgütlenmesine kadar uzandı... Geçimini sağlamakta zorlanıyor Her şey onun kullandığı 20 RC 721 plakalı kamyona, malum Mercedes'in çarpmasıyla başlamıştı. Meğer çarptığı sıradan bir araba değil, derin devletmiş. Yargı önüne çıkan ilk isimdi Hasan Gökçe. İlk hapse giren yine o oldu. Halen Denizli'nin Buldan ilçesinde yaşıyor.Basına "Kaza beni tamamen bitirdi. İflas ettim ve şimdi işsiz geziyorum. Sadece aç kalmamak için uğraşıyorum. Geçimimi sağlamakta zorlanıyorum. Yiyecek ve içecekleri bakkaldan veresiye alıyorum" diyor. Gökçe, Maliye'ye borcu yüzünden kaybettiği kamyonunun ne durumda olduğunu bilmediğini söylüyor. Bahçelievler katliamının sorumlusu ülkücü lider. Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in öldürülmesi olayının faili olarak aranırken yakalandıysa da hemen serbest bırakıldı. 1979'da Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi'yi vuran Mehmet Ali Ağca'nın hapisten kaçma eylemini Oral Çelik ile birlikte organize etti. Ağca'yı hapisten kaçtıktan sonra evinde sakladı.Nevşehir Emniyeti'nden sağladığı pasaportla 12 Eylül'ü izleyen aylarda yurtdışına çıktı. 1981'de Ağca tarafından gerçekleştirilen papa suikastı tertipçilerinden olduğu ileri sürüldü. 22 Ekim 1983'te Paris'te MİT ile ilişkiye geçti. Uyuşturucu nedeniyle Fransa ve İsviçre'de toplam 6 yıl hapis yattı. 1990'da Zug Cezaevi'nden kaçtı, 1993'te Türkiye'ye geldi. Şahin Ekli adına düzenlenmiş pasaportla gözaltına alındığı gün yine serbest bırakıldı.Yeşilköy Havaalanı'nda alınan parmak izleri yıllar sonra Ömer Lütfü Topal'ı öldüren silahlardan birinin şarjöründe bulundu. Türkiye'de Mehmet Özbay sahte kimliğini kullandı. İstanbul'da altı şirkete ortak oldu. Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde PKK'nın finansörü olarak görülen işadamlarına yönelik operasyonlarda yer aldığı öne sürüldü. Meşhur kazada öldü. Cenazesine bazı ülkücü gruplar katıldı. Tabutu Türk bayrağına sarıldı. Kaza anında hayatını kaybetti, tabutu Türk bayrağına sarıldı Susurluk Çetesi'nin "ipini elinde tutan adam" görüntüsüne rağmen çeteyi içine alan fotoğraf karelerinin hep dışında kaldı. Derin devlete "milletin iradesi" dedi. 1000 operasyonun altına imza attı. Hakkındaki çete suçlamalarına "Her şey MGK'nın bilgisi dahilinde" dedi. TBMM'den "Bu hesaplaşma sürecek" diye seslendi. DGM'de; mevzuat dışı silah taşıma belgesi vermek, öldürülen "Kumarhaneler Kralı" Ömer Lütfü Topal'ın özel timci ve mafya zanlılarını Ankara'ya getirterek serbest bıraktırmak, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz'ün silahlarla yakalanmasını örtbas etmek, MİT'çi Tarık Ümit'in kaçırılmasına karışmak, kayıp Uzi silahları Emniyet Genel Müdürlüğü müşaviri emekli yarbay ve Susurluk Çetesi'nin sevk ve idaresini üstlendiği iddia edilen Korkut Eken'e vermekle suçlandı.Kendi deyimiyle bu "münasebetsiz ilişkiler" yüzünden hakkında beş fezleke düzenlendi. İki kez dokunulmazlığı kaldırıldı. Bahçelievler katliamı sanığı Haluk Kırcı'nın nikah şahitliğini yaptı. Bütün bunlar sürerken DYP genel başkanı oldu. Devletin, varlığını tehlikeye düşürecek hareketlere karşı bir refleksi olması gerektiğini, bu görevin bazı insanlara düştüğünü söyledi. Şimdi başbakan olma uğraşında Eski Şanlıurfa DYP milletvekili. Susurluk kazasının "tek" görgü tanığı. "Kendimi arabadan aşağı attım. En az 180 km. hızla gidiyorduk" diyerek kafaları karıştırdı. Çünkü kazada arabanın içinden güçlükle çıkarılmıştı. Çelişkili ifadeleri hafıza kaybına bağlandı. Arabadakileri çete olarak nitelendirenleri "geri zekalı olmakla" suçladıysa da cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirme, gıyabi tutuklu sanığın gizlenmesine yardımdan yargılandı.Savcının "Susurluk Çetesi" dediği devlet-mafya-polis ilişkisinin içinde olduğunu dolaylı olarak kabul etti. Mercedes'teki silahlar konusunda bilgisi olduğunu önce reddetti. Sonra ruhsatlı olanları kabul edip susturucunun olmadığını söyledi. Ardından susturucuya uygun silahın da arabada olmadığını ekledi. Ancak bir polis şefi "Kriminal laboratuvara gönderilen silahlardan 22 kalibrelik Baretta ile susturucunun uyumlu olduğu ortaya çıktı" açıklamasını yapınca susturucunun Çatlı'ya ait olduğunu söyledi.Son olarak hiçbir zaman hafıza kaybına uğramadığını itiraf etti. Şimdi adliye koridorlarında, hâlâ Susurluk'tan yargılanan ve duruşmalara gidip gelen tek sanık. Yargılanmaya devam ediyor Ne gibi "katkıları" olduğu bilinmese de adı özellikle Güneydoğu'da sayısız cinayette anıldı. Eski İHD Genel Başkanı Akın Birdal'a düzenlenen silahlı saldırıyı azmettirdi, Ömer Lütfü Topal cinayetinde tetikçilik yaptı. JİTEM subayı Ahmet Cem Ersever'in öldürülmesi olayında adı geçti. "Çete"nin karakutusunun hem JİTEM hem MİT hem de Emniyet'e çalıştığı öne sürüldü. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanvekili Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nda, Yeşil'e ait olduğu belirtilen cep telefonunun, Tuğgeneral Veli Küçük üzerine kayıtlı olduğu ortaya çıkınca Yeşil'in JİTEM tarafından korunduğu iddia edildi.Tüm Türkiye onu ararken, 1997'de Antalya Lara'da önü Karpuzkaldıran askeri tesislerine, arkası Antalya MİT Bölge Müdürülüğü'ne bakan, 500 metre yanında da Lara Karakolu'nun bulunduğu bir evi bir süre kullandığının ortaya çıkması ise "MİT, JİTEM ve Emniyet tarafından mı korunuyor?" sorusunu gündeme getirdi. En son Antalya'da ortaya çıktı 1974 Kıbrıs çıkartmasının "efsane yarbayı". Susurluk davasından yargılandı ve çete oluşturmak suçundan altı yıl ağır hapis cezasına mahkum oldu. Cezasını çekmek için 1 Mart 2002'de polise giderek teslim olurken, 11 gün sonra eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Doğan Güreş, başta olmak üzere üst düzey birkaç komutan Eken'i savunmak için ortak bir açıklama yaptılar: "Her şeyi bilgimiz dahilinde yaptı."1987'de yarbay rütbesindeyken ordudan emekli olan, 1993'te Emniyet'te görev yapan Eken, o sırada Güneydoğu'da PKK'ya karşı aktif bir mücadele içerisinde olan Güreş'in nasıl bu kadar yakın takibi altında olabiliyordu? Generaller hakkında suç duyurusunda bulunuldu ama övgüyü Eken'in eylemlerine değil, kişiliğine yaptıkları gerekçesiyle haklarında takipsizlik kararı verildi. Korkut Eken'in bugünlerde eski "dava arkadaşları" ile bir araya gelip ulusal politikalar ürettiği iddia ediliyor. "Dava arkadaşları" ile ulusal politikalar ürettiği söyleniyor Özel Harekat Dairesi eski başkan vekili. Biz onu Abdullah Çatlı ile göbek atarken çekilen fotoğraflarıyla tanıdıysak da, Çatlı ve arkadaşlarına sahte kimlik ve pasaportlar sağlanan Nevşehir Emniyeti'nde o dönemde görev yaptığı ortaya çıktı.Susurluk Çetesi'nin Mehmet Ağar'a bağlı emniyet kanadının başında olduğu iddia edildi. Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesinden sorumlu tutuldu. Kocaeli Çetesi'ni kuran Mehmet Hadi Özcan "Abdullah Çatlı ve Kürşat Yılmaz'ı öldürmesi için kendisiyle anlaşmaya çalıştıklarını, cinayetlerin yerlerini Şahin'in saptayacağını" iddia etti.Çete kurmaktan mahkumiyet aldıysa da hafıza kaybı gibi rahatsızlıklar nedeniyle yatmadı. Karardan sonra "AB ve ABD Kıskacında Türkiye" adlı bir kitap yazdı. Bir kitap yazdı Eski Kontr-Terör Daire başkanı. Susurluk bağlantılı bazı teşkilat mensupları ve Susurluk Çetesi'nden hemen herkes onunla "küs" durumunda. Abdullah Çatlı'nın istihbarat amaçlı kullanıldığını ancak daha sonra kontrolden çıkıp kendisini bile görevden aldırmak istediğini söyledi. Tarık Ümit'in kaçırılmasının ardından Mehmet Ağar'ı aradığını ve serbest bırakılmasını söylediğini açıkladı. Yeşil'i, Abdullah Öcalan'ın öldürülmesine yönelik 6 Mayıs 1996 tarihli operasyonda kullandığı ileri sürüldü. MİT'in Yeşil, Çatlı, Çakıcı gibi adamları kullanmasını doğru bulmadığını söylediyse de onları kullanmayı "mevzuat damdan düşmedi" diyerek açıkladı. Mesut Yılmaz onu evini dinletmekle suçladı. Alaatin Çakıcı'nın yakalanmasından sonra Washington'dan merkeze çağırıldı. Emeklilik kararına direnince Mesut Yılmaz'ın onayıyla Şeker Fabrikaları'na müşavir olarak atandı. Şimdi otel ve kumarhaneler zinciri sahibi Sudi Özkan'a danışmanlık yapıyor. "Sentez" isimli yeni bir kitap çıkardı. Sudi Özkan'a danışmanlık yapıyor Abdullah Çatlı, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Hadi Özcan'la ilişkisi olduğu, JİTEM'in kurucuları arasında yer aldığı, Çatlı öldüğünde hastaneyi arayarak cesedinin Sami Hoştan'a verilmesini istediği öne sürüldü. Çatlı ile yaptığı telefon görüşmeleri hakkında yargılanmasına izin verilmedi.Susurluk'tan sonra tuğgeneralliğe terfi etti. Emekli oldu, güvenlik şirketi kurdu. Sedat Peker'in Turancılıkla ilgili internet sitesinin açılışında baş konuk oldu. 2005'te Azerbaycan'da Ermenilere karşı örgütlenmeye gittiği öne sürüldü. Emekli oldu, güvenlik şirketi kurdu MİT ajanı. 1975'te teşkilatla ilişkiye geçti, 1978'de ilişkisi resmileştirildi. Mehmet Eymür'ün ekibinde yer aldı. 1994 yılında Korkut Eken aracılığıyla Mehmet Ağar'la tanıştı. Kimliği belirsiz kişilerce 1995'te kaçırıldı, halen kayıp.Orta Asya'daki 4,5 milyon dolarlık uyuşturucu parasının Kıbrıs'ta First Merchant Bank'ta aklanması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlık yüzünden, uyuşturucu ihbarı ve Susurluk Çetesi ilişkilerinin bozulması sonucu kaçırıldığı iddia edildi. Kaybolmasının ardından Mehmet Eymür'ün, kızı Hande Birinci'yi arayıp babasının Korkut Eken tarafından kaçırıldığını belirttiği öne sürüldü. Onu en son görenlerin Özel Timci polisler Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu olduğu anlaşıldı. 11 yıldır kayıp Fikri Sağlar kazadan sonra TBMM'de oluşturulan Susurluk Komisyonu'nun üyesiydi. "Kod Adı Susurluk" adlı kitabı karanlık ilişkilere ışık tutttu. Şimdilerde Kanal D'de yayınlanan "Kod Adı" adlı diziyle de Susurluk Çetesi'nin derin para ilişkilerini gözler önüne seriyor. Çetenin öyküsü dizi oldu

İstanbul'a kar yağacak mı? Bünyamin Sürmeli canlı yayında açıkladıCNN TÜRK meteoroloji editörü Bünyamin Sürmeli İstanbul'a kar gelecek mi sorusunun cevabını Deniz Bayramoğlu'nun sunduğu Gündem 13 programında yanıtladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber