500 milyona Kavaklıdere!

Yıllanmış Türk ve dünya şaraplarının açık artırmaya çıkarıldığı Antik A.Ş. müzayedesi büyük ilgi gördü. 1500 şarabın yüzde 90'ı satıldı, bir şişe yıllanmış Kavaklıdere şarabının 500 YTL'ye kadar yükseldiği oldu

myalcin@turk.net Sotheby's ve Christie's gibi ünlü İngiliz müzayede evlerinin şarap müzayedeleri öncesinde o şarapları tanıtmak için yaptığı tadım seanslarını andıran bu ortam, Londra ya da Paris'te değil, İstanbul'da hazırlanmıştı. Türkiye'de ilk kez yapılan bu tür bir tadım, 4 Haziran Cumartesi günü Maçka'daki Antik Palace'ta yapılacak şarap müzayedesi öncesinde, dünyanın en iddialı şarap kav dolaplarını üreten Gaggenau firmasının sponsorluğunda düzenlenmişti. Bir saat boyunca Kavaklıdere 1970'ten Petrus 1985'e müzayedede de satılacak olan bir dizi çok nadir ve değerli şarap özel dolap sayesinde ideal sıcaklıklarında tadıldı, özellikleri keşfedildi.Geçen yılki TMSF şarap müzayedesinin ardından Türkiye'nin koleksiyonerlerinin şarap satabildiği bu ilk şarap müzayedesine ilgi, kuşkusuz Uzanların hacizli şaraplarının satışındaki kadar yüksek olmadı. O şaraplar hem aylar boyu basında yer almış, hem de Uzanların ismi şaraplara bir "statü" eklemişti. O yüzden fiyatlar dünya piyasalarının çok üstüne çıkmıştı. Bu Uzansız ve skandalsız müzayede ise gerçek şarapseverlerin kimseye hava atma yarışına girmeden, kendi aralarında sakince sevdikleri şarapları paylaştıkları bir aktivite oldu. Hiçbir şarapta çok aşırı fiyat artışı olmadı, şarapların yüzde 90'ından fazlası satıldı. Zaten şarapların fiyatları belirlenirken dünya piyasaları göz önüne alınmıştı. Kimi şarap dünya fiyatlarının yüzde 10-20 üstüne, kimi de altına satıldı. Şaraplar ikişer, üçer, beşer şişelik partilere bölündüklerinden meraklı şarapseverler çok çeşit satın alabildiler. Etrafı nadide antikalarla dolu dev salonun ortasında, turkuvaz renkli kadifelerle kaplı sandalyeler üç sıra dizilmişlerdi. Önlerinde yine antika masa ve sehpalar, üzerlerinde de küçük tükürme kovaları göze çarpıyordu. Sandalyelerde oturanların yüzlerinin dönük olduğu yerde ise bir konuşmacı elindeki tozlu şişelerle ilgili bilgi veriyor, ardından da açarak servise yolluyordu. Konuklar, küçük kristal tadım kadehlerinde şarapların tadına bakıyorlardı. Müzayedede 2 bin YTL'ye Château d'Yquem, 1500 YTL'ye Petrus, 1400 YTL'ye La Tâche gibi şarapların eski rekolteleri alıcı buldu. Bunlar son derece normaldi. Ama sıra normalde pek yıllanmayacağı, yıllansa bile prim yapmayacağı düşünülen Türk şaraplarına gelince, onların da yüksek fiyatlara alıcı bulabildiği görüldü. Nitekim Kavaklıdere'nin bir kasa 1970 kırmızısı 1300 YTL'ye, iki şişe 1940 Tatlı Sert'i ise bin YTL'ye satın alındı.Alımları yapanların büyük bölümü tutkulu şarapseverlerdi. Antika müzayedelerinde bol bol bayrak kaldıran "yüksek sosyete"miz ise ciplerinin aksesuvarlarına ya da yeni cep telefonu modellerine milyarlar akıtırken, dünya fiyatlarıyla ayağına kadar gelmiş yıllanmış şarapların satışına pek ilgi göstermedi. Böylece şaraplar aşırı fiyatlanmadan, onların hakkını vermeye hazır şarapseverler arasında dağılmış oldu. Alıcılar arasında Ulus'taki Sunset ve Levent'teki Şans gibi kavlarını zenginleştirmek isteyen lüks restoranlar da vardı.Müzayede, Türkiye'de de yıllanmış şaraplara düzenli bir talebin olacağını, şarapseverlerin ideal olgunluklarındaki bu tip şarapların tadına varmaya başladıklarını gösterdi. Kavında yıllanmış şarap stoku bulunduran Kavaklıdere de şaraplarını iyi fiyatlardan satabildi. Umarız belli kaliteyi yakalayan diğer üreticilerimiz de artık mahzenlerine iyi şaraplardan ciddi miktarlarda kaldırırlar ve gelişecek olan bu yıllanmış şarap meraklılarına yeni seçenekler sunarlar. Yerli şaraplar da iyi fiyata gitti Geçen pazar günü simidimi aldım, ince belli bardakta tavşan kanı çayımı vapurun güvertesinde yudumlayıp simidimi kıtırdatarak yemenin hayaliyle Karaköy iskelesinden Kadıköy vapuruna binip arka güverteye kuruluverdim. Ama o da ne? Az sonra elinde biçimsiz bir tepsi, üzerinde biri "Nescafe" yazan iki termos ve bol naylon bardakla kılığını da yadırgadığım biri beliriverdi. Meğer vapurlar İstanbul Belediyesi'ne bağlı İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi'ne devrolunur devrolunmaz, yıllardır vapurlarda midesi bulanana nane şekeri, vitamin almak isteyene üstü toz girmesin diye metal kapaklı bardakta portakal suyu, benim gibi çay-simit tiryakilerine ince belli bardakta çay, hatta Türk kahvesi satan büfecilere yol verilmiş. Onların yerini Turing'den devralınan tesisleri işleten belediye şirketi Beltur almış. Beltur da on dakikada vapurların onyıllar boyu oluşmuş bu güzel geleneğini yok edivermiş. Herhalde Nescafe'den biraz para -ya da bedava termos- alındı ki, Türk kahvesini kolay pişirmek için Arçelik gibi firmalarımızın makineler geliştirdiği bir dönemde, Türk kahvesi kovularak hazır toz kahveye dönülmüş. Herhalde yakında demli çay da kalkar, Lipton'dan biraz para alınıp poşet çay konur.Kültürümüzün en güzel unsurlarından bazılarını böyle hoyratça "kamusal alan"dan çıkarıp atanların, "muhafazakâr" oldukları iddiasındaki AKP'li belediyeler olmaları da ayrı bir çelişki. Üstelik bütün bunlar, "İstanbul'u dünya turizminin gözbebeği yapmak istiyoruz" diyen bir büyükşehir belediye başkanının ve "İstanbul'u dünya kültür başkenti olmaya aday göstereceğiz" diyen bir valinin döneminde oluyor. Kültürünüzün en güzel yaşayan izlerini silin, ondan sonra turistlere Dördüncü Murat kıyafetli adamlarla Maraş dondurması kestirin... Buyurun. Vapurda çay keyfini bozmayın!

Şarkıcı Linet’ten çıplak ayak dans şovBostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye çıkan Linet, kalça dansıyla kendisini dinlemeye gelenlerden tam not aldı. Linet'in dans gösterisi dakikalarca alkışlandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber