Geri Dön

1400 sayfa sizi korkutmasın

Alexandre Dumas-Pere'nin başyapıtı "Monte Cristo Kontu"nu 140 sayfalık "derin" bir romana ayıracağınız süre içinde okuyup bitirebilirsiniz. Kitaplarında öyküyü ustalıkla kuran Dumas'nın tek "kusur"u edebiyat paralamamaktır çünkü

1400 sayfa sizi korkutmasın




Benim babam Fransa'nın en iyi kılıç kullanan adamıydı."
Çocukluğumuzda, 1940'larda, oynarken en çok söylediğimiz cümle belki de buydu. Elimizdeki tahta sopalar kılıç, bizlerse birer Louis Hayward'dık.
Louis Hayward'ı kim hatırlayacak şimdi... Önemli bir oyuncu değildi. Ama gelmiş, "Demir Maske"yle, "Monte Kristo'nun Oğlu"yla Gary Cooper'ların, Errol Flynn'ların arasına sıkışmayı, geçici bir süre için bile olsa başarmıştı.
"Kılıçlaşma"da Errol Flynn'in üstüne yoktu elbet. Ama "Monte Kristo'nun Oğlu"nda Louis Hayward'ın Ferdi Tayfur'un ağzından dökülen "Benim babam Fransa'nın en iyi kılıç kullanan adamıydı" cümlesi, o tek cümle kendisini her gün anmamıza yetmişti.
Monte Kristo kimdi, bilmiyorduk o sıralarda. Bunu "Oğlu"ndan sonra gördüğümüz "Monte Kristo" filminden anlayacaktık. Haksız yere zindana atılan, bir ölünün yerine geçerek oradan kaçmayı başaran, hazine bulup zengin olan, sonra da düşmanlarından öcünü alan bir kahraman.
Yaşıtlarından çoğu "Monte Kristo"yu sadece film olarak bellediler. Benim gibi okumaya meraklı çocuklarla gençler, özet sayılacak çevirilerle nefis körlettiler.
Geç oldu, herhalde güç de oldu ama sonunda baba Dumas'nın "Monte Cristo Kontu"nun tamamına kavuştuk (İthaki Yayınları; çeviren: Aysen Altınel).
"Bu devirde kimin 1400 sayfalık roman okumaya mecali var?" demeyin. Ben o kadar kötümser değilim. Yazarı Alexandre Dumas-Pere olursa okunur diyorum.
***
Baba Dumas on dokuzuncu yüzyılın en önemli romancılarından biridir bence. Dileyen onu küçümsemekte özgürdür elbet. "Monte Cristo Kontu"nun yanı sıra "Üç Silahşörler", "Siyah Lale", "Kraliçe Margot", "Demir Maske" gibi yapıtları "tefrika romanlar" sınıfında değerlendirilebilir.
Doğrudur, tefrika edilmiştir bunlar; ama o dönemlerde çırpıştırılan romanların hangileri günümüze kalabilmiştir? Kimler bugün de okunabilmektedir? Aralarında Charles Dickens gibi bir devin de bulunduğu üç-beş yazardan başka?
Baba Dumas'nın en büyük özelliği "hikaye etme" ustalığıdır. Tefrika romancıları genellikle bir konu bulurlar. Sonra başlarlar yazmaya. Her gün yazdıkça, yazdıkları bir yandan yayımlandıkça, konu bir öykü içinde gelişir, değişir, sapar, uzar, yan öykülerin katılımıyla dağılır... Sonunda roman biter. Yazar yeni yapıtı için bir başka konu peşine düşer.
Baba Dumas ise öyküsünü önceden kurmuş, tasarlamış, her şeyi en ince ayrıntısına kadar saptamış gibidir. Yazmayı bitirdiğinde, ortaya sanki birkaç kere elden geçirilmiş, cilası çekilmiş bir roman çıkar.
***
Edebiyat sadece Joyce, Kafka, Faulkner, Camus değildir elbet. Barbara Cartland'ları, Mickey Spillane'leri bana kimse edebiyatçı olarak kabul ettiremez; ama Jules Verne de, Conan Doyle da edebiyattır.
Baba Dumas da öyle.
Gerçekle kurguyu ustalıkla kaynaştırır, kişilerinin yaşadığı duygusal karmaşaları ustalıkla verir, öyküsünü ustalıkla kurar.
Tek "kusur"u edebiyat paralamamaktır galiba.
"Monte Cristo Kontu" onun bütün özelliklerini yansıtan bir roman. Bu açıdan belki de en başarılı yapıtı. 1400 sayfa sizi korkutmasın, 140 sayfalık "derin" bir romana ayıracağınız süre içinde okur bitirirsiniz kitabı.
***
Biz yirminci yüzyılın ortalarında bahçelerde boğuşurken, "Benim babam Fransa'nın en iyi kılıç kullanan adamı" diye bağırıyorduk.
On dokuzuncu yüzyılda da baba Dumas'nın oğlu, "Kamelyalı Kadın"ın yazarı Alexandre Dumas-Fils, "Benim babam Fransa'nın en iyi kalem kullanan adamı" diye böbürleniyordu herhalde.

13 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber